19 september, 2014

Cevapsız sorular

Soruma cevap ver

Nabıyon? Napim sen napiyon? Ha napim diyon yani. İyi yani, ben de hiç yani napim (yıllardır ne yaptıkları belli değil). Çok önemli bir soru aslında napıyon/napıyorsun/ne yapıyorsun/nörüyon? Nörim sen nöriyon. Son zamandır bu cümleyi kullanıyorum. NÖRÜYONN LOW? NÖRİM, SEN NÖRÜYON? Senin ne yaptığını merak ediyorum. Eğer sana ne yapıyorsun? diye soruyorsam 'sana değer veriyorum' anlam katagorisine giriyor. Bir insana naber? diye hal hatır sormak onu merak ettiğin anlama gelmez. Bende en azından hakkın var, bu yüzden n'aber?

NÖRÜYON? NÖRİM, SEN NÖRÜYON? Yani diyor ki, canını yiyim ben mi hep seninle konuşmam gerekiyor bir kere de sen yaz bana ne yapıyorsun? Bi sorunun içinde çok fazla anlam var. Önemli olan bunu algılıyabilmen. İnsanlar boşa yazmaz. Boşa yazdığını düşünen insanlar vardır sadece. Susmakta bir cevaptır aslında, ya seninle görüşmek istemiyorum dur ya da yüreğim konuş derse bile mantık izin vermiyor bu yüzden sus dediği içindir bizim susmalarımız. Ben hiç bugüne kadar sorularıma cevap alamadım. Aldıysam, net bir cevap değildir. Soruların cevaplarını öğrenmek için koşman gerekiyor. Ama bir müddet sonra yoruluyorsun, cevapsız sorular alanına giriyor. Biz soruyoruz, cevabı veren yoruluyor (where is the adalet?).
Aslında soruların üç basamakları vardır: 1. 'Nasılsın?" ... 2. 'Ne yapıyorsun?' ... 3. 'Seni seviyorum'. Herkes üçüncü basamağa gelmek için emek verir. Üçüncü basamak aslında sadece bir soru değil, soru ve cevaptır. Seni seviyorum. Beni seviyor musun? Bazen insanlar cesaretini toplayıp üçüncü basamağa kadar gelir, çoğu zaman hayal kırıklığı ile bittiğinden dolayı üçüncü basamaktan sonrası gelmez... Bazen bir 'merhaba' bile sonradan bize çok gelir. Bazıları seni seviyorum der, sonra nasılsın? Ne yapıyorsun? ... Merhaba.
Mesela ömrüm boyunca arkadaşlarımın ne yaptığını bilemem, bilmem; "Napıyon la?" dediğim zaman "hiç la napim, sen napiyon?" der. Bu hiç ne mübarek bir kelimeymiş Allasen. Hepimiz boş yaşıyoruz. Bende Allahım niye, niye ben bukadar boş bir insan oldum, niye? Diye soruyorum. Meğersem kaynağı arkadaşlarım mış. Lan hepsi hiç yapıyor. Hiç mi yapılırmış. Kim lan bu hiç? KİM SÖYLE? Ben her zaman alamayacağım soruların cevaplarından çok korkarım. En son biri var dı, bilmem ki hala var mı? Benden oldukça daha da olgun olduğunu düşünüyordum. Hiç bir zaman duygularımı açığa veremiyorum. Çünkü korkuyorum. Gider diye, kalmaz, tanımaz, hoşça kal bile demez diye. Bana "söyle" dediler. Ne hissettiğini söyle. Söyleyemiyorum dedim. Ben sadece yazarken ne hissettiğimi ne düşündüğümü söylebiliyorum dedim. O zaman yaz dediler. Anlayacağın gaza geldim. Tamam lan, kaç kere kırılır bir kalp? Diye sordum kendime. E cocukta kendinden emin dedim bildiğin Romeo/Juliet , Safiye/Faik bir Aşk-ı memnu destanını yeniden yazdım çocuğa bildiğin kapı gibi devlet yazısı yazdım. Yok ben böyle hissettim de öyle hissediyorum da zart zurt falan filan derken çocuğa "Şimdi bana sen ne düşündüğünü söyler misin?" dedim, bak yemin ederim bana hamam foto yolladı. Yani çocuk hamama gitmiş, belinde havlu falan yanında arkadaşları bana yolladı. Lan dedim benimle dalga mı geçiyorsun? Destan-ı izdivaç yazdım lan ben sana, sen bana hamam foto yolluyorsun? Çocuğa demedim ama kısaca kendimden ona evrenden haber yolladım 'siktir git' diye çok net bir şekilde. Oturup ağlayacaktım. Ben bildiğin duygularımı döküyorum, sen bana hamam foto yolluyorsun? Bu mu lan adalet? Sensin hamam. O günden sonra her bir soruya evet/hayır/hiç/napim/nörim/hıı/olur ya/aynen/boş ver/eyvallah/hayırlısı diyorum, aslında şu hayırlısı kelimesinden de nefret ediyorum da o başka bir konu.

Duygularını hiç bir zaman birine anlatma. Açığa dökme. Seviyorum deme, nasılsın? de. Ben yazarken tüm duygularım, düşündüklerim ve hissettiklerimle yazarım. Karşımda ki kişinin bunu da anlamasını beklerim. Bu arada çocuk ne düşündüğünü hiç bir zaman söylemedi. Bu yüzden cevapsız sorulara çok uyuz olurum. Nasılsın? İyi de, kötü deme çünkü boş ver diyecekler sen de sinirleneceksin. Ne yapıyorsun? dediklerinde yuvarlanıp gidiyorum de, biraz karşı tarafın hayata bakış açısını değiştirmesini sağla. "Ulan bu dünya nasılda yuvarlanıp gidiyorsun sen?" diye bırak düşünsün dursun. Mesela en son birine yine "Napıyon lo?" diye sordum, "Hiç napim," dedi. HİÇ misin olm sen? Ne hiçi lan bu? HİÇ mi seni dünyaya getirdi. HİÇ napim ne lan? Bana artık HİÇran de mi bu ne bu? Ne lan bu anasını satıyım 365 gün napıyon diye soruyom HİÇ mi bir şey yapmıyon lan hayatında? Sorularıma cevap ver, cevapsız bırakma. Susmakta bir cevaptır aslında ama beni hiç görme.

Eğer uyuz olduğum bir şey varsa o da değer verdiğim zaman karşılığın görülmemesi. İnsanların hiç bir boktan anlamaması. Bu dünyada "amk bi ben miyim akıllı olan lan" diye kendimi düşünmekten alamıyorum. Küfür edip te "çok ayıp" diyenler bile bir "hiç" kelimesinin veya bi hamam foto'nun nekadar küfürlü olduğunu bilemezler. Biz ne yaparsak yapalım, her zaman bir cevapsız soru vardır bu hayatta, mesela "Nörüyon?" ... "Nörim la sen nörüyon?" ...

Kaldı geriye cevapsız sorular,
Şüheda Özyar


NOT: Hiç mi bana vereceğin bir cevabın yok?

Geen opmerkingen:

Een reactie posten