31 oktober, 2014

Diyorsun?

Dedim bile

Söylediklerin değil de, aklından geçenleri bilsem yeterlidir benim için. Bir insanın yaptıkları benim için çok önemlidir. Hareketleri, davranışları, karşında ki kişiye olan saygısı. Seviyorum dersin, ardından gidersin. Gidersin ama seviyorum diyemezsin. Diyorum ki, biz insanlar belirli bir yaştan sonra herşeyin neden tekrarladığını kendimize sormaktan vazgeçmeliyiz. Sen giderken, niye gidiyorsun? Değil de, gidersen yolun açık olsun diyebilmeliyiz veya gitmeden önce "Gitmeyeceksen, gel. Gideceksen hoşça kal" demeli bir insan. Biz insanlar çok hassas insanlarız. Kalbimiz çok çabuk kırılır, mesela benim kalbim çok çabuk kırılır. Bir papatyanın yaprağını kopardıkları gibi koparırlar beni. Bence aslında biz insanlar kendimizden başkasına inanmamamız gerekiyor. Önce sen, sonra yine sen...

Çok hassas bir insanım. Hani çok çabuk alınganımdır mesela, veya bir şeyin olacağına çok çabuk inanırım veya hissederim. Benim hazinemde zaman diye bir kelime yoktur çünkü zaman aslında sadece beş harften oluşan bir kelime ve bizi teselli etmesini inandığımız bir anlamı var: beklemek, geçecek, unutulacak ve her şey güzel olacak. Neden bir şeyin şimdi güzel olacağından kendimizi garantiye alamıyoruz? Veya neden bir insan gerçek yüzünü hemen karşında ki insana göstermiyor? Zaman kelimesine inanmam çünkü bu insanlara bağlı olan bir şey, hayırlısı derim. Olayı uzatmadan konuya giriyorum. İnsanlar çok boş. Kimse sen değil ve kimse asla senin gibi düşünmeyecek. İstersen 1 dostun olsun, istersen bin tane... hepsi bir birinden farklı. İstersen bir sevdiğin olsun, veya konuştuğun birileri, abi boş işler anlıyor musun. Bazen laf olsun diye ağır sözler paylaşıyoruz ama iyi değiliz anlıyor musun. İçten gidiyor abi, kanıyoruz kendimize, karşımızda ki insanlara inanıyoruz, arada ki hata bu biliyor musun, biz insanları çok ben yaparız, karşımızda ki insan bizi sallamaz bile. İsterse sağ kolun olsun, isterse sol kolun, insanlar boş anlıyor musun. Seni takıyor gibi yaparlar ama takmazlar. Gelip gidiyorlar abi, yeri geldiğinde sallamıyorlar. Kullanıp atmasını biliyorlar ve asla kimse senin dediğine ne değer verir ne de seni anladım diyerek geçiştirir. Biri bana "seni anlıyorum" dese, "Kendince 'anlamak' ne ise, onu anlamışsındır" derim. Çünkü benim ne düşündüğümü sen bilemezsin, anlamazsın abi sen. Kimsenin sığınacak bir kapı aramasın. Otur duâ et derim. Allaha sığın. Ona inan, ona âşık ol. Ona bağlan.
İnsanlar abi çok saf, gereksiz bazen ve cahil olduğunu düşünüyorum. Lan kafayı yiyorum niye diyorum biri senin o kişiye verdiğin değeri o da aynı şekilde sana vermesin diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Niye bir insan sana durduk yere bok gibi davransın? Hani moralini bozmaya değmez anlıyor musun. Yeri geliyor "siktir et" diyorum abi çünkü net bir kelime anlıyor musun. Senin adamlığına siktir et. Senin verdiğin değeri siktir et abi zaten insan olsaydın önce karakterine sahip çıkardın sonra beni önemserdin. İnsan abi sevdiği insanı bilmez mi? Hani ne bileyim yok ya, cümle kuramıyorum bukadar şerefsiz olunmaz diyorum. Bir kadın da şerefsiz olur adam da, farklılık yok.
Değer abi... saygı diyorum. Nasıl olur da bir insan bunların ikisini ön plana alamaz? Nasıl olur da bir İNSAN, bak İNSAN diyorum bu ikisinin kelime hazinesinde çok ağır kelimeler olduğunu bilmiyorlar. Sinirlerim bozuluyor abi milletin hiç bir boktan haberi olmadığını görünce. İnsanların boş konuşmalarına dayanamıyorum çünkü her KELİME önemlidir. Mesela sevdiğin insan bile ağızından çıkan bir kelime ya, bir kelimeye bile bakar okadar değerlidir kelimeler, satırlar, cümleler. Kimse kimsenin değerini bilmiyor, bilen de götten sallıyor amk. Bile bile kaybedilmez bu hayatta, vardır bir nedeni. Bile bile çekip gidilmez, bunun da var bir nedeni hatta bile bile bir insana şerefsizlik yapılmaz bunun nedeni de karakterindir, sensindir.
İnsanların sonradan boku çıkması gibi bir olay var hepimiz aynı darbeyi yiyoruz. Ama mavi olan herşeye inan. Mavi sonsuzluktur, ne seni aldatır ne de yanıltır. İnsanlar boş abi. Gider, döner dolaşır gezer sayar söver kabul edersen: sende de var bir ayarsızlık. Mavi olan her şey güzeldir tıpkı güzel olmasını istediğin insanlar gibi.

Bence beni fazla oyalama. Diyorsun? Dedim bile. Oyalama abi, insanlar bir birini boku bokuna oyalamasın. Benimle boş işlerle uğraşma abi. Önce kendini bir tanı, geçmişini unutamayan bir insanın geleceğine dair planları zaten olamaz. Mavi dediğin zaman tutacaksın kolundan "Benimsin," diyeceksin bitecek olay. İnsanlar diyorum, ne istediklerini bilmedikleri zaman seni oyalar "zaman" der, vurur darbeyi giderler. İkili oynama abi, iki kişilik insanlık bitti bu dünya da.

Öyle mi diyorsun Şüşü?
Dedim bile,
Şüheda Özyar


NOT: Oyalamadan git. Yolun açık olsun.

"Tek bir harfin değerini bilmedikten sonra papatya yaprakların suçu ne?..."

30 oktober, 2014

Sınav

Nasıl geçti?

Bok gibi geçti nasıl geçsin dalga mı geçiyon benle böyle bir soru mu olur olum. Hani ne öğrendim diye sor bi bak yok anlıyon cevap yok. Okadar çalıştım (çalışmadı), okadar derse gittim (uyudu) hala nasıl kötü geçtiğini anlamıyorum. Nasıl da stress'e giriyorum ay Allahım bu Ekim ayın sonları, sonra Kasım ayın başlangıçları niye böyle he mi Lord? Niye böyle Allahım. Kasım da aşk başkadır derken bunu mu kast ettiniz millet dalga mı geçiyonuz benimle. Çok psikolijik baskı var çoook. Böyle her sınav mı bok gibi geçer, bir tanesi de mi "Olm Şüşü gurban olayım B şıkkını ver bak C'ye gidiyon yanlış bak ben bile yoruldum" demiyor. Bu sınav haftaları organizasyon edenleri de anlamıyorum zaten, gelmiş tüm sınavları eşşek oyunu gibi üst üste koymuş, hafıza çok geniş ya çok sağol ya öğretmenim hııı cnm bnm:) tbbi ki sviyoz sni:)

Hafızamızın sadece yüzde 10% kullanıyormuşuz. Geri kalan 90%, what the fuck abi nerdesin beni unutsun demişsin? Demek bu yüzden terk eden edene, krizler, depresyonlar, çarpıcı sözler, ooh wauuw satırlar kuruyoruz. Beyin sadece 10%, geri kalan 90% boş zaten. Öylesine nasıl söylesem çalışmıyor. Ya zaten beynimizin sadece 10% kısmını kullanabiliyorsak, ne diye sınavları araya zumbulluyorsunuz. Bu öğretmenlerin de bir suçu günahı yok garibim okul zorluyor. Bazen okulların düşünme tarzını sevmiyorum, bina bile bok gibi insanın giresi yok. Girdiğin gibi surat bir Nur Yerlitaş oluyor abi motivasyon zart diye düşüyor. E bakıyorsun içeri de ki insanlara ay hiç benim seviyem değil, düşük hepsi, onu geçtim kimse benden daha güzel değil diyorum bi İvana Sert mode on.
Sınavlar bence çok gereksiz. Şimdi Hayat bir sınav diyeceksiniz ama bitch please okul sınavlarından bahsediyorum. Ya bir insanın hedefi 55 olur mu. Olur mu hani soruyorum. BENİM OLUR. Çünkü 55 çok samimi. Çok ohwww cool. Çok benlik. 100 üzerinde 55 aldık mı kurtardık abi biliyorum ben. 100 üzerinde hedefi 80 olanı gördüm. Bakışımı yakalasın o, o nasıl bir öz güvendir. Bir de sınıfda kafa dengi olan bizim gruba bakıyorum "Olm 55 tutturduk mu aldık puanları ha"... "Lan Balık arkamda otur sen sınavda bir puanda bir puandır" ... "Kopya çekek bence bizi anca o kurtarır". Sınav döneminde mantık olarak hiç bir konuda çalışmayan bu beyin, bırak 10%'unu bildiğin 5%'ini kullansam mutlu olacağım o derecede. Sınavlar insanı çok zoruyor. Durduk yerde panik, stress, sıkıntı, bir de okulun "bu sınavı alamazsan devam edemezsin" diye bir tehdit show'u var. Şeytan diyor ki: Öyle mi? GET THE FUCK OFF! Al sana sınav, ha yok aminno asitto eşşoğlu eşşeğe bak benimle oyun mu oynuyorsun lan diyecem çekip gidecem abi. Havam olur, diplomam olmaz, evdekilerden bir sürü azar, karşılaştırma, sıkıntı, baskı derken zorbela geri gidersin. Olay bence bizim okulu takıp veya takmamız değil, evden bi baskı yiyoruz abi "Öyle okudum, böyle okudum, o böyle okuyor, bu böyle okuyor, bi alamadın şu sınavı" derken insan e yeter da diyor, alayım şu sınavı da başka konular hakkında konuşalım.

Bir sınav için çalışmaya başladığım ilk dakikasında konsentrasyonum dağılır. Bildiğin ders hariç "ulan dünyayı nasıl kurtarsam" düşüncesine bile sahip oluyorum. Kendimi çekiyorum, şarkı söylüyorum, kalkıyor bir odaparty veriyorum, fal bakıyorum, eski sevgililerimi gözden geçiriyorum, yeni sevgili adayları arıyorum sonra kim kimle çıkmış kim napmış napmış??? AYYY YUUUH hemen bi printscreen yapayım da whatsapp'dan atayım biraz daha konsantrasyonum dağılsın, saçmalama tabii ki de ders çalışıyorum derken aradan üç saat geçiyor "taam taam yeterince çalıştım" diyor konuyu kapatıyorum. O cümleler, o kelimeler, o altını çizmeye çalıştığım satırlar derken abi kitabı salladım o dersin özeti bile 15 sayfa. İçli dışlı hepsi önemli işte o koyuyor adama. Hiç bir zaman "Evet. Şimdi ders çalışacağım" diyipte bildiğin tüm gün ders çalıştığımı hatırlamıyorum çünkü abi biliyorum yine sonunda o 55'i tutturacağım. O diploma zaten elimde olacak anlıyor musun, ister 4 sene sürsün ister 8 sene, bir gün inşAllah mezun olacağız zaten.
Sınava girdiğin an var, okuduğun ilk soru "la kolaymış şükür" diyip de ikinci soruyu okuyup "sçtk:)" kelimesinin arasından saniyeler oynuyor. Sınav sonrası hiç bir zaman "Bilmem fena geçmedi" dediğimi hatırlamıyorum. "Nasıl geçti lan sınav?" ... "Bok gibi" derim çünkü abi çok samimi bir kelime. Başka açıklaması yok anlıyor musun, harbiden bok gibi geçti ama ciddi anlamda iki tane sınavım bu dönem bok gibi geçti yani yok anlıyon başka bir kelime yok. Benim Balık diye bir arkadaşım var. Ne desem saniyesinde unuttuğu için ona Balık derim. Şimdi benim sınavlarım iki haftaya bölmüşler. Bunun ki bildiğin 5 gün arka arkaya. Geçen ders çalışıyordu bi baktım facetime'dan arıyor. "Lan nabiyon olm dersine çalışsana" dedim... "UYGU YOG, GAFA YOG" diye bi cümle kurdu ajhdgfkajhgdfj. Yıkıldım. Yarım saat güldüğümü hatırlıyorum resmen çünkü abi biliyorum biz öğrenciler hep aynıyız, farklı olanı görmedim. Uykusuz kalırız çünkü hedefimiz 55'i tuttursak da kurtulsak amk bu nedir ya uygu yog gafa yog.

Ben sınavları aşka biraz çok benzeterim. Bu yüzden galiba sınavlar Kasımda ve Kasımda aşk başkadır. Sınavlara çalışırsan alırsın çalışmazsan zor bela inişli kalkışlı ya alırsın ya da saya saya tekrarlama sınavına girersin ama o sınavda sana girer. Aşk da böyle bir şey. Emek gösterirsen, senindir... göstermezsen inişli, kalkışlı, ha var ha yok, ha senin ha başkasının der kaybedersin. Sonunda kurduğum cümle aynısıdır "Aranız nasıl lan?" ... "Bok gibi olm böyle soru mu olur", der yoluna bakarsın.

Uygu yog, kafa yog
Şüheda Özyar


NOT: Kasımda aşk başkadır, sen Kasımda gel...

Her sınav da giyilmesi gereken original OHÁ tişörtleri şimdi dünyanın her yerine kargo ücretsiz!:
#kasımdaaşkbaşkadır


24 oktober, 2014

Dj Akman

Ne dinLeRdiMmM

Mc Serkan, Tripkolik, Musa ft. Gülşah, Grup Sabii, Ercan Demirel, kanlı gül msn profil fotoğrafları vs. derken bi bakıyorum ki baya 15 yaşında falan ağır depresyondaymışım. Kırılıyorum abi nasıl damar sözler dinlemişim. Nasıl da herşeyi dinlemişim. Nasıl da bildiğin ağır yaralıymışım. MSN'de platonik herkese aşıktım, ama herkese. Online olup yazmadığında bir DJ Akman açardım, status görünsün diye çırpınırdım. Profil fotoğrafıma yanlışlıkla kalbini sağ tarafını tutan adamın resmini koyardım. Kanlı resimler, apaçiler modanın damgasını vurmuştu. Abi bildiğin DJ Akman ya, nasıl dinlerdim yarappim, nasıl sıkıntıya sokardım kednimi... nasılda çok sevmiştim seni, sonra seni, nasıl güzel online olup offline giderdin zalimin çocuğu, nalet olsun bu aşklara, ben bir defa severim bin defa sevemem DJ AKMAN - BEDDUA!! YeTerrRr HaYaTTt GüLüMm(U)

Bazen diyorum ki 'lan ben hangi kafadanmışım?'. Bildiğin bu soruyu soruyorum hani şu şarkıları dinlediğim zaman. Ya şarkı da değil aslında bildiğin rap. Nasıl in, nasıl moda, nasıl bir trend yarappim kanıyorum o derecede. Nasıl dinlerdim ya nasıl da ezbere bilirdim tüm sözleri. Çok dinlenirdi, ama herkes tarafından. Biz çok dertli insanlardık o yüzden psikolojimiz bozuk. Biz çok DJ Akman dinledik o yüzden bu dünya bize fani dünya dostuMmMmm! Bazen geri dönüp baktığım da bukadar çok güleceğimi hiç beklemiyordum. MP3 çalarıma basa basa indirirdim. MP3 çalarımı boynuma takardım moda diye, havam olsun diye. Next diye basardım TRAK, DJ AKMAN - Gitme, diye çıkardı. Dersde bir kulağıma takar dinlerdim. Okula bisiklet sürerken, gece yatağa girerken menapoza giriyordum amk valla ertesi sabah şişmiş bir şekilde uyanırdım. Sırf sms'lerim bitti diye. Bazen MSN'de kendimi Busy moduna koyardım sırf online gelir diye bilmem ne. Biz eskiden çok sevdik, ama eskiden gerçekten sevdik. Dönüp şarkı sözlerini dinlediğim zaman çok ağır geliyor, lan diyorum bukadar iç açıcı sözler olamaz. Bukadar adamı sıkıntıya sokan sözler bulunamaz. NEDenN giTtinN sEnN?? Şimdi ki şarkılara bakıyorum abi Hande yener "Naber?" diyor, Hadise "Nerdesin aşkım" diyor ama hepsi pop anlıyor musun. Bizim Raplerin sonunda bir Film Gibi programında ki fon müziği gibiydi. HATTA, bunu hatırlamayan ağır ilk okulludur hani bir klip vardı, böyle japonlar, kızın gözleri görmüyor bilmem ne çocuk aşkından gözlerini veriyor. Youtube'da "Dünyanın en duygusal klibi" diyerek beni ağlatan, hıçkıra hıçkıra sövdürten bir klip görmedim ömrümde. Çalan şarkı ise "Görmez olsun". Ya bilenler vardır elbette. Bu nasıl bir kliptir? Bu nasıl bir menapoz temsili bir iştir hiç anlamadım. Ondan sonra Şüşü niye stresslisin? Şüşü neyin var? Anlamıyorlar abi bazen, ben 90lı yılların çocuğuyuyum. Ben DJ Akman ile lise dönemlerimi yaşadım, ben yeri geldim apaçi oldum, yeri geldi kanlı güller yağdırdım, yeri geldi çok sevdim sonra hep damar dinledim, kafayı yemedik şükür iyiyiz hani. İnsanların değerini bildik. Bu şarkı sadece sevenler için, seviyorum diyip sevmeyenler için değil, sadece yürekten sevenler için dedi o anda vuruldum falan. Bence biz insanlar o dönemler çok rap dinledik. Çok o tür rapler sevdik. En son Sağkolum geldi. Ne dinler, ne sever bilmiyorum. Bilmem, bazen bir insanı tanıman için sık sık bir araya gelmen gerekiyor, sesini duyman gerekiyor veya neler yaptığını görmen gerekiyor. Sonra sakin olan bir yere gitmeye karar verdik. Araba da bu MC Serkan açtı. Abi şaşırdım. Baktım çocuk bildiğin rapi kafasından ezberliyor, söylüyor ama mutlu biliyor musun, gülüyor. Sözler ağır olsa bile, onu geçmişine getirse bile eski rapleri dinliyor. Sonra bir tane daha açtı "Bunu bilmen gerekiyor," dedi. Baktım biliyorum, güldüm. Baktım o tüm sözleri kafadan ezbere biliyor, mutlu oldum. Sağkolum aslında bir şey öğretti "Hepimiz aynıyız". Bunu okuyan herkes, biz biriz. Çocuk sözleri kafasından biliyor abi eskileri seviyor dedim, işte aradığım mizah, işte aradığım eskiler, işte aradığım kol bu kol dedim ahdgafkjhg. Ondan sonra eskileri dinledim ve devamlı güldüm. Eskiler bize ne yaşatırsa yaşatsın sonradan gülmemize neden oluyor dedim. Ercan Demirel beni zaten sonradan bunalıma sokan adamlardan biri. Ayrılamam ki severken diye girdi olaya, mp3 çalarımı alt üst etti.
Olay Tripkolik ise bu kadın tribinden rap yapmaya başladığını şimdi anlıyorum. O zamanlar safdık be abi ne bilelim. O zamanlar sevmek, sevilmek, sevilmeyi çok isterdim çünkü şimdi boku çıkıyor. Herkes bir şerefsizlik peşinde. Eskiden gerçekçiydik biz, biz eskiden sözlerin değerini bilirdik, rap yapar, rap söylerdik, şimdi ise sözlerin değeri alayına dalgacı oldu. Çok tutulmuştu lan bu Tripkolik, bildiğin kopuyordum bunun üzerinde. Saçım yandan. Bir gözüm kapalı bir şekilde dolanırdım. Böyle fotoğraflar da hep yüzümü kapatırdım. Esrarengiz style olmuştum. Maniakstyle derdim kendime abi adjhgfakhj bu ne ya. Yedim kafayı. Trıpkolik bana evrimi yaşattı, Converse giyerdim, biri beyaz biri sarı. Bok bok giyerdim anladığın, bok gibi de görünürdüm hani beni o dönemler bilen iyi bilir. Tabii şimdi bir Jolie'yiz artık. Şimdi evrim yaşıyoruz. Sagopa dinliyorum mesela veya Ebru Gündeş abi bu ses bir acayip. Orhan Ölmezi bazen devreye sokuyorum. Rock dinlerim bazen, Seksendört, Gripin falan sonra bi bakıyorum döndüm yine bir DJ Akman, MC Serkan Crazy Ossie. Youtube'dan herkes ünleniyordu o zamanlar. Mesela en son olarak Grup Sabii vardı. Beş kız falan oturuyorlar, biri gitar "ANLADIM SEVMİYORDUN, YÜREĞİMDE DE YOKTUN, BAŞKASINA HAPSOLDUN AAAAAAAAA AAAAAH" ... seviyorsun sandım, sonun da yalnız kaldım.

Bunların hepsi 6/7/8 senelik önce ki olaylar. Biz herşeyi yaşadık galiba. Ben çok gülüyorum eskilere. Sağkolum rap yaptığı zaman belki bununla telefonumun şarjı bitene kadar ekranıma görünen elma olabilirim dedim. Belki bununla rap yaparım ya nerden biliyorsun dedim. Dj Akman diyorum lan Mc Serkan diyorum, Tripkolik diyorum Allah belanı vermesin o Japon klipden bahsediyorum bu ne ya offff. Biz eskiden çok ağladık be. Güldük demiyorum abi çünkü hepimiz emekli olduk ashdgfkjghdf.

Eskiler işte,
Şüheda Özyar


NOT: MP3 çalarımda çalan şarkılar gibisin...

"Beni anlamadığın zamanlar DJ Akman dinle..."

İşte bu:


22 oktober, 2014

Şarj

Bitti bitti!

Dolu ya idare ederim 100'de şimdi. (1 saat sonra): AL BİTTİ BİTTİ N'OLDU? Sevgilim bile yok lan ne ara 30% oldu valla bunalım, valla terk-i diyar bu ne be! İlla uçuş moduna koymam mı gerekiyor bu nasıl bir on-social-life böyle. Tabii cnm mesaj atan yok biliyoruz ama illa bi atan olacak hani o 24 saat boyunca (kimse atmadı). Sen şarjsın ya sen bukadar çabuk bitemezsin. Senin bitmeye hakkın yok. Sen sevgili değilsin, niye trip atıyorsun. Ama aslında... sevgili olsan kesin seninle evlenirdim. İnterneti kapat, ışık mı? siyah ekran olsun, whatsapp? sms atabilirsin, eski fotoğraflara bak "bu nedir ya" de ve hepsini sil, sonra oyunları sil, uçuş moduna koy kendini... veeee... beş dakika bile olmadan uçuş modundan kaldır, "kesin mesaj geldi," diye düşün ve bir şey gelmesin. Sen boş umutlara kapılma. Kapa kapa, kapat şunu, koy uçuş moduna biraz da ulaşılmaz ol a aaaa kalmış orada 20% şarj zaten!

Telefonu anladım ama niye bu telefonun şarjıları bukadar çabuk bitiyor? Evet işte hepimiz bu sorunun cevabını öğrenmek için buradayız veya hepimizin şarjı bitti bitiyor, çıktığı gibi bittiği için bunu okuyoruz çünkü????? HAYAT BİZİMLE DALGA GEÇİYOR SAYIN OKUYUCULAR. Tabii ki: bizden bi bok olmaz düşüncesi telefonum şarjına geçmiş. İndikçe iniyor. Bittikçe bitiyor pezevenk. Böyle imtihan mı olur ya anlamıyorum. Telefonu şarjdan çıkarıyorum 100% diye mutluyum. Şarjdan çıkarıyorum TRAK 99%. Hiç bir zaman 100 ile dolaştığımı görmedim zaten. Hiç bir zaman bir sınava 100 aldığımı da hatırlamıyorum hani ya 55'dir ya da küfürü bastığım için 54. Telefonun şarjı neden bukadar çabuk bitiyor? Aslında abi doğruya doğru, sevgilisi olanın şarjı bizim yoksullardan daha çabuk bitiyor. "Nerdesin aşkım?... Burdayım aşkım... Nerdesin aşkım?... Burdayım aşkım... Ha burdasın burda taam..." bazen Cem Yılmaz bizi iyi anlıyor diyorum. Yani güzel anlıyor. Baya baya anlıyor. Nerdesin aşkım diye biri soran olmadığı için şarjı bazen çok dert etmiyorum. Eğer sevgilinizin şarjı sizinkinden daha çabuk bitiyorsa "KİMİNLE KONUŞUYORSUN?" diye sor. Sor bi ya. Yollamazsa printscreen bitirin olayı. Ondan size zarar gelir. Şarjımı bile bitirmeyen sevgiliyi ne yapayım? Bir şarj neden biter veya neden bukadar çabuk biter? Hiç bir şey yapmasam bile şarj bitiyor lan. Masanın üzerinde seyrediyorum abi anaaaa 89%... 88%... 40% ne? 40 mı? Haaah... öyle işte. Yhanı hiç farkında olmadan mesaj geldi mi gelecek mi, kaç dakika arayla mesaj geldi diye bakmıyorum tabii ki yedim kafayı. Durduk yere şarjım bitiyor çünkü abi o BİLE yoruldu anlıyormusun. Şarj bile diyor ki "La olm yazacaksan yaz oyalama bizi bitmiyelim" diyor. Bazen telefonum şarjı yerine ben şarj olmam gerekiyorum. Bazen çok yoruluyorum. Mesela şimdi sınavlar, projeler derken abi güzel şeyler ama şarjım bitiyor. Sonra bir de seni düşünmekse konu, bitti yani, status: 10% şarjınız kaldı. Pilim bitiyor anlıyor musun, bir de sen yorarsan beni, beni bitiriyorsun. Bazen telefonuna vereceğin değeri bana ver diyorum lan okadar mı zor cevap vermek mal valla mal, ne biterim ne de sana bildirim veririm giderim diye. Beni oyalamadan git, sadece ben yoksam düşüncelerinde git dedi şarj. Şarj olmak böyle bir şey. Mutluysan yüzde yüzsün. Mutluluk falan, huzur derken şarjın bitiyor: sinir, stress, bunalım... hassktr yha:) btti anasnı satıym :):). Deli gibi "ŞARJIN VAR MI?" diye sorduğum oluyor bazen insanlara, o şarjım bittiğinden değil "lan elbet de bir gün mesaj gelecek, kendimizi garantiye alalım" telaşısı o.
Uçuş standında olan bir telefonun neden bataryası su gibi bittiğini anlamıyorum. Lan sen uçuş modundasın ne ayaksın? Uçuş modu = abi bi sktr git valla seninle uğraşamayacağım, demektir. Ne diye krizlere giriyorsun hiç anlamıyorum. Durduk yere bitiyor lan bu şarj, sen kimsin? Abi sakladığım bir şey yok ama ekran bildiğin kara, kap kapra, black modus'a koyuyorum hani bir yandan hongong'da ki susam borsasıyla ilgilenmiyorum bile. 6üstü derdim şarj olmuş. Bazen herşey 6üstü bir şey. Altı üstü bir aşk. Altı üstü bir sen. Lan konuya bak: şarj. Hepimizin derdi aynı olmuş. Hepimiz monotonlaşmışız. "Ya yazarsa?," dediğim bir olay var TRAK şarjım bitiyor. O elma ekrana gelince sana da sayıyorum telefona da. Anasını satıyım ki bi dibimizde bitmeyen şarj telefonu yapamadılar. Google Glass bile çıktı biz hala şarjım bitiyor diye çırpınıyoruz. Geceden sabaha kadar telefonum şarjda, öğlen olmadan bitiyor. Bok var da bitiyorsun sen de herkesin biten bir hikayesi gibisin. Bazen beni kaybetmemen için elinden geleni yap derim, çünkü benim de şarjım bir yere kadar... ya biterse?

Şarjım bitiyor sonra konuşalım diyen de var. Şarjım bitene kadar konuşalım diyen de. Bir de hiç şarjı bitmeyen ben varım ajhgdfajg. Okadar zor değil be sevgili seni seviyorum demek veya sana değer veriyorum demek. Benimle şarj olurmusun de mesela... EVET EVET SENİNLE 100% OLMAK İSTİYORUM. Telefonumun ekranına "elma" görünene kadar seninle beraberim...

Sonuç olarak bu sarj niye bitiyor amk? diye soruyu hala kendimize soruyoruz asdghfjh.

Şarjım bitmek üzere,
Şüheda Özyar


NOT: Her güzel bir hikayenin sonunda bir elma vardır.

Şarj bilidirimi gelince ben:


17 oktober, 2014

Ne giysem?

Ne giysem yaaa!!

Ben bunu hangi kafayla aldım lan? Ulan bu dolapda giyecek hiç bir şey yok. Valla yok ya bu ne bak Nur Yerlitaş gibi kafamı şekile sokacam yapma bunu dolap ya! Nerede bu kıyafetler! Nerede bu çoraplar ya! Çamaşır makinesine atıyorum abi çift çoraplarımı TRAK bir tane çıkıyor. Nabiyon sen ya? Yok yani o çorap nereye gidiyor? Bazen pantalonumu atıyorum makineye, ulan çıktıktan sonra o pantalon yok. Yok yani kaybolmuş gitmiş. Her yeri delik deşik ettim. Survivor gibi ac kalır, sussuz kalır yine de balık yesem bile o kıyafet yok hani bulamıyorum. YAAAA!! Kızım buluşmaya ne giysemmm? Ayy yok onu geçen ay aldım... Ya hayııırrrrr onu dün giydim şapşik ne diyorsunn yhaaa. Çıplak mı gidiyim? Nasıl bir arkadaşsın sen? Ya taam taam ben bulurum bir şeyler.

Bu dolapta hiç kıyafet olmaz mı? Olmaz tabii ki de. Hiç bulamıyorum abi yok yani kıyafet yok. Sorun yaşıyorum resmen. Resmen yokluk yaşıyorum. resmen bir defa giyindiğim bir şeyi ikinci defa giyemiyorum. Hani giyersem de full time onu giyiyorum. Kaç tane OHÁ tişörtü giydim abi her günüm OHÁ oldu. Sonra işte hiç kıyafet yok. Bugün ne giysem? diye bir program var yani bakıyorum abi millet bok gibi giyinmiş, bir de bana bakıyorum ya diyorum ben bir Şüheda Özyar, ben bir Şebnem Gürsoy sonra aynaya bakıyorum ben bir Almilla. Bildiğin ev mode on ne bileyim işte çok kararsızım. Bir terazi burcu olarak hepimiz çok kararsızız. Ne giysem diye saatlerce, günlerce, aylarca, yarım sene boyunca, bir iki yıl falan, sonra müebbet vereydin amk diye bakabilir ve düşünebilirim. Seninle yemeğe çıksam bile o giyindiğim kıyafeti bir hafta önceden beri "ulan ne giysem ya?" diye düşünürüm sonra son dakika gol olarak başka bir şey giyerim. Mesela ben giyindiğim herşeyden çok çabuk sıkılırım senden sıkıldığım gibi, dolaba bakar tüm kıyafetlerin alın yazısı "bok" gibi görünür gözümde. "Yok bu değil"... "Bu hiç değil"... "Bu da değil" ... "İşte bu!" ... "Tam 5 tane kavanoz bal 3 lira" der kafayı yerim. Konu kıyafet ise normal bir insan gibi düşündüğümü hiç söylemedim mesela.
Sonra dışarıda görüyorum işte ben gezerken millet ne giymiş hep kendimce yorumlarım. What the fak abi ya? O leggin ne la? Ay üzerini kapat bari don gibi duruyor. Ayyyyy tüm hatlar belli. YUUUH ne giymiş, valla günah bak billaha günah. Kumaş mı yetmedi cnm? :) Alır dikeriz yani sorun yok. Çekeydin az yukarı? Der der dururum çünkü başka işim yok. Millete yorum yapmak hoşuma gidiyor. Yok günah, yok ayıp falan tamam, you're right yani ama başka hobim yok. En azından Nur Yerlitaş gibi surat yapmıyoruz ya.

Ama her zaman bu sorunu yaşamışımdır "Bugün ne giysem?" gibi sorular aklımı her zaman kurcalar. Dolabımda 10 tane jean, 40 tane bluz olsa bile o dolapta giyecek hiç bir şey yok. Hepsi bokkey. Hepsi bir ikinci el gibi, hepsinde aynı soru "Bu neyin kafası?". Mesela bu yaz şimdi dünya da Şüşü'nün aklına gelemeyecek bir date'ı vardı. İşte ne bilim abi çocuk zengin falan filan, bildiğin kos kocaman beyaz at değil ama beyaz arabasıyla beni bildiğin kapıdan gelip alacaktı derken Şimay'a "LAAAN! DAHA 30 DAKİKA KALDI!," dedim. Plansız bir buluşmaydı. Heyecanlıydım tabii ki de falan derken bi baktım... a aaaaa haa sktrrr :)) Kıyafetim yok. Bildiğin ben buluşacağımı bilmediğim için abi normal kıyafet falan getirdim. Bu kez evde 4 kız, bir de Master var dı. Dört kızın kıyafetlerini döktük yerlere, salona, banyo'ya, mutfağa. Panik atak yaşadım abi bu iş olursa benim hayatım kurtulacak, bir daha ki aya sözlenirim falan derken dört kızda da mı kıyafet olmaz? Yok yani abi kendimi anladım ama kıyafet yok. Şimdi Ağırıza benden biraz uzun falan, kapalı da. O bluz olarak ne giyse bana mini bir elbise olarak gelir dedim. Aldım onun dört gündür giyindiği bluzu bu kez buluşmaya ben giyeceğim diyerek giydim. Abi bi kokuyor. Bi koku var valla mağra kokusu gibi. Lan annemin işkembe çorbası yaptığında evi saran virüs gibi koku. Orada Ağırıza'ya bi saydırdım tabii. Elbise uzun geldi. Dedim: Sıçtım :). Çocuk 10 dakikaya geliyor lan ben de hala bi bok yok. "Lan kemer yok mu kemer?" dedim hani tarz yaparım mini gelir biraz. Zaten bacaklarım kısa, uzun elbise zerresine olmaz hani, aslında olur da topuk falan yok yani hiç bir şey yok yanımda. Evi evirdim çevirdim en son bi kablo buldum adjhgfkjhgd. Abi USB kablosu buldum siyah. "LAN BULDUM!" dedim. Aldım USB kablosunu kemer diye belime taktım. Böyle nasıl abi Apple yapmış bir icaat ben onu belime takıyorum. Elbise istediğim boyutta oldu. Hani mini biraz, hoş ve güzel derken abi kablonun ucu ZORT diye ortaya çıkıyor. Lan otursam çocuk belime bakacak "Anam usb kablosu" diye masayı terk eder abi hayat terk hani beyin istifa, arabayla geri döneceğime atla geri dönerim dedim. Allah belamı vermesin dedim. Ulan USB kablosu her halinden kendini belli ediyor dedim. Çocuk "Yaa telefonumun şarjı bitiyor" dese, "ver ver ben takarım," diyerek belime takacam lan bu gidişle şarj olacak o telefon bu ne lan kendimi rezil ediyorum abi bluetooth gibi çekiyorum bu kemer ne?
En sonunda dedim yemek masasında kapı gibi usb kablosu görünecek Turkcell gibi dört çekeceğim abi ben en iyisi pantalon, üzerine bluz (yüz yılın icaatı) giy git dedim. Beğenirse senindir, beğenmezse zaten hiç senin olmamıştır dedim..

Aynaya baktım "giyecek hiç bir bok yok" dedim, ardından usb kablosu suratıma değecek rezillik falan derken Şimay ile yerlere yıkıldık. Ben bu kızı çok seviyorum abi benimsiyorum. Yerden topladık bir birimizi yıkıldım. Lan dedim hayatımın adamıyla yemeğe çıkıyorum belime usb kablosu bağladım yok böyle bir rezillik. Yani şu ki çağreler tükenmez aslında. Giyecek hiç bir şeyim yok lan Allah kahretmesin. Lady Gaga kutu bile giyse yakışıyor abi bu nedir. Ama ciddi ciddi soruyorum kendi kendime hani "Bu ne biçim kıyafet?"...

Bu da olmadı,
Şüheda Özyar


NOT: Sen her halinle güzel ve özelsin.

Şimay ile belime bağladığımız USB kablosu hiç de fena durmadığını görünce biz:



USB kablosu ve ben:


Ben:


14 oktober, 2014

Yazmıyor

Online ama yazmıyor ya!

AYY! Online kızım kesin yazacak bak! ... YUUH! AYYY OHÁ öküz ya, mal yemin ederim mal bak offline gitti kızım napim yani? Ohhof, valla damar dinlyecem olm bu ne. Sinir ediyor beni abi sen niye online olduğun zaman bana yazmıyorsun da gelmiş trip atıyor, offline gidiyor sonra 300 kez online geldiğinde anca cevap yazıyorsun? Lan benim bünyem kabul edemez bak ciddi söylüyorum ben böyle karşı tarafın triplerine alışkın değilim canım, öküzüm yapma canısı. NE NE NE? VAAY ŞEREFSİZ YA! OFFLİNE GİTTİ HEA! Demek senin smiley üzerine bir cevap bile vermedi, OK bile demedi öyle mi? Yazma sen de. Verme cevap ya. Bırak. Bence de, afferin. O kim ki ya?... Neeee? ne yazmış ne yazmışşş? Ayyyy yaz yaz kızım ya ben de özledim yazzzz yaaa canım benim yhaaaa, çok tatlı değil mii offhhh :)

Lan mesaj gelmiyor onu geçtim, attığım mesajlara bile cevap gelmiyor artık bu mu adalet? Bu nedir ya? Bu nasıl bir ruh daralma, bir psikolojik bozukluğudur. Manyak gibi bekliyorum abi offline gidişine bir hikaye yazsam yarın roman biter "Offline gittin gideli, online hiç doğmadı yar" diye söz/yazar/besteci olurum. Bu nedir ya? Bu mu senin bana karşı olan, saygın, sevgin, bana karşı inanışın veya beni hiç takmadığın her halden belli hani net. Kimle konuşuyorsun abi sen? Benden başka işin mi var senin? Ben ruh hastası falan değilim ama konuştuğum kişinin sadece BANA ayıt olmasını isterim. Yani bana online geleceksin, benim için offline gideceksin. Varsa başka biri görüştüğün çık ortaya at bana printscreen ve de ki "Şüşü bak bunlarla konuşuyorum sakın yanlış düşünme". Ben değer verdiğimi başka biriyle paylaşamıyorum, galiba en kötü alışkanlığım bu. Ben seni kimseyle paylaşamıyorum galiba kısa cevaplarımın nedeni hepsi bu. Beni idare etmeni beklerken bildiğin ignorens is bless yapıyorsun sen beni ignore ediyorsun yani offline gidiyorsun.
Var mı abi ya Murat Kekilli gibi hissediyorum kendimi onun Çılgın klibinde oynuyor gibiyim. Bildiğin offline gidince odanın için de kendimi sağdan sola savuruyorum yani uçuruyorum kendimi bu nedir ya. Sen kimsin ki bana cevap vermiyorsun? Veya online olduğun da bana yazmıyorsun? O telefon eline değdiği zaman aklına ilk gelen ben olmam gerekiyor. Böyle nasıl söylesem "Şüşü.... Şüşüüü" diye hiç mi uçmuyor beyninde nereye gidiyor lan bu beddualar? Abi hiç bir şey anlamıyorum elin bokkey kızına bilene kapı gibi değer veriliyor, online olup yazışmalar falan fıstık, kıskanmalar, yapma, etme, sen benimsin sözleri. İzliyorum abi uzaktan, lan diyorum bu bokkey kız kim ki konuştuğu kişi buna direk cevap yazıyor online olduğunda. Bir de bana bakıyorum, lan müebbet geçti aradan yani bi asır, ölcem yarın öbür gün hala gözlerim WhatsApp ekranında günlük tutar gibi gidişini izliyorum. Gidişin bile bok gibi, gelişin niye güzel olsun ki?

Sonra diyorum "lan bırak zaten değer verse yazar" ... "isterse yazar" diye. Zaten olay o kelime de başlıyor ve bitiyor "isterse". Lan Yıldız Tilbe'ye bile favlar geliyor attığı tweetlardan bana bile online gelen yok. İsterse diyorum çünkü sen istersen zaten yazarsın, istersen zaten beni sen yapardın ve istersen zaten beni kaybetmeyi göze almazdın. Bence benim en sevilecek tarafım seni kıskanmak olsun. Seni kimseyle paylaşamamak, elimde olsa WhatsApp'ı sadece benim ve senin adına alacağım yani KİME YAZIYON YA? Lan yıllardır sorduğum bu soruyu bi çözemedim. Bok var online geliyorsun da bana yazmıyorsun. Hatta bokkey var offline gidişine saydığım kadar kimseye saymadım. Ulan bi yaz ya. Bi Allahını seviyorsan yaz lan ne olacak? Ben smiley yolladığım zaman sen "Ee ne yapıyorsun?" yaz. Ben sana trip attığım zaman sen beni idare et, avucunda taşı çünkü beni kaybetmek sana yakışmaz. Çocuk bi selam yazsa, arkadaşa döner "Çıkma teklifi mi etti lan bu bana?," diye sorarım yani okadar benimsiyorum seni. Okadar değer veriyorum ve bir okadar da gidişlerini sevmiyorum. Benden başka kimse trip atamaz en güzel tribi ben atarım. Sonra bakarım abi sen bu tribe katlanabiliyor musun? Kime trip attıysam gitti bu arada ashgdfkajhgfd. Gitti lan bildiğin gitti "lan sıkıntı istemiyorum hayatımda" dediler gittiler, şimdi "son pişmanlık neye yarar" diyorum "Offline gidişinin bile bir nedeni var, olmadı yar..."

Kaç saat geçiyor aradan yazmıyorsun. Sen nesin ya? Saatler geçse sana cevap vermesem bile hiç merak bile etmiyorsun beni, ki ben telefonun başında çağresiz bekleyen 2487562384765 trilyon insanlardan sadece biriyim. Bu yazmadığın mesajların hepsi bir bir sana girsin. Öl sen. Git haydarpaşanın duvarlarına vur kendini. Git ne yaparsan yap. Benim sana yazmak istediğim gibi kimse sana yazmak istemez. Kimse bana yazmıyor diyemez, kimse benimle konuşurken online olup offline gidemez. Hatta istiyorum ki sana mesaj attığım zaman orada "Papatyam" yazmasını. Her sabah yazdığımda bir Papatyanın günaydını kadar güzel olmasını istiyorum, her günün. Bir papatyanın falı gibi her gün seviyor olsun istiyorum. Her gün yazmak, cevap vermek, konuşmak, benimsemek, benim olmanı isterdim de işte mal cevap bile vermiyor.

Madem yazmayacaktın, neden ilk sen başladın?
Şüheda Özyar


NOT: Yazmıyorsa yazmaması daha iyi olduğu içindir, bırak yazmasın.

Online olup bana yazmayınca ben:


"Bana bir kelime yazman yeterliydi, satırları doldurmak için..."

10 oktober, 2014

Şarkılar

Haydi sallayalım dünyayı

Nasıl da dans ederdik arkadaş yok böyle bir hobi. Yani kadın salladıkça biz de hop cümbür cemaat hareketler, kollar, tripler, şekiller, durmadan dans edelim aşk için diye sallardık evi. Yıkardım oturma odasını içeri gelir paldır küldür müziğin sesini kısardılar. Lan ilk kez dans etmenin bukadar zevkli olacağını hatta olabileceğini o zamanlar öğrenmiştim. Yonca Evcimik bize hatta bana topluca dans edebileceğimizi öğretti. Takıyor abi arkasına üç beş adam, haydi sallayalım dünyayı dedikçe kollar havada bildiğin oturma odasında semazen gibi döndüğüm günlerimi hatırlıyorum. Ne günlerdi abi ya yok böyle bir zevk.

Eski şarkılar çok güzel bence. Yani nasıl söylesem yemin ederim bir show var dı Film gibi mi ne nasıl ağlardım yarappim. O baba o kapıdan gelmeyince nasıl düz söverdim. İlk kez o programdan dolayı hayata karşı nasıl direnmem gerektiğini ve sövebileceğimi öğrendim. Ya çocuk seni bankta bekliyor abi çık gel şu kapıdan ne beni sıkıntı, panik, stress, bunalıma sokuyorsun. Televizyona bakıpta sövdüm abi ben, tükürdüm yani bildiğin ekranı ıslattım ben o programdan dolayı. Kapı lan kapı kapı, bi kapıdan bile içeri giremediler ya la. Bence ben o programı izlediğim gibi bi psikolağa görünmem gerekiyordu çünkü kim nerede bir araya gelemiyorsa direk ağlıyorum artık. Sonra bu programda sufi gibi müzik çalıyor abi nasıl içerikli nasıl damar, nasıl fabrikasyon hatalı bir müzik bu ki her duyduğumda bildiğin ağlıyordum. Şimdi geri dönüp dinlediğimde "bildiğin kendi kendimi sıkıntıya sokmuşum mal mal," diyorum. Bir Seda Sayan programı olamadılar.
Veya konu şarkılarsa, Grup Hepsi - Kalpsizsin diye bir şarkı vardı eskiden çok popüler. Yani sana nasıl anlatsam ben bildiğin evde bir Grup Şüşü. Evde abi klibin aynısını yapacağım diye şemsiyeyi açar kapatırdım böyle hop bir dön, araya bir de salsa kattık mı, omuzları horon gibi salladık mı valla billa oldu yani bu bence harika. Bu kızlar benim geleceğim gibi görüyordum. Bir gün o yaptıkları dansları ben de yapacağım diyerek avutuyordum kendimi. Nasıl ama böyle breakdance'ı ilk onlardan öğrendim. Geri dönüp baktığım da ise bildiğin Van halay'ı çekiyor gibi duruyor. Yere kalkıp inmeler, çıkmalar, zıplamalar gibi. Sonra hep aşk üzerine sözler. Anladığımdan değildi, kalpsizsin diyerek geçiyorduk. Kime söylüyorum belli değil ama şu sarı kızın sesini benim sesime çok benzetiyordum. Bizler de o aralar küçüktük. Petek Dinçöz'ün bir aralar - Foolish Casanova diye bir şarkı çıkardığını hatırlıyorum. Yok abi yani sen hangi veya neyin kafasını yaşıyorsun bu şarkının sözleriyle ve ismiyle? Şimdi hala dönüp baktığımda Petek Dinçöz hala bir Foolish Casanova, bir dönüş noktası, evrimin everestini yaşamış değil hani. Bildiğin minare şok. Burak Kut - Benimle oynama mesela. BENİMLE OYNAMA, SÖYLEDİM SANA, şansını zorlama zart zurt. Abi 90lı yıllar ya yemin ederim 10 yaşında falan bile değildim nasıl aşk acısı içeren sözler sölüyordum ben. Ne la bu. Bildiğin Kut ile beraber herkesi bu şarkıyla uğurluyordum. Yok bilmem Mirkelam vardı bir aralar, tavla tavla beni tavla, salla pulları zarları sözleri şimdi dank ediyor. Meğersem tavla'dan bahsediyormuş. Yani ben yıllarca bak yemin ederim bildiğin bir asır boyunca kız tavlamasından bahsettiğini sanıyordum. Aralarından en acemi safı da bu galiba. Aşkı tavla'ya dönüştürdü, sonra zaten bunu takip eden İsmail YK geldi bilmem ne Allah senin belanı versin, Bir dudak ver, git hadi git sonra son dönemler Facebook falan. En son yine bir Yonca Evcimik duydum - Bandıra bandıra. BANDIR BANDIR YE BENİ HİÇ DOYAMAZSIN TADINA, geçtim aynanın karşısına açtım klibi kalktım oynamaya. Nasıl kopuyorum var ya Allahım dedim bildiğin bu bir pilates evreni, bir yoga sendromu, bir hayat kurtarıcı şarkıymış. Sonra abi baktım, eskiden olan her şey daha da güzel dedim. Şarkılar olsun o MSN dönemin de ki ulan offline gideyim de online geleyim yazsın bana bile olsa o heyecan eskiden güzeldi...

Bence sen de eski şarkılar gibisin. Hep bir hatıra var için de. Hep bir hatıralamaca. Sonra açıyorsun bir Yonca Evcimik lan diyorsun anasını satayım nasıl da oynuyorduk bildiğin sülalece, kuzen falan bizim sınıf kopuyoz anlıyon. Hatta Mustafa Sandalın onun arabası var şarkısı vardı. Nalet olsun abi. Nalet olsun o şarkı olur da o adamın dans hareketleri. Tripler. Figürler. Bir Yeşilçam Cüneyt Arkın bile böyle taklit edilmez diyorum. Sonra bi aynaya bakıyorum anaaaaa nabiyom la ben şıkı şıkı sallayalım kalçayı anam oooohoo ohoooo.

KIZLAR!
Şüheda Özyar


NOT: Eski şarkılar gibisin, durduk yere hatırladığım.

08 oktober, 2014

Tipsiz

Ne zaman dışarı çıksam

Ne zaman tipsiz bir şekilde dışarı çıksam bi Brad Pitt bir eski sevgili bi kral, ünlü görüyorum. Hayat terk. Alın yazı istifa. Ne zaman özene bözene giysem sokakta ki kaldırıma selam veriyorum. Bence bu benim kaderim. Alın yazım. Ya tipsizim abi herkesi görüyorum. Tip diye bir şey kalmamış şıftım kaymış gelmiş eski sevgilimi görüyorum. İlk okul da beğendiğim çocuğu görüyorum yani çocuk ne desin? "Lan bu Şüşü de gittikçe tipsiz oluyor lan" dediğini buradan duyuyorum. Nerede lan bu adalet? Burada bir tipsiz varsa o da sensin!

Tabii ki de değil. O tipsiz benim. Anlamıyorum abi bildiğin annem bana "Git ekmek al," dediğinde "Lan nolcak şurdan şurası," diyorum. Çekiyorum terlikleri, saçımı bağlıyorum, işte sen söyle eşofman takımı falan bildiğin karaktersiz, şekilsiz, bakımsız bir şekilde 2 TL lık ekmek almaya. Arada ki mesafe 3 dakika hani o da maximum. Gidiyorum dışarı. Anaaaa. Ay merhabaaaa. Hıııı... Yaw nerden çıktın karşıma hay anasını satıyım yhaaaa canım ben de özledim. Lan uzaktan eski sevgili görüyor. Gülüyor resmen hissediyorum. Ya gülmese içten içe "bunu mu kaybettim" diyor. Yani o cümlenin bumu kelimesi oluyorum. Küfür etse yeridir. Ayrıldığımız da bile böyle koymadı yani bu tipim ne Allahım. Lan yandan ayna gibi görünen cama bile bakamıyorum. Koşuyorum resmen n'olur alayım da çıkayım şu ekmeği diye içim içimi yiyorum. Sonra kendime küfür abi her şey, kendime sayıyorum bari bir kere kendine bi bak diyor ayna. Bu benliğim beni benden alıyor. Ya diyorum bir gün ünlü olacağım millet beni sevecek işte sayacak bilmem ne çıkıyorum dingdong ahırı gibi dışarı görüyorum orada Brad Pitt, e adam napsın yani beni gördü es geçiyor. Benim için duracak en son insan o olur bu saatten sonra. Sokakta ki kaldırımlar bana Atiye şarkısından selam yolluyor "Bumudur? Budur!" diyor. Ölelim. Almam gereken tek şey ekmek ya her şey bana inat gibi.

Olay o değil de benden tipsiz olanlar da var ama nasıl ilgi çekiyorlar, nasıl. Benden daha bok görünenler var nasıl insanların ilgi ve alakası oluyorlar bilmiyorum. Ya kızın kaşı bile yok hani gülmüyor anlıyor musun, makyajsız kızın süratı bir Bülent Ersoy. Onun makyaj ekibi bile gelse seni kurtaramaz o derecede berbat görünüyorsun ama niye ben? Ya senin kaş kaş. Kaşın bile yok ya nasıl bir özgüven var sende ki gidiyor abi alıyor ekmeğini geri gidiyor. Eski sevgilimi bile ayarlayıp o süpermarketten çıkıyor. Kızı gören der eski filimler de ki Ayşe, ama süpermarketten bir çıkışı var sanki dersin Victorias Secret show elin de poşetler falan. Yok hani bu öz güven nerden fırlıyor. Tabii ki de her tiple dışarı çıkarım bu saatten sonra sevgili mi bulunur lan diyorum hepsi bir birine benziyor. Sonra o tipsiz halimle çıkıyorum dışarı ne mankenler, ne futbolcular, ne ünlüler lan yemin ederim bakkalın oğlu bile güzel görünüyor gözümde hani gökten bana bakkalın oğlu yağsa alıp nikah masasına giderim o derece. Hem bu tipsiz olaylar sadece kızlarda var galiba. Erkekler/oğlanlar/adamlar ne giyse iyi, süper, hoş, cool oluyor. Biz onu BİLE beğeniriz. Yeter ki adam gibi çocuk olsun. Yeter ki bize değer versin, sevsin, saygılı olsun, yeter ki bizi en tipsiz halimizle beğensin. Bence beni en tipsiz halimle beğenmen benim için çok önemlidir. Bence bana saygılı olman gerekiyor, bence bana değer vermek sana çok yakışır. Ben tipsiz olsam bile sen bana "Çooook güzelsin," demen gerekiyor hani. Ben "Hee ne demezsin çook," desem bile sen bana "Benim gözüm de böylesin," demen gerekiyor. Lan ben bu gidişle kendimle evlenecem valla her halimle güzelim abi bildiğin dışarıda üç boyutlu bir şekilde yürüyorum var ya elimde BİM poşeti bile olsa o eski sevgili beni terk ettiğine bin pişman! Yaşasın biz tipsizler! Hep tipsiz olanlar ve tipli olmak isteyen ama tipsizlerin dibini vuranlar BİZ!

Benim tipim şekil, önümden çekil değil. Tipim şekil gel yanıma al numaramı, çıkma teklifi et, sevgilim ol evlenelim İstanbul boğazında yani zorun ne? Yani ben acele eden biriyim, yok bilmem seninle altı ay konuşacağım sonra çıkacağız da bilmem ne. Sıkılırım. Çok çabuk sıkılırım birinden. Biri benimle konuştuğu zaman söylecek abi "Tipsizsin ama seviyorum seni" ... sonra ver elini Paris, Londra, Barcelona, İstanbul, Çağlayan, Gürsel mahallesi, Tümleç sokak ... "aşkım BİM'den süt alalım" falan...

Bence tipsiz olduğum halde çok da güzelim abi yani ne diyim hatta mesela çok güzel bir gün. Abi çok Joli gibi hissediyorum kendimi işte, kaşlar kara, gözler kara, saçlar owww, tipim vayyy... açıyorum kamerayı, ya diyorum bu kesin Instagramlık olmalı, TRAK fotoğraf bok gibi. Ay tipim leş. Lan bu kamera da ne var Allahını böyle mi görünüyorum lan bu ne Yıldız Tilbeyle valla billa kan bağım yok abi ama bu saç ne?

Tipe bak,
Şüheda Özyar


NOT: Beni her halimle seveceksen, gel.

Bu benim en tipsiz halim: