31 maart, 2016

Ayarla

Ayarlasana şunu

Ayy şunu ayarlasam yaa, ya onu niye ben ayarlıyorum o beni ayarlasın. Ama gerçekten artık gına geldi yani ortada kaldık, her gülene offline gittik ne olacak bu durumumuz. Baksın dediklerimize "ya bu niye bakıyo anlamadım?," sorusunu sorduk, da bende de var bi noksanlık kanka yani söyliyeyim. Stalk yaptığım kadar spor yapsaydım şuan sıfır bedendim ya. Bende bilirdim fashion girl olmayı ama, tipim, kalçam hatta boyum hiç el vermedi bu yüzden spora da gitmem yani günah. Anlıyamıyorum artık. Kimse kimseyi ayarlamıyor artık gerçekten ben şok. İflaslardayım. MSN'de *buzzer* gönderimi eksik hayatımla ne yapacağım ya. Nasıl bir yapı bu gerçekten, sınav haftaları iyice dört köşelik oluyorum. Hayatım konusunda hiç bir gidişat göremiyorum. Gerçeken diplomayı alacak mıyım o bire soru işaareti oldu artık. Hiç çalışma isteyi olmayıp, sınav kağıdı önüme geldiğinde "Keşke çalışsaydım," pişmanlığı verme Allahım gerçekten yani bu hayatta konuştuğum çocuklar bile whatsapp listemde azalıyor yani, online geldiğim bile yok ya napıcaz???

Kendimden hiç emin değilimdir. Olmadımda. Hep bir bozukluk, bir eksiklik, bir "ya bu tipe bakarmısın gerçekten birşey çıkmaz benden yaaaaa!!," isyanı, gerçekten ayna bile aynı tepkiyi veriyor beni görünce. Ayna benden, ben aynadan tiksiniyorum artık... bu durum ne olacak ya? Devir çok değişti, erkek kızı ayarlıyacağına, kız erkeği ayarlıyor. Bunun nedeni ve sebebi de erkeklerdin yüzde yüzü yani 99'u bile değil, çokca öküz oldukları için. Odunlukta var da, gurur falanda kalmadı artık. Bu hayatta hiç sevilmen gerektiği gibi sevilmezsin. Senin değerini bilenle birlikte olmazsın, hiç bir şekilde bunda doğruluk payı olduğunu düşünmüyorum. Tek bildiğim şey var hep bir kişi daha çok sever, bu durumda hep ben sevdim. Hep bir kişi kaybeder, hep bu yüzden biraz da ben kaybettim. Bir kere çok sevildim galiba: Pofidik. Pofidik beni gerçekten bugüne kadar çok özel olduğumu hissettiren tek adam olduğuna eminim. Bu duruma alışık olmadığım için onu hep ters teptim. "Alışık olmadığım şeyler," bunlar dedim artık görüşmüyoruz. Bazen onun bana verdiği değeri özlüyorum, çünkü bana bir kadınmışım gibi davrandı, onun da adam olduğunu gösterdi. Şimdi hiç konuşmuyoruz, ama hep özleyeceğim insanlardan biri olarak kalacağını biliyorum. Şuan konuşup konuşmadığım belirsiz biriyle konuşuyorum, ne o beni biliyor ne de ben onu bilmem gerektiği gibi biliyorum galiba bu yüzden trip atıyor, manyak manyak düşünüyorum... ve yine bu yüzden mesafe her zaman var yani, bir çin duvarı örerim net.
Yazın Ortaköyde yolun kenarında bir café'de patates kızartması yiyorum Yeşil ile. Beni tanıyan herkes Patates Kızartmasına aşık olduğumu bilir, hatta bunun BAHARATLI Patates Kızartması olduğunu da. Seviyorum ya. Bayılıyorum cidden. O günde çok sıcaktı. Patates kızartmasını her dakika yiyebilirim. Fazla etrafıma bakınmam, umrumda da olmaz ama patates kızartmasını tam böyle boz ayı gibi ağızıma atıyorum derken abi yanımdan bir araba geçti. İçinde Murat Boz oturuyor sandım gerçekten ağızım açık kaldı. Ağızım dolu bir şekilde "OHA LAN MURAD!," dedim. Çocukta bana bakıyordu, dedim yarappim bununla evlenmem lazım. İlk bakışta aşk budur artık yani I believe. Sonra arabanın pilakasına baktım abi Bulgar. Hemen hayallerim yıkıldı, "Yok yok olmaz,"... "Valla babam hayatta kabul etmez," ... "Ama yaz aşkıma karışmaz yaa," dedim araba yanımdan esti geçti gürledi. Tam geçti derken çocuk el salladı bana (Üstü açık bir arabaydı bu arada). O el salladığın dördüncü parmağa evlilik yüzüğümüzü takardık be Muradım napiyon sen, benzinin olayım al beni diyemedim. Patates kızartmasını yemeğe devam ettim. Yeşil de bana bakarak "KIZIM OĞLAN VAR YA İÇİNE GİRECEKTİ İÇİNE!!," dedi. Lan bi sevindim, cidden sonra bunun gerçek olamayacağını anladım. Bana niye baksın yani? Bu tipe kim baksın? Patat ile öyle bir sevda içindeyim ki çocuk benim insanlık dışı hareketlerime bakmıştır. Gerçekten üç dakika geçmedi çocuk arabayla döndü yanımızdan yine geçti ama ben görmedim tabiiki yemek yiyordum boru gibi. Yeşil bana, "Hayvansın sen var ya bak cidden öküzlükte bir numara," dedi. "Niye lan noldu," dedim yani alıştım okadar... "KIZIM MURAT GEÇTİ YİNE SANA Bİ BAKTI İNANAMAZSIN, AMA SEN MEŞGULSÜN TABİİ illa yiyecen patates kızartmanı, ağızına nasıl soktun la bunuda kaçırdin," dedi. Gerçekten hayatta ki şanssızlık seviyemi patates yiyerek kaçıracağımı hiç aklıma almazdım. Çocuğu da kaybettim dedim. Bulgarmış zaten, beni kim napsın ya cidden. Neyse bizim diğer kızlar geldi iki dakika sonra, kalkalım dediler. Kalktık. Bindik taxi'ye benim bulgarlar hangi yöne gittiyse, o yöne doğru gittik bizde. Planlamadık ama işte o tarafa doğru gidecektik zaten. Önde ben oturuyorum. Sahilden gidiyoruz derken abi cidden sniper gibiyim ya Allah kahretmesin, kızların sihirli güçlerinden birini kullandım, Bulgarın arabasını 200 metre ilerde gördüm. Yeşil'e "LAN BENİM MURAT ORDA!," dedim. Ne kafası yaşadım bilmiyorum ama taxi şoförüne "Abi, sen bas, şu araba var ya, tam onun yanına git ve yavaşla," dedim. Kızlar arkada gülme krizine girdi. Artık bu çocukla evlenmem lazım dedim, taxiciyi bile devreye soktum. Tam yanına geldik Muradımın, camı açtım el salladım. Çocuk hemen "OH MY GODD!! HEYY!," dedi bi sevindi bi sevindi, lan dedim çocuklarımın babası, benim eşim, bi çocuklarımız olur gerçekten Murat Boz, Şüşü karışımı birşey çıkar artık "I LOVE YOUUU!!," diye bağırmak istiyordum. "Nereye???," diye bağırdım çocuğa... "Whattt???," diye sordu. YA GERÇEKTEN ŞANSSIZIM YA. Çocuk Türkçe bilmiyormuş. İngilizce anlaşıyoruz amk ya gerçekten ağlıyacağım. "Where are you going?," dedim. "We don't know," dedi çocuk... "Do you have Facebook?," diye sordu. Bu arada bu konuşmalar yolda arabadan arabaya oluyor yani, o derecede imkansız gibi. Ve hayatımda bana kimse do you have Facebook diye flört cümlesi kurmadı, Facebook yerine instagram de veya numara de yani numaramı al. Bende sana "Do you wanna eat patates kızartması?? Patates? POTATOS YANİ? BAHARATLI YOU KNOW PEPER?," demiyorum ya. Neyse "Yes, i have" dedim. Çocuk başladı ismini harflerle saymaya: AAAAAAAA, NNNNNNN diye. Sanki bizim ingilizcemiz çok iyi. Öyle nasıl anlıyayım yani. Ben bile kendi ismimi söylediğim zaman "Sivas, üsküdar, hatay," diyorum. Ben bu çocukla böyle anlaşamam dedim. Mendil ve kalem aldım. Üstüne hem Facebook hem telefon numaramı yazdım artık kaybedecek birşeyim yoktu. Bulmuşum Muratı, Allahtan istedim Allah verdi ben koşaçam dedim. Taxi'ciye "abi yavaşla az bi," dedim çocuğa mendili uzattım. YA MENDİL BİLE VERDİM ÇOCUĞA ARTIK SEN DÜŞÜN. Çocuk bi sevindi bi sevindi yarappim gerçekten, sonra gittik işte. Çocuk beni Facebooktan ekledi, abi çocuğun adı ANDREW lannnnn!!!! Aşkım ya cidden bir de doktormuş. İ love you Andrew, bu yazıyı anlamasan bile I still love you kelimesinden anla artık yani, gel beni al... al beni laannnnnn!!!!

Hiç böyle birşey yapmadım hayatım boyunca ama değdi be!! Gerçekten çocuk yakışıklı ve güzel. İsmi bile dehşet, bizim Hasanlardan Hakanlardan daha iyi yani; Andrew!! Takma ismi Andreas mış. Mutluluktan ağlasammı gülsemmi bilemedim. Çocuk aynı Murat Boz bak Allah var maşAllah. Bulgarda değilmiş, Yunan, arkadaşı Bulgarmış. Ya çocuğu gör bayıl yani. Ama hala düşünüyorum o çocuk beni napsın? Benim boyum kaç, kilom kaç yani. kalçalarım sağlı sollu dağıtıyor etrafı zaten. Demin de youtube'da bi kızlar gördüm dedim ki cidden Allahım onlara hep verdin galiba da benden niye alıyon yanı. What did I wrong my whole life cidden anlamıyorum, mağra insanı gibiyim hiç bir şeyim iyi değil gibi. Ben niye gidiyom da çocuk ayarlıyom da çocuk bana gelmiyo? Yok yani neden bukadar eksiğim de fazlalığım olsa zarar mı yani? Herkesin sevgilisi var da el bebek gül bebek videolar, kahkalar atıyorlar instagrama niye ben ya. Why me yani, kimse değer vermiyor gibi lan. Sevmiyo amk la valla ölcem MURAAAAAAAAD. Ama gerçekten Andreas taş gibi çocuksun yani keşke aşk yaşasaydık gerçekten beraber patates kızartması yerdik ya anlamıyorsun beni işte de neyse, sevdik.

Baharatlı lütfen,
Şüheda Özyar


NOT: Seversen eksiklerimle sev ki beni tamamlayan sen ol...


BIZ FEMINISTLER:

patates kizartmasi, patatos, french fries, suheda oozier, OHÁ, oha, t-shirt, brand, amsterdam, holland, istanbul, komik, argo

BACK IN STOCK!  > WWW.SHOPOHA.COM


oha, OHÁ, tshirt, basic, white, beyaz, original,suhedaozyar, suheda ozyar, marka, giyim


Instagram: ohabysuhedaozyar
Snapchat: suhedaozyar

11 maart, 2016

Snap

Zilly Pera

Herşeye, herşeyden, herşeyinden, hepsinden, alll, everything, eeeeverything hakkında snap çekildiğini hiç görmedim. Olay olduğunda ilk yanına koşmak yerine "Dur dur snap vallaha snap" denildiği andan itibaren teknolojinin anasını ağlatıyorum. Çünkü bitch please iki saniye = iki saniye. Her gün snap atacak kadar güzel olsaydım yeterdi be ama o da yok. Şarjımı yiyorsun, bitiriyorsun, çocuğun yazdığını geri bile okuyamıyorum benden ne istiyorsun? Topu toplam on saniyeye dev hikaye kuruyorum, "I am now doing thisss" ... evet ... istanblueee.. now back in Holland fak ya. Canım sıkıldığında bile snapchat'ın icat etmiş olduğu yüz kısımla fantazileşmelerle profesyonel adımlar atıyorum. Herkesle dalga geçiyorum, herkese gülüyorum, herşeyi çekiyorum ama artık yeter. Yeter yani yeter, finiş.

Türkiye'ye gittim. Kankama yalvar yakar ne olur, nooolur, nolur bak yalvarıyorum artık ya discoya gidelim. Zilly Pera'ya gidelim. Kopalım nolur bak Türkçe müzik eşliğinde alma bu hevesimi bak ÖLÜMÜ GÖR LAN ARTIK YA GİDELİM dedim. Artık bugün günlerden Zilly Pera! Hayatımda eğlenebildiğim tek mekan. Beceause there is only Turkish müzik. Şüşü (L) Tükçe müzik. Çok severim bangır bangırın üzerinde kopmalara. Tüm Türkçe şarkıları bilirim, damarından tut rock'tan pop'a. Akşam oldu, Kankamın arkadaşlarını bekliyoruz. Üç tane boy. Üç tane devhasal, bi Murat Boz, bi Burak Özçivit olmasa da ben bir Fahriye Evcen. Baktım biri benim ilk okul arkadaşım: Halı, diğer ikisi: Garaj ve Sakal. Gittik bi dürüm yedik. Sakal bana: "Bana tanıdık geliyorsun da çıkaramadım," dedi. Dedim wait! Just a second. Cebimden TC kimlik fotoğrafımı gösterdim abi 10 sene önceki halimden, okadar menapozluk bir fotoğraf ki, o derecede bir evrimsen hastalık virüs varmış gibi, kaşım gözüm saçım hatta o anlam veremediğim kahkülümün orda ne işi var kafası fotoğrafını çocuğa gösterdim, çocuk hemen "AAA SENİ TANIYORUM, SEN LİSEDE KAHKAHA ATTIĞINDA TÜM OKULUN DUYDUĞU KIZSIN," dedi. Oha amk oha yani ne diyon sen. Evet haklıydı çocuk. Kahkaha attığımda decibel yükseliyişini hiç anlamamıştım. Aşırı sesli gülerdim de şimdi ufacıktan değişti biraz biraz. Çocuk benim o yetim halimi tanıdı. Allah beni kahretmesin ya. Neyse Zilly Pera'ya girdik. Masada öyle içkiler böyle redbullar, şöyle kopmacalar, böyle çarpmalar. Kankam, anlam veremediğim bir breakdance içerisinde oynamaya başladı. Eskiden Limbo dansı vardı. İki taraf belirli bir yükseklikte çubuk tutar, onun altından değmeden sırtınla böyle eğiyle eğiyle geçmeye çalışırdın. Ya hatırlayan kesin vardır. Kankama bi bakıyorum abi Limbo çubuğu en altlarda gibi bi hareketler, bi siluvetler, bi entrika tripler hiç anlamadım, dedim "Nabıyon la?," ... "Gözüme birini kestirdim kanka ona dans ediyorum," dedi adhgakdjhsfg. Neyse işte Garaj, Halı ve Kanka içtide içtiler. Sakal ile ben biraz sakiniz, iyiyiz yani. Şimdi herşeyin snapini Garaj çekiyor. Herşeyin ama, sonra ortamın o havasına kapılıp Garajın iki ay önceki doğum günü için bir şampanya açtırıyor, ama asıl olay kimse şampanya sevmiyor. Yine snap. Şarkı çalıyor, snap. Şerefe yapılıyor, snap, snap snap. Aradan saatler geçti benim Kankama birşeyler oldu. Dedim noluyo? "İyimisin lan?," dedim... "Değilim, gidelim," dedi. Gece 3 falandı galiba. Garaj "ben çıkarım onunla dışarı," dedi. Bunların ikisi dışarı çıktı. Bizde hesap girdikten sonra çıktık. Dışarı çıktık, bi baktım Kanka sarhoş, dışarda bağrıyor. Dedim, come on çorbacıya gidelim: "BEN GİTMEM, EVE GİDİCEM, ANNEMİ ÖZLEDİM," lan dedim iyikide annesini özlemiş de başka birşey demiyor. En sonunda gittik çorbacıya. Kanka hemen lavaboya gitti. Aradan bir kaç dakika geçti kız yok. Gittim yanına baktım kız kapının önünde soyunuyo "LAN NAPIYON SEN NABIYON?" dedim.. "GİR İÇERİ!," ... "Bunaldım kanka çıkar şu üstümdekileri," dedi. Soydum kızı, giyindirdim yeniden. Kız kusup kusup duruyo, neyse çıktık tuvaletten. Tam yukarı çıkıyoruz; "Gelemiyorum," dedi. "Hadi lan," dedim, "bak bana, bana bak," ... Kız tam bana bakarken LÖP gözler arkaya, hop birden üstüme 100 kilo çöktü "LAĞĞN!," diye son nefesimi tükettim boğuluyorum amk kurtarın beni. Yanımda Sakal vardı, çocuğun feleği şaştı "ya yuh ama yuh bu nedir," der gibi yardım etmeye başladı. Yemin ederim bukadar şanssızlık neyin infazı yarappim, birine bana bak dedim de gözleri arkaya kaymasından ne çıkarmam lazım??? Baktım yukardan aşşağa "ÇEKİLİN, EVET KANKA BAYILDI EVET" diye bir ses geliyor. Garaj snap çekiyor ahdgkfjahdgf. Kankama kolanya mı tutsam, Snap'a poz mı versem bilemedim. Zor bela kızı yukarı kaldırdılar. Çorbamızı içtik, dışarı çıktık. Abi bi bakıyorum, Halı ve Kanka iki taksi arası kusmaya başladılar. Garaj yine snap yapıyor. Kankama yardım edeceğime iki büklüm gülüyorum. Taksinin içinde torbacı duruma geldik, kusup kusup duruyorlar abi asdjhgfakjdhfg. Hotele zor geldik. Garaj ve Sakal, Kankamı hotel odasına taşıdılar. Taksinin içinde Halı zombi gibi oturdu. Ulan Garaj ajhdgfjahgdfah ga nog steeds kapot hard stuk om jou vallah. Garajın romantikliği tuttu, Kankamı kucağına alıp yatağa koyacaktı, ya Allah çarpsın 30 cm uzaklıkta yatak. Çocuk Kankamı tam aldı kucağına derken planking gibi kızın kafası yerde bacakları çocuğun kollarında havada uçtu. Gülmekten öldüm ya gülmekten amk taşıyamadığın kıza neyin romantikliğini yapıyon. Kızın kafası resmen yere çarptı bacakları havada uçtu yaaa AAAAH AAAAHAHAHAHAHDHGAFKJHDSGFJHGF. Keşke snap atsaydım keşke!

Kankama anlattım olayları hatırlamıyor ya, "sen nasıl bir Kankasın lan?," dedi. Olm benden daha iyisini mi bulacan iyi gününde kötü gününde de güler ağlarım ama yanındayım yani you know dedim snapları gösterdim. Gül gül geberdim. Hatta Garajın o havayla kızı kaldırıp yatağa atma çabalarını hiç bir dizide görmedim amk jshdgfjkahdgf. Battı fish yan goink bir durumla karşı karşıyaydım. Halı da Kanka'yı öyle balina gibi deniz kıyısına vurmuş gibi baygın halini gördükten sonra iyice miğdesi bulandı. Garajın dediği gibi "Zombi amk zombi valla zombi". Snapın faydası şu: 10 saniyelik bir olayı kaydedip herşeyi hatırlıyabiliyorsun. Ama Allah var yani Garaj, Halı ve Sakal so hot boys.

Kapot hard valla,
Şüheda Özyar


NOT: Yaşadıktan sonra sadece hatırlıyorsun...

Zilly Pera'dan bi görüntü:


BACK IN STOCK!  > WWW.SHOPOHA.COM


oha, OHÁ, tshirt, basic, white, beyaz, original,suhedaozyar, suheda ozyar, marka, giyim


Instagram: ohabysuhedaozyar
Snapchat: suhedaozyar