09 juni, 2014

Tarih

Aaa öyle mi

Tarih dersini neden gördüğümüzü hiç anlamadım bugüne kadar. Ben dün yaptığımı unuttuğum için 1000 sene önceki olaya hayret ediyorum. "Hocam dün ne yaptım dün dün?", bunun kanıtına varsam tüm tarih dersleri daha'da hoşuma giderdi diye düşünüyorum. Hatta Hollanda'nın tarihinden genellikle bana ne? Yani tarihi yok, bana ne? Suyun üzerinden ülke görünmüş, bundan bana ne? adamlar TARİH VAR! YAZIN! demiş, bizleri sınava sokmuş, düşük not aldım, bundan sana ne? İlgimi çekmeyen her birşeyden düşük not alırım. Galiba okul ilgimi çekmiyor, tüm sınavlardan büte kaldım.

Tarih ilgimi çektiği sürece aklımda kalır. Çekmediği sürece sallarım. Adamlar 500 yılında ne olmuş? diye sorsalar, o yıl 500 olmuş derim. Umrumda olmayan çok tarih var, umrumda olmayan ise çok insan. Tarihe göre hayatımda çok tanıdığım insanlar var, ama hepsini hatırlamam. Yani hatırlamayı hak edecek insanlar olmadıkları için, hatırlamadan evvel unuturum. Tıpkı öğretmenler bizlere tarihi öğrettikleri gibi. Tabii ki tarihi bilmemiz gerekiyor. Ama üstünden geçin, hani "Bu tarihte ikinci dünya savaşı oldu, şurda bitti, şurada sen doğdun, burada okula başladın, haa geçen yaz sevgilinden ayrıldın" deseler herşey çok daha kolay olacaktı galiba. Benim tarihim, hep sen.

Yani şu ki, okulda tarih derslerine girdiğimi hatırlıyorum ama dinlediğimi hatırlamıyorum. Adamlar nasıl altın bulduklarında "Vay anasını satim, ulan ben tarlayı kazsam bile bana bildiğin taş çıkar lan, adamlar altın kazıyor" dediğimi hatırlıyorum. Bir kere gaza geldim, bizim evin bahçesini gezdim, bir yere kondum "Burayı kazacağım" dedim. Yemin ederim iki gün kazdım, böyle derin derinden. Toprağın içinden bir tabak buldum. Hemen "Kaç para tutar lan bu?" diye düşündüm. Üfledim püfledim, yıkadım tabağı "Allahalla bu aynı bizim evde ki takım tabağı gibi lan" dedim. Anneme koştum "ANNEAAĞH, BAK NE BULDUM!" dedim, "Nerden buldun onu, bende diyorum ki bu tabaklar nereye gidiyor" dedi. Toprağın içinden bizim ev tabağı çıktı. Ne iştir arkadaş bende anlamadım. Evren benimle dalga geçiyor ya hayırlısı.

Tez'in düğününü için Almanya'dan kuzenlerim geldi. İki kelimelerinden biri "Jaa, das, mas, nein, doch" oldukları için bi bunları anladım, diğerlerini çözemedim. (Düğün gününü sonra anlatırım). Şimdi bunlar onca yol gelmiş, gezdirmeside bizden. Aldım kuzenlerimi düğünden bir gün sonra Amsterdam'a gittik. Tabanlarım ağırıyor bu arada, kaç cm topuk giyindim düğünde sırf boyum uzun olsun diye çektiğim bu işkence tarihe kazılır. Düğün için onca süslendik hiç mi, hiç mi bir insan, bir Allahın kulu yanıma gelipte "Saçını tara, beni ara" diyen kimsem olmadı.
Neyse kuzenlerimi gezdiriyorum Master ile, ama gezdirirken tarihi anlatan kimse olmadı. Biri bunlara Amsterdamın tarihini anlatmalı, dedim. Ama kim? Ben dün ne yemiştim lan? Allahalla. Dün neydi? Neydi dün ya? Ha dün dündü. Neyse boşver'de. Ulan yıllarca burada yaşıyorum, bi şu dam'da ki saraya girmedim. Ne işe yarıyor acaba. Neyse yanından geçmek daha güzel (avuntuya gel).
"Ya Şüşü bu ne?" diye sorduklarında, "Bina, taştan"... ? ... Böyle cevapsız kalmak herşeyden kötü. Tamam be dedim. Artık atsamda herkes inanır. Kim ne bilecek, onca tarihi unutsakta yalanı tutturmayı biliriz dedim. Amsterdam merkezin tren istasyonuna doğru gittik. İstasyonun üzerinde bir bayrak gördüm, altın kaplama, böyle sallanmıyor, galiba rüzgar nerden geliyorsa oraya doğru bu'da dönüyor. Kuzenlerime "Şu yukarıda ki bayrağı görüyormusunuz?" dedim, elimle gösterdim. "Evet," dediler, "Hah işte o Hollanda'nın ilk sallanmayan altın bayrağı" dedim. NASILDA ATTIM, NASIL. Kuzenlerim "Aaaa gerçekten mi? vay nekadar güzelmiş," dediler. "Bende tanıştırayım, yılın en büyük malıyım, inandım" dedi biri yanımdan es geçti. Bana bi gülme bastı. Hiç beklemedim. Arkasından seslendim "EN AZINDAN YILIN MALINI BİLİYOZ ŞİMDİ" dedim hafiften sallandım, (ben değilmişim yarappim çok şükür Allahım, çok mutluyum şimdi çok şükür). Gitti öyle. Napcan.

"Attın mı?" dedi kuzenlerim. "Lan tabii atacam, ne bilim ne bayrağı, niye sallanmıyor onuda anlamadım," dedim. Ama bir kişi eksik, bi baktım Master gülmekten yıkılıyor. Yanımda geldi "Ulan Şüşü abla vallaha hiç gülesim yoktu, hadi bayrağı anladıkta o sallanmayan olayı ne onu anlamadım" dedi. "Diyorum ya, bende tarihi anlamıyorum. Hadi sevdin onu anlıyorumda, niye aldatıyon onu anlamıyoz."

Bu iş yine aşka döndü,
Seni tarihe gömdü,
Şüheda Özyar


NOT: Hatırlamayı, unuttuklarımdan sonra öğrendim.

Geen opmerkingen:

Een reactie posten