25 juni, 2014

Kendi kendime

Kendi kendime konuşmayı çok seviyorum, anlatamam yani o derece.

Kulaklıklarımı taktığım gibi biri arar. Konuştuğun gibi de biri sana dön dön bakar hani "Bu geri zekalı da ne diye kendi kendine konuşuyor" diye. BU DÜNYA'DA EN SON KENDİ KENDİNE KONUŞACAK OLAN TEK İNSAN BENİM Bİ KERE. Okadar yokluktan başımızı vurmadık henüz. Harbiden kendi kendime konuştuğumu düşünüyorlar. Benimde arkadaşlarım var lan, yani yarım senede bir arayıp soruyorlar bi kere.

Kendi kendimize konuştuğumuz zamanlar var. Hep annemin yüzünden. Örnek o. Mutfakta saatlerce, yıllarca, bi asır lan bi asır boyunca kendi kendine konuşur mu bir insan? Hadi dedikleri mantıklı olsa anlayacağım ama mantıklı değil abi. İki kelimsinden biri "Kimse bana yardım etmiyor,, anca kendi rahatlıkları, herşey hazır önlerine gelsin istiyorlar" (7637624x sordum ki "anne yardım lazım mı?" diye, YOK dedi NAPİM? ÇAY MI İÇİM NAPİM?) ... "Hepsi babalarına çekmiş," duyanda babamın suç işlediğini şanar ama dünya tatlısı adam ya. Anneme göre ona çektiğim dönemler sadece okulda yüksek not aldığım zamanlar veya diplomayı aldığım zaman "İşte tam ben" diyor. Dışarı çıkmak istediğim zaman, yemeğe gittiğim zaman, akşam eve geç geldiğim zaman, istediği huyu sergilemediğim zaman hep babama çekiyorum ki seviyorum ben o adamı ya. Nekadar'da çok çekmişim sana, örneksin. Terapi gibi hissediyor kendini galiba. Mutfakta lan mutfakta. Yıllarca konuşuyor, yıllarca kendi terapisini kendisi uyguluyor. Ben kendime terapi uygulasam, benim terapimi örnek alan herkes ve ben dahil kafayı buluruz. Yeriz kafayı yani, açık açık baya baya.

Hiç çalmayan telefonum o gün çalası gelmiş. Bence eskiler daha güzel. WhatsApp olmayınca birine haber vermek için bir birimizi arardık. Çok arayanım var dı o zamanlar. Şimdi arayanım yok onu bırak aramak isteyipte aramaktan vazgeçenimde yok yani okadar yokluktayım. Şimdi herkes WhatsApp atıyor bir birine, onu geçtim bana WhatsApp atanda yok. Hep aynı insanlar, sıkıldım ya, bunaldım. Ruhum daraldı. Dur hikaye'ye başlamadan öne şunu söylim, dün Depresyon ile sinemaya gittik. "Bugün günlerden ne lan?" dedim, Haziran 24'ü dedi "Bugün 4 sene önce Aşk-ı Memnu'nun finaliydi" dedi. "Sen iyimisin arkadaş?" dedim "Yok yani DÖRT sene lan DÖRT? Kafayı yedin, bunalımdaysan söyle'de bilim yani" dedim. (Kendi kendine Aşk-ı memnu ile ne tür bir ilişkin var senin? Dört sene olmuş?)

Çarşı da yalnız başıma gezeyim dedim. Beni gezdiren yok, kolumdan tutupta "gel gidelim" diyen yok olduğundan dolayı kulaklıklarımı taktım, yürüyorum. Bi baktım aaaa, telefonum çaldı. Ağırıza arıyor. Tatile gideceğiz, gazlıyor beni. Nekadar heyecanlı olduğunu anlatıyor. Bende karşılıklı çarşı'da gezerken ise kulaklıklarımda bulunan mikrofon'dan cevap veriyorum hani yoramam kendimi. "Ya işte öyle de, bende çok heyecanlıyım, üçyüz beşyüz, üçyüz beşyüz, dımtıs dımtıs" derken ulan uzaktan (2 metre uzaktan) iki çocuk, çocuk diyorum bak bana bakıyorlar. Böyle durmuşlar, beni izliyorlar. Ya diyorum bunlar ciddi ciddi beni mi süzüyor yoksa bana mı öyle geliyor lan? Ay nasıl hareket etsem, nasıl dursam. Şöyle dursam daha mı sexsy görünüyorum, gülsemmi n'apsam lan diyorum. Baya baya içime içime girecekler yani okadar güzeliz. Dedim kesin numaramı soracaklar. Bende kendimi ona göre hazırlıyorum tabii. Çok yakışıklı olmasalar'da en azından süzüyorlar beni. Birileri'de güzelliğimin farkında dedim ki ulan çocuklardan biri "Bok kafa kafayı yedi lan"... "Olm burası Amsterdam, otu çeken kendi kendine konuşuyor" dedi. BOK KAFA? OT? BEN? Öyle mi lan? Demek kafayı yedim? BEN? Tamam ya sorun yok. Gittim çocukların yanına "Mikrofon o mikrofon" dedim "Senin arayanın yoksa ben nnn'aaapim arkadaş?" dedim, sonra iki çocuktan biri arkadaşına "Olm turist olarak sen kalk İstanbul'dan Amsterdam'a gel, kız sana yalnızlığı yüzüne vursun ajfgksgf" dedi. "DAŞŞAK MI GEÇİYON UMUT? O Aysel var ya abi kesin nuska yaptı bak ben sana yemin ediyorum" dedi. Ay dedim bu'da yalnızmış kesin Ayselin bir oyunu bu. Elbette seninle bir gün karşılaşacağız, sonra çocuklarımız olur. Birinin adını Ot koyarız diğerinin adını Mikrofon.

Turist olup başka bir ülkeye gelip orada bile yalnızlığın yüzüne vurulması çok bok bi durum bence. Ben almim.

Bir papatya çayı lütfen,
Şüheda Özyar


NOT: Yalnızlık iki kişiliktir. Bir ben, yine ben.

Geen opmerkingen:

Een reactie posten