29 augustus, 2014

Miboy #1

Bu dünyada herkesin bi lakabı var

Qanqan ile hoşlandığın çocuğun adına lakap koyarsın: "Lan senin Salak geliyor" mesela. Arkadaşın ile ortak gıcık olduğunuz insanların hepsine lakap koyarsınız, çünkü biz lakapcıyız. Biz the dictionary of the life. Biz translate Türkçe - İngilizce sözlüğü. Bu dünyada konuştuğum herkesin lakabı vardır bende. Bazen sevdiğimden, bazen nefret ettiğimden. Bazen lakabın benim için çok değerli Ağırıza gibi veya çok gereksiz Salak gibi. En son biri "La BURUNNN baksana buraya," diye sokak ortasında seslendi, kendimi benimsedim. Lan bana mı diyor acaba diyerek döndüm çünkü bu burun kimsede yok. Meğersem başkasına sesleniyormuş. Lan dedim biri bana BURUN diye lakap koysa ağızını burnunu deşerem senin gereksiz eleman, kimsin sen GÖZ?!

Bu yaz beğendiğim tüm çocuklara Miboy diye lakap koydum. Yani My Boy ama komiklik olsun diye Miboy. Sonra sıraladım Miboy 1, Miboy 2 ... Miboy 13'e kadar çıktı. Biz kızlar, kız kıza takıldığımız zaman hep beğeniriz ama sadece beğeniriz yani bundan ötesi yoktur genelde. Veya genellikle "Ulan bu çocukta hiç bakmaz mı arkadaş" dediğimizde çocuk bakar "Ne diye bakıyor bu lan geri zekalı valla," der gözlerimizi kaçırırız. Sonra çocuğun lakabı geri zekalı olur: "Lan baksana şu geri zekalı bakıyor mu hala?". Ben, bana bakandan rahatsız olurum, "Kızım bende bir şey mi var?," diye sorarım yani ben hiç bir zaman kendimden emin değilimdir. "Yok," der ... "Lan var bence, bence bende bok var çünkü bu Salak bakıp duruyor," derim. Benim hayat felsefem: beğeniyorsan, gel konuş bence ben seni yemem.

Hayatta herşeyin karşılıklı olduğunu düşünürüm. Ben birini beğendiğim zaman hemen onunla çıkmak isterim. Yani aceleciyimdir aslında. He saçma biliyoz, zaman diyon ama ne zamanı yani, zaman mı var. Ya yarın ben gidiciysem, ne yapcan? Mesela eskiden, lan nasılda çok isterdim okuldan bir sevgilim olsun diye, sonra beraber ders çalışalım falan hep şu filmler var ya. Adamı ergenlik çağında bir gaza getiriyorlar arkadaş. Bu gaz Shell benzin istasyonunda bile yok. Her neyse şu olay var, bakan kimse konuşmuyor. Öküzün trene, Selim'in Şebnem Gürsoy'a baktığı gibi bakıyorlar ama konuşmuyorlar. Bende sinirleniyorum arkadaş, what the fuck yani ilk adımı ben mi atacağım?
Neyse Alanya hotelde tam tamamına 13 tane Miboy. Lan yokluktan yoksa aralarında sadece 3 tane güzel var. Hotellerde de bir olay var, garsonlar beğeniyorlar abi beni garson. Lan hotelde onca çocuklar, best model of the hotel this summer 2014'ler hatta 2013'e de rağzıyım ama bu garsonlar benim kaderime yazılmış hepsine göre ben bir Adriana Grande ama ne grandesi ha; Burun grande. Neyse Miboy 1. Çocuk hoş, güzel. Tabii bana göre, Ağırıza ya göre "Olm ya la valla bunun neresi güzel kızım," dese bile, o sonuçta bir erkek. Neyse Miboy 1 tam bir cool çocuk. Yani düşük bel pantolon. Giyinmesini bilmeyen ama egosu tavan. Saçları şekil, önümden çekil. Hayalimin adamı olmasa bile, this summer olabilir dedim. Neyse çocuk ilk iki gün baktı baktı. Tabii bizde sevindik. Ama konuşmadı. Sinir oldum bende her insan gibi. "Ben konuşacam lan," dedim "Sen konuş lan," dedi Ağırıza. Bu kez çocuk nargilenin dibini vururken yanına gittim "Oturuyorum," dedim. Ne diyim yani "Oturabilir miyim?," mi diyim. Ya hayır derse. Oturuyorum dedim tabii. Oturdum. Neyse bugüne kadar cool davrandım. Çocukla konuşurken kasıldım. İçimde bir bülbül öttü, kapalı kutu oldum, Da Vinci Code şifresini yalnış girdim. Neyse çocuk şükür konuşmaya başladı ama lanet olsun, bu dünya ya nalet olsun lan çocuk kro çıktı. "Nasılsın?," diyorum "Çog iyim, sen nassing?" diye konuştu. Lan dedim bu bana bir tuzak mı. İmtihana gel dedim bu çocuk nipiçim konuşuyor. Ben bununla evlenemem. Baba bile olmaz lan bundan. Sevgili olsak "Gavga etmiyek garı" der. Hemen toparladım. Bu çocuğa nasılda Miboy dedim ya. Niye konuşmuşum Allahım sen beni bu çocuktan soğutacak bir şeyler bul dedim. Neyse ben herkesin hayallerini merak ederim, sohbet muhabbet falan filan bu çocuğun hayalini sordum. "Peki senin hayalin ne?," dedim. Bak, no joke. Yemin ederim çocuk bana "Hayal yog. Ben Liman'da çalışacam," dedi. AYY. BANA Bİ FENALIK BASTI. Ulan dedim kırk yılda bir biriyle konuşayım dedim. Böyle ilk adım benden olsun dedim. Allah rızası için şu yokluktan şu yalnızlıktan bir kurtulayım dedim, "Nasıl ya?," dedim. "Bildiğin gemi de, paketleri gemiden indirip koyacam," dedi. Lan dedim zaten sınırım everest. Etkisiz eleman gibi dolanıyor bu hayatta. "Tamam ozaman. Sen paketleri nereye koyacaksan koy. İndirip mi koyacak, koyduktan sonra mı indiricen bilemem ama hadi bana eyvallah, sohbet muhabbet güzeldi," dedim kalktım yerimden. "Ya nereye?," dedi çok hoşuna gitmiş bunun galiba. "Hadi canım hadi by," diyerek koştum hotel odasına Ağırızayı sevdim. Okşadım. "Geleceğim Limanda geçiyodu lan beni koru," dierek uyudum.

Şaka mısın sen ya? Ulan bir insanın hayali Liman mı olur. "Ulan nasılda istiyorum o paketleri indirip koymak var ya tam hayalim," mi diye uyuyorsun her gün arkadaş ben anlamıyorum. Tabii çocuğu skip ad yaptım. "Ben dedim sana çocuğun neresi güzel diye," dedi Ağırıza. "He zaten çocuğun anlında: LIMAN HAYALİM, ÇEKİL KENARA HAYİN yaziyordu ya" dedim. La insan der ki: "Ya yat falan almak istiyorum, 5 odalı, havuzlu falan sonra Limandan limana gezmek istiyorum her yeri görmek istiyorum," ... "Evet," derim ... "Evet, yani evlenmeyi kabul ediyorum," ... Bu hayaller benim için çok önemli var ya.

BU EVREN BANA ÇOG DENGESİZ,
Şüheda Özyar


NOT: Hayalin, seni sana anlatır.

Geen opmerkingen:

Een reactie posten