18 augustus, 2014

Bavul

Bak gelmedi ben söyliyeyim sana

Tatil için bavulu hazırlamak çok zevkli bir şey, taaki o bavulun yüzde 70%'ini "Bu teyzene, bu amcana bu dayına ha bu da yengene" diye dolduruşa gelene kadar. Kilo hakkım 30 kilo ise, o 30 kilo 29 olmayacak. İlla bir dolduruş, illa bir sıkıştırma, illa bir "bunuda koy, bunu da yerleştir" çabası. Böyle bakınca, aslında benim bavulum maximum 20 kilodur. Geri kalan 10 kilo annemin sevabına işlemek istediği bir sürü hediyelik. Yok yani nabıyon? Ben tatile gidiyorum diye var o bavul. Hayrına koyma şunları ya. Anne yok doldurma. Anne yok. Anne ya. Ann... Neyse tamam doldur.

Tatile gidiyorum! Oley be! Ne çektim 365 gün boyunca anlatamam. Sınavlar, olaylar, depresyon haftalarım, sıkıntı, stress, iş yorgunluğu, zart, zurt falan filan derken tatilimi 5 ay önceden ayarladım. Ben artık gidiyorum. Ağırıza ile geçirebileceğim en güzel tatil diyerekten bavulumu hazırlamanın heyecanını yaşıyorum. Nezaman hazırlasam? Şimdi mi? 5 ay önceden? Yok ya, abartmim. Son hafta en iyisi, evet. Son hafta bavulumu hazırlasam net bu olay olur dedim. Son hafta kilo hakkım 25 olduğunu öğrendim. Ağırızanın gazına geldim "Kızım saçmalama, ölümüne alışveriş yapacağız sen o yük hakkını 30 yap valla bak beni dinle" dedi. Ölümüne alış veriş mi? TABİİ CNM :) Hemen gittim kilo hakkını 30 yaptım. Ama bir ayrıntıyı kaçırmışım: benim bavul sadece maximum 20 kilo alıyormuş. Bu gaz ile küçük bir bavul daha alarak. Bir kişilik tatile, iki bavulla gittim (Bir daha TÖVBE). Annem ikinci bavulun boş gitmesine razı olmadığından dolayı içine hediyelik, sevaplık, saygılık, sadakatlık ne varsa doldurdu. Kadının özel has yapısında var bu olay. Lan nereye gitsem dolduruyor, onu bırak bavuluma koyduğum kıyafetler, topuklarıma saydırıyor "BU NE? BUNUNLA NE YAPACAKSIN KIZIM SAÇMALAMA?"... "Ya anne koy, bi bırak ya, ben tatile gidiyorum ne olacak ya Allahalla" ... "YA ALT ÜSTÜ TATİLE GİDİYORSUN, NE BUNLAR?" ... "Anne bi bırak Allasen, bak doldurmuşsun 10 kilo hediyelik ben bir şey diyor muyum?" ... "Ha bir de deseydin?" ... "Tamam Anne Tamam. Sakinleş anne. OK." Hem tatile gidiyorum, hem kadın bavuluma koyduğum kıyafetlerime saydırıyor. Olay şu ki annemin görmediği kıyafetlerim var daha. Şimdi görse onları, izin vermeyecek biliyorum. Bu yüzden havalimanına gitmeden 5 dakika kala herşeyi içine cumburlop atmayı düşünüyorum. Mini mini etekler, şortlar, askılar bilmem neler. Hepsi benim hoşuma gidecek ama annemin düpe düz biletimi yakmaya neden olacak kıyafetler olduğundan dolayı kadına göstermedik tabii.

Neyse tamam. Ağırıza geldi, beraber havalimanına gideceğiz. Son saniye zort tüm annemin NO dediği kıyafetleri, engeli aşarak YES diyerek bavuluma attım, kapattım, indik. "Olm sen kendini Bülent Ersoy mi sanıyon lan bu ne?" dedi Ağırıza beni o iki bavul ile görünce. "Saane lan napcan" dedim. Bindik, gittik. Tabbi benden mutlusu yoktu o an. Lan dedim annem görmeden attık ya la kıyafetleri. Artık bu iş tamam. Olay şu ki, TRANSAVİA denilen uçak şirketi geçenlerde benim arkadaşımın bavulunu tatil bölgesine getirmemiş. Yani bavul kayıp. Bende o günden beri "Ulan bende ki bu evrenin dengesizliği varsa eğer, kesin benim bavul kaybolacak" diye tutturuyordum. Ağırızaya "Moruk ben sana söyliyeyim, bu bavula son bakışın olsun, yemin ederim kaybolacak" ... "La olm çarpılacan, pozitif düşün" ... "Bak kızım demedi deme, bende ki bu hayat terk everesi kimsede yok" dedim. Neyse bavulları verdik. Elimde kol çantam. Dünyadan kayboluyorum mutluluğu. ALANYA HERE WE COME!
İndik mi Antalya'ya. Hotelin transferi varmış, bir de ona para vereceğiz. Bizi Antalya'dan alıp Alanya'da ki hotele götürecekmiş. Ok dedik. İndik. Piştik. Mutluyuz. Lan dedim THANK GOD, geldik. Tatili sevmeyen ölsün. Beni hayal kırıklığına uğratan tüm ÖKÜZLERE gelsin. İ AM ON VACATİON BİTCH, dedim. Bavulları bekliyoruz. İlk benim minnoş bavul geldi. Sonra Ağırızanın bavul demek için bin şahit ister Çin duvarı diye lakap koyduğum bavulu geldi. Sonra aradan bi 15 dakika geçti. Lan benim bavul ortalıklarda yok. "Kızım kesin gelmedi" dedim, "Lan şu şom ağızını bi kapat emi" dedi. Geçti mi aradan yine bir 10 dakika, yine yok. YOG YOG YOG. Kafayı yiyecektim ama bekliyordum yani gelmeyeceğini. Hazırlıklıydım. Ben dedim bu evren bana dengesiz diye. Neyse gittim şirketin bilmem neyin fesine, "BAVULUM YOK" dedim. Atarlandım. Sakin olamıyordum çünkü bir bavulun gelmemesi dünyanın en saçma işi. Bavul lan bu. İçinde anneme göstermediğim kıyafetlerim var sen ne diyon? Ben sinirleniyorum arkadan Ağırıza "Olm annen var ya bi duâ etmiştir, yemin ederim ondan gelmedi bak söylim" ... "Kızım bi git Allasen" dedim. Sonra şirkete saydım, sövdüm "O BAVUL GELECEK!" dedim. Bir saate yakın en çekilmez müşteri oldum. Yılın en uyuz insan ödülünü kaptık, çıktık. Neyse şirkete numaramızı verdik, haber vereceklermiş gibisinden. Bu arada Hollanda ile temaasa geçiyorum "ANNE BAVUL YOG" diye "BİLGİĞİN YOG". Onlarında sıkıntıya soktum. BENİM BAVUL NERDE?

Çıktık. Ulan dedim kesin şu hotelin transferide bizi es geçip hotele dönmüştür dedim ki çıktığımız gibi karşımızda elin YAŞLISI. Transfer dedikleri, Beylikdüzünde ki dedemin askerlik arkadaşı gibi biri duruyordu, elinde de "ŞÜHEDA ÖZYAR" ... "Heh anasını satayım, zaten kızım ben ne diye umut ediyorum ki şu tranfer bir audi Q7 içinde dünya yakışıklısı. ŞAHİN LE GELMİŞTİR BU LAN BU NE YA ALLAHIM YİCEM KAFAYI" dedim, adamın yanına geçtik. "Abi merhaba ben Şüşü, bavulum kayıp" dedim. Ağırıza bana bakarak "Olm müşteri hizmetleri ile mi görüşüyon mal, adam hotelden geliyor" dedi. Adamda ne sabır var. Ben olsam çoktan Hotele dönmüştüm ulan ne Şüşüymüş bizi ağaç etti manasından. Neyse bu arada babam beni arıyor falan "kızım bak bu şirketleri sık sık arayacaksın ki bavulun peşine düşsünler diye" dedi. Babamın gazına geldik. Hotele girdik. Hotele girdiğimiz gibi resepsiyondan telefonu kullanabilirmiyim dedim. Bavulumu kayıp eden şirketi aradım. "BAVULUM NEREDE? BU NE REZİLLİKTİR!" diye bir de oraya saydım. Öyle böyle bizi odamıza getirdiler. Sonra aradan bir saat geçti bu benim bavulumu kayıp eden şirket beni aradı "Bavulunuz bulundu, iki gün sonra elinizde olur," dediler. Fıttırdım tabii. İKİ GÜN BOYUNCA KOKACAM ÖYLE YA? Adamlara "SİZ KİM OLUYORSUNUZDA O BAVUL İKİ GÜN SONRA GELECEK DİYORSUNUZ? SİZ NESİNİZ? NE İNSANLARSINIZ? O BAVUL EN GEÇ YARIN ELİMDE OLACAK!" dedim. Sitem ettim. Kendimi bir diva, bir Alişan, bir youtube'dan ünlenmiş Sefa Topsakal hissettim. Sonra bir kaç kere daha aradım. O bavul gelecek diye. Sevgilim olsa bukadar çok rahatsız etmem adamı adam benden bıkar diye. Neyse gece oldu uyuduk. Ulan gece saat 4 hotel odasının telefonu çalıyor. Ağırıza "bu ne kızım ya" dedi, bende mutluluktan uçtum "KIZIM KESİN BİZİ BEĞENDİLER HOTELDEN BULUŞMAK İSTİYORLAR" dedim, "La olm sen harbi salaksın ha" dedi. Telefonu açtım "Alo?" ... "Merhaba Şüşü hanım ile mi görüşüyorum?" ... "Evet"... "Bavulunuz geldi hanım efendi, resepsiyondan alabilirsiniz" dedi. BAVULUM MU? ÇÖŞŞŞ. İndim aşağa. Tabii mutluyum aslında ama ne lan bu GECE 4 LAN 4. Rüyasında mı görmüş beni ne yapmış. "YOK YANİ BAVULUMU BAHANE EDİP DİREK ÖZLEDİM DESEYDİN ANLARDIK SENİ" dedim... "Bavulumu alabilirmiyim? :))))))" dedim bir de. Aldım bavulu. Odama geçtim. Öptüm, bi sarıldım bi okşadım onu. "Söz lan bir daha anneme söyliyecem içine ne koyduğumu valla küsme bana" dedim. Öyle uyudum. Bu arada Ağırıza "olm sen harbi problemlisin bak" dedi...

Annemin duâsıyla mı kayboldu yoksa harbiden bu evrenin bana olan dengesizliğinden mi kaynaklanıyor I DON'T KNOW. Ama o bavul olması gerekiyor. Bavulsuz tatil olur mu hiç Allasen? Bavul sonuçta içinde nekadar çok hediyelik olursa olsun o benim bavulum. Bu arada en son biri Hollanda'dan Türkiye'ye 5 kilo BALIK götürdüğünü gördüm. BALIK LAN O BALIK BALIK. Türkiye'de balık kıtlığına mı girdiler abi sen ne yapıyorsun ya? Tüp falanda getirseydik bari uçağın içinde pişirirdik dimi yani? Net. Arka pilanda Eminönü fotosu koyarız, ohh yedik kafayı negüzel.

Bavulumun içinde o son anda sıkıştırdığım kıyafetlerim var ya,
OVVV,
Şüheda Özyar


NOT: Kaybetme korkusu olmasaydı, kal diye duâ etmezdim.

Gece 4:


Geen opmerkingen:

Een reactie posten