25 november, 2014

Dalış

Dalarım!

Dalış, dalmak, denize dalmak... hepsi bana yazı hatırlatır. Yine yazı bekleriz çünkü çok özledim. Freedom giyinmek, güneş, her sabah mutluluk. Etrafımda benimle sık sık iletişime geçmek isteyenler. Gülümseyen insanlar, deniz, havuz, kumsal... Akşam olunca balkon keyfi sonra bilmem pop müzikler, akşam gezmeleri falan filan. Kışın sinirimi bozan herkese dalma gibi bir özelliğim var. Kışın çok soğuk, bu yüzden senin beni sarman gerekiyor. Sözlerin ile uzaklaştırman değil veya beni kendinden soğutmak olmasın amacın. Bir insan nasıl kendini birinden soğutmak ister hiç anlamam. Çay varken, ben dururken... biz olabilme bir imkanı hayat sana ve bana sunmuşken mesela? Ama baktım çocuk ignore ediyor, kısa cevaplar, dövmeler, beni strese sokacak tüm hareketler... dalarım mesela. Adam mı yok sanki. Ama sen beni güzel seversin sandım, yani en azından seversin sandım.
Dalmak, darılmak, girişmek, halletmek günlük kelimelerim olmasa bile seviyorum bu bir kaç kelimeyi. Döverim ulan! Online gelip offline gidiyon, mavi tık çıkmış sinir ediyon beni bir de onu kontrol ediyoruz. Ama en çok da neye üzülüyorum bir sor bi? Senin bana vermen gereken değeri başkaları veriyor. Uzak kalıyorsun baya biliyor musun, sonra seninle çay bile içmek istemiyorum artık...

Neyse yaz tatilini Ağırıza ile geçirdim. Bu Ağırıza tam benlik yaaa. Tam tam. Gırgır, şamata, kafana göre takılmaca, herşey bununla güzel gibi. Önce Alanya, sonra beraber Fethiye, Bursa, İstanbul derken trak bok gibi ülkeye geri döndük. Yaz tatilinin başından beri Ağırıza "Olm Fethiye de dalış yapacağız" dedi. "Yav he he" diyip geçiştirdim. "Dalalım" dedi, "Sana dalabilirim" dedim. "Dalacağız olm" dedi, "Lan tamam tüple dalacaz tüple" dedim. Neyse dalalım dalalım falan filan derken Fethiye'ye geldik. ALLAHIM. Cennet cennet. Hem Boylar yüzünden hem de Fethiye, Fethiye olduğundan dolayı. Yarappim denizde yürüyen Yamanlar. Ben bir Mira, onların hepsi Yaman copy paste şezlonk şezlonk dolaşıyorlar. Neyse dalalım dalalım derken yazdırdık, yarın dalıyoruz. Özel dalıyoruz. Gruplu dalışlar da vardı, ama dedim yok olm Recep İvedik gibi olur kırk kişiyle dalıp öleceğime özel dalarım belki kurtaran olur. Neyse oldu ertesi gün dalmaya gidiyoruz. Dört kişiyiz. Ben, Ağırıza bir de İstanbula staj için gelmiş iki Hindistanlılar (Biri kız biri oğlan). Giyindik abi bikinileri. Dalış yerine yürüyoruz. Abi dedim kesin bizim dalış öğretmeni şu filimlerde ki gibidir, six packlı falan saçlar şekil ooo Şüşü. Bok. Yani bok yani öyle birşey olmadı. Dalış hocamız Pirates of te Carabian filmine özenmiş galiba, o gazla öğretmen olmuş, kafa, sakal, saç baş hep o tarz. Dedim hay anasını satayım, dipte balık görsek kaçar lan bu ne. Neyse üç tane hocamız varmış. Hepsi Carabian üyeleri. Dedim salla, bunlardan bir şey olmaz bari şu Türkçe bilen hindistanlı çocuğu ayarlim belki bir filmde falan oynarız. Bu arada hocalar "Türkçe mi İngizlizce mi anlatayım?" diye sordular. "Anlat ingilizce abi" dedim. Bunca senedir ingilizce dersimiz boşuna gitmesin hani. Döndüm Ağırızaya "Sçtık olm, adamın dediğini anlamasak denizin altında diğer tarafa boylacağız" dedim. Neyse adam "Dalgıç elbisesi giyinmek isteyen var mı?" diye sordu. Lan dedim mecbur değilmisin? "Sıkabilir, bunalabilir, daralabilirsiniz" diye anlatılış şekli vardı. "İstesende giyinmem artık o ne lan" dedim salladım. Neyse su paletlerini giyindik. Okey. Tamam. Fena değil. Adam yeleklerimizi verdi. Hani ona da okey. Maymun gibi olduk amk bu ne diye bakış attım Ağırızaya. Üzerine bir de adam bize tüp müp derken ölüyoz anasını satayım su gözlüklerini de verdi. Sexy bikininin üzerine bu haşama olmadı dedim. Bu tüpler, bu ölümcül gözlükler abi terk terk yani gidiciğiz bugün. Ama Ağırıza bu gözlükleri taktı abi ben yıkıldım. Gözlerimiz anayasadan göründü anasını satayım göz falı baksan yirmi yıllık fal çıkar dedim. Ne hayal ettim yarappim ne yaşıyorum. Adam baktı ben çok gülüyorum "Eğer su altında ağızınıza su girerse şuraya basın tüm sular çıkar" dedi. Tamam lan dedim işte aradığım icaat. Bir kaç kere denedim, hani suyun altında niye güleyim lan manyak mıyım bile bile ölürmüyüm ben, diye düşünsem bile bi deneyim dedim, baktım işe yarıyor tamam dedim ölmeyiz öyle kolay kolay. Neyse adam işte bir kaç hareketler öğretiyor. Yok okey dediği zaman böyle bir hareket yapman gerekiyor, işte dilsiz nasıl anlaşabiliriz falan filan. Neyse hepsi copy paste anladık. Üç tane hocaları dördümüze böldüler. Allahım dualarım kabul olduğu için şükür şükür: hindistanlı yakışıklı bollywood aşkımla ben beraber olacaktık. Ağırıza ve diğer kıza özel başka hocalar falan. Neyse biz önden gidiyoruz. Ağırıza arkadan geliyor. "Allahım n'olur gülmiyeyim n'olur" diye diye denize giriyoruz. Balıkları da sevmem aslında ama Ağırıza için katlanıyoz işte seviyoz kızı. Balık gördüğüm yerde çırpınan biriyim. Hepsini köpek balığı sanarım. Yiyeceklermiş gibi yüzüyolar abi hep etrafımdalar. Neyse baktım baya diplerdeyiz. Lan dedim suyun içinde de bollywood'ı nasıl ayarlıyacağım anasını satıyım gözlerim pört pört zaten bok gibi görünüyorum. Arkamda tüp, üzerimde yelek, ayaklarım bir deniz kızı olmasa gibi bok gibi bunlarla nasıl yüzüyorlar??? Neyse abi bi 15 metre dibe girmişiz. Hala gülmedim, dizlerimizle yere değdik işte oğlanla bakışıyoruz. "Okey misin lan?" der gibi hareket çektim "Okey'im" dedi. Bu çocuk bana aşık abi diye sonuç çıkardım. Bana denizin içinde evlenme teklifi etsin. Etrafımızda balıklar dans etsin diye hayaller kurdum ki baktım abi yukardan bi bacaklar, bi çırpınmalar bize doğru iniyor. Lan bu gözlük ve tüpün yüzünden yukarı da bakamıyoz ki derken baktım bu Ağırıza. ABİ AJDHGFJKHDGFJHAG. Gülmemek için kendimi zor tutuyorum "Gülme Şüşü gülme" ... "Kızım saçmalama" ... "Lan 15 metre diptesin geberip gitçen kıyma" ... "yapma etme gurbanın olayım" derken Ağırıza da dizlerinin üzerine çöktüğü gibi göz göze geldik abi jahsgdfhsdgfkjhgdfjhgadfjhg. LAN! Yıkıldım! Ulan bir insanın kafası bukadar mı komik olur. Gözleri "ulan sıçtık amk ya napiyom ben" der gibi bakıyor. Yanında ki hoca da almış eline kamerayı selfie çekiyor kızla. Ulan bende bi dumanlar, bi baloncuklar. Uçuyorum abi yeni yıl kutlamaları gibi patlama yaşıyorum. Lan ağızıma, boğazıma, ciğerime su girdi ölüyom lan o çocuğu da çok sevmiştim Allahım affet günah hepsi affet diye diye su ağızımdan gitsin diye düğmeye basıp durdum. Sonrasında zaten çıktık, ölmedik. Yaşıyoz hala çocuktan nefret ediyorum bi kere.

Denizden çıktığımız gibi Ağırıza" "Olm bir balık aynı sana benziyodu valla" dedi. "Mal mısın olm sen?" dedim.  Hani hangi balığa benzettiğini de iyi biliyorum hepsi aynı. Ardından Bollywood "I think that one seems like you" diyip Ağırızayı gösterdi. Abi asjhdgfajhdgfdjkhg, Ağırızaya dönüp "8 yıllık ingilizce eğitimimde duyduğum en anlamlı cümle" diyerek geçtim.

Okey?
Şüheda Özyar


NOT: Yaz gelse de sevilsek.

Ağırıza'yı görüp de yaşam ile savaşırken ben:


Geen opmerkingen:

Een reactie posten