18 december, 2015

Yanlış

Hata üstüne hata ya

Ne yapsam yanlış zaten. Sağa gitsem sola dönüyorum. Sınav sonuçları beni ağlattı zaten. Herkesin gözüne de bi ben batıyorum galiba. Sonra herşey mi yanlış gider bir insanın hayatında ya, zıt yönlere doğru kayar mı bi insanın kaderi yemin ederim dört köşe geberdim. Ama olamaz ya, ben böyle birşey görmedim. Herkesin hayatında bir poncik dönemi vardır da bende her ay mı olur ya. Yanlış üstüne yanlış, ha yanlışı ben yapsam gam yemeyeceğim, tanıdığım insanlar benden hatalı çıkıyor. Nekadar da Dildo bana, "Elinde olanın değerini bilmelisin, olumlu yönlerden bakmaya çalış," dese bile bir yerde takılıyor insan işte. Şöyle bir bakıyorum da elimde: şu var hmmm, bu da var... şunlar da var ama o yok. O da yok, şu hiç yok... bu da olmadı... ama ya yemin ederim bak olumsuzluk üzerinde hayat çizgim kurulmuş geberecem.

Yanlış yapmak bizim elimizde olan birşey değil. Biz hep doğru sandığımız yoldan gideriz. Doğru sandığımız insanları tanımaya başlarız veya sınavda doğru sandığımız sonuçları yazarız. Sonuçta, bir gün yanlış yaptığımız ortaya çıkar. Doğru yoldan gittiğini sandığında o café'nin diğer tarafta olduğunu anlarsın. Vaz geçersin, gitmezsin yani çünkü o yolu kim geri yürüyecek? Okadar ilerlemişken geri gitmeye gerek yok. Bu aralar çok istediğim birşey olmadı, hiç istemediğim birşeye bağlanmaya başladım, yanlız kalmayı herşeyden çok istemeye başladım böyle uzak kalsam da rahatlasam gibi... Sanki 2015 bitse de 2016'da herşey düzelecekmiş gibi. Herşey bir okadar da karışık, herşey bir okadar da belirsiz, darma duman, parça purcuk isyan.
Neyse, hayatında bazı yaptığın yanlışlar senin aklında kalır. Nasıl yaparım o yanlışı diye? Nasıl ya nasıl? Bunlardan bir tanesi, lise son'da ki Biyoliji dersin son sınavı. Yani bunu alırsam diploma elimde olacaktı. Hayatımda hiç bir sınav için bir hafta önce falan başlamam. Son gece başlarım, sabaha kadar, çünkü mantıken baktığın zaman anca öğrenirim diyorum. Neyse bu sınav için üç ay önceden başlamıştım. Çalış çalış, sınavı alamadım. Diplomayı alıp almadığımı öğretmen bana açıklarken işte alamadın falan dedi, nasıl yani? Biyoliji sınavını alamamışım. Niye diye sordum? Kadın iki dakika güldü. Kadın hayatı boyunca: "Karında ki bebeğin chromosonlardan kız veya erkek olduğunu nasıl anlarsın?", sorusuna böyle espirili bir cevap almadığını söyledi. Oysa okadar emindim ki doğru cevabı verdiğime kadın sınav kağıdımı bana gösterip: HAHAHAHA yorum yazdığını gördüm. O derecede berbat. Benim cevabım buydu: "X ve Y chromosonları vardır. Karında Y choromoson göründüğü zaman o bir erkektir. Çünkü Y choromonun kuyruğu var, erkeğin de bi sallantısı var, yani Y=erkek. X kapalı olduğu için, X=kız". Gül gül öğretmen geberdi. Madem okadar gülüyon verseydin ya diplomayı. O gülüyo ben ağlıyom. Lan diplomayı alamadım neresi komik bunun? Üç ay ya, üç ay önceden başladım çalışmaya. O günden sonra bir gece önecen başlıyorum, valla 55i de tutturuyorum. Neyse sonunda diplomayı aldım işte ama hayatımda unutmayacağım yanlışlardan biri buydu benim. Hala doğru cevabı bilmiyorum hahaha, gayet mantıklı geliyor yani. Bence benim strateji'm bir dahi.
Bir yanlış daha: karar vermek. Karar vermekte çok zorlanırım. Terazi burcu olarak aşırı derecede dengesizim. Bir soru üzerine saatlerce düşünürüm. Yapsam mı, yapmasam mı? Düşünsem mi, öleyim galiba? Die valla ben go. Ne giyinsem, yoksa evde mi otursam. Sonunda verdiğim karar hep doğru karardır, ama doğru karara varana kadar canım çıkar. Bazen ne yesem ya? Diye bilmediğim dönemler aç kalırım. Türkiye'de yaşadığım dönem çalıştığım şirkette ki ingilizce seviyesi eksilerde sürünüyordu. Bir çocuk vardı, aşırı derece küfür, kimseye saygısı olmayan bir tip. Herkesin de bir dövme merakı var Türkiyede anlamadım. Öyle infinitiy, böyle sonsuzluk derken bu çocuğun kolunda bir dövme vardı ki kendimi sorguladım. Lan doğru mu yazıyor acaba diye kırk kere düşündüm. "Every has a new beginning." Dedim Allahalla ne yazıyo lan burda. Her'in yeni bir başlangıcı vardı. Sapık değilim ama bir gün boyunca bu çocuğun koluna bakıp durdum. Ingilizcemi sorguladım. Okadar da kötü degildim yani biliyoz iki cümle. Every nasıl olur da new beginning'a bağlar ya dedim. Böyle present simple, şöyle past continius derken yoq. Gittim çocuğa dedim ki "Ya bu: Every end, falan olmasın?," ... "Evet ya öyle olacaktı bak düzeltti adam," dedi. Yemin ederim o dövmeyi yaptıran adam o cümlenin altına cukko gibi THE END yazdı. Bir de THE ekledi oraya. Yani cümle "Every THE END has a new beginning," oldu. Ay ağladım gülmekten. Lan dedim, yeni başlangıç olmasa da olur bu ne ya kolunu mahfetmiş. Marifetmiş gibi dolanmakta var tabiiki. Hangi kafayla koluna "Every end has a new beginning," yazdırmaya karar verdin ya? Hiç mi aklında yok, hiç mi bilinç altında yok yani, ben olsam oraya "Bugün de ölmedik amk," yazdırırdım valla her gün koluma baka baka "Ulan ölmedik valla jhsgfdjkh" der olumlu olumlu geberirim bir gün.

Hayatım boyunca bak vallaha da billaha da hep yanlış olaylar, kararlar, insanlar. 23 senedir bu dünyadaysam bi embrio dönemleri çok mutluydum galiba. Ya çok önemli abi çok çok bir gram mutluluk cidden çok önemli. Allah hepimizi doğru insanlarla karşılaştırsın cidden, mutlu olalım hepimiz, lütfen kendinizi üzmeyin be ECHT* mahfediyoruz kendimizi. Ne gerek var ya baksana şuna mübarek CUMA günü. Daha ne istiyorsun, yanında DİLDO gibi bir kankan olduğu sürece herşey tamamdır. Kendinizi sevin önce ya, git bi aynaya bak, mutlu ol, etrafında sana günaydın veya Osman diyen insanları sev. Tamam belki bok gibi bir ülkede oturuyorsundur ama onuda güzel yapmak senin elinde. N'olur çocuk evlenme teklifi boğazda yatın içinde olsun, yüzük Tifanny & Co ama öyle cukkosundan değil, bildiğin TAŞ yani, sonra beni her gördüğünde böyle toplu güller 150 civarı için herşey oke bir de düğün Four Seasons İstanbul bosphorus ya da Çırağan :( Bukadar ya. Seni seviyorum ulan. EVERY HAS A NEW BEGİNNİNG.

Bunu unutma: ÖNCE SEN, kendini çok çok sev cidden ama önce sadece kendini, aynaya baktığında "bugünde yıkılıyorum lan, yanlış giden birşey varsa elbette iyi giden birşey de olacak," de, sonra gülümse çünkü bu sana çok fazlasıyla yakışıyor. Ya bırak seni üzenleri, bu da bir sınav, nasıl üstesinden kalkacaksın sorusu? Ben sen olsam herşey yolunda gidecek zaten bir gün diye düşünüp açık çay içerdim. Çünkü çay'ın muhabbeti bir başka. Sende herkesden başkasın. Güzelsin. Doğrusun. YOU'RE THE BEST, FAK THE REST.

THE END,
Şüheda Özyar


NOT: Her insanın farklı bir seni seviyorum'u vardır...

ECHT = cidden

İngilizce ve boş vermişlik seviyemi karışıtırınca ben:

never mind, joy go tune gitsin, yanlis, hats, dogru, yol, suheda ozyar, OHÁ, mark, t-shirt, tshirt, marka, amsterdam, istanbul, the end, dövme, tattoo


Geen opmerkingen:

Een reactie posten