01 januari, 2016

Abart

Ay he he

Durumu olduğundan fazla abart aferin. Aynen bizde hiç yok ya bilmiyoruz zaten yağdır. Öyle güzel böyle dehşet, şöyle inanılmaz derken çıtayıda yükselt ki biz geberelim. Evet Anne o yerde ki saçların hepsi de benim, zaten bi bende saç var dimi tüm hormonları üstüme saldınız kurtuluş yok. Öyle böyle değil, saat 12 diye kaldırıyorlar, ama saat daha 9. Her evde saat konusunda abartan insanlar vardır. Benim kanımada yavaş yavaş işledi artık herkesi 1 diye yedirip 7de uyandırıyorum. Karma is a bitch.

Şu yeni yıla Allahım ne olur bir kere ya, once once istediğim gibi gireyim. Yani mutlu gireyim ne bileyim huzurlu gibi, istediğim yerde, istediğim kişilerle böyle abartısız ama olması gerektiği gibi. Uyuyarak girdim resmen. Evdekilere "Neyse 2016'ya uyuyarak gireyim de tüm senem rahat geçsin," dedim. Bu kafayla da uyudum. 2015 nasıl geçti sorusuna, ilk yarım senem dehşet, sonrası fiyasko. Yeminle stress küpülü bir 2015 geçirdim bir günden sonra, şimdi 2016 diye yeni sayfa falan açacağımız da hepsi bahane. Yani bu sene bana para getirsin. Para para para getirsin. Tüm aile ile birlikte kutluyoruz şimdi, yemek vesaire eğlenceli. Bu sene Şüşü çok daha durgundu diğer senelere göre. Bir kutu yaptım, üzerine "Şüşü 2016 yılı için size ne diliyor?," diye içine 48 tane aile ferdlerini saydım böyle, tam tamamıyla 48 tane dilek hazırladım. Tüm dileklerim "Para," ... "Para," ... "PARAĞĞĞ," üzerineydi. Sadece bir tane dilek "Fakirlik. Fakir seni," diye yazdım. Mutluluktan ağlıyacağımı falan düşünüyordum gerçekten yani aileden biri fakir olacaktı. Herkese dağıttım. "Bakın sesli şekilde okuyacaksınız," dedim. Herkes heyecanlı heyecanlı, ben onlardan daha heyecanlı. "Biiir, ikiii, üç," dedim. Allah belanızı vermesin ya. Bazı dileklerin üzerine PARAĞĞĞ yazdım, annem gelmiş bana "Burda Parag yazıyor," dedi. Ay ağladım. Dedim bozun oyunu bozun. Sonra bekledim işte biri "Fakirlik," diye bağıracak diye. KİMSE söylemedi. Aileden biri kendine fakirliği yakıştıramadı akdhgkafhjdg. Oturdum moralim zaten bozuktu iyice bozuldu. Ya şaka bu şaka yani abartın ya yemin ederim çıkacak hali yok.
Bir kıza dev uyuz oluyorum, ve bir kız bir kıza uyuz oluyorsa ortada sorun var demektir. Neyse bu kız işte sağda solda "Ay öyle mutluyum, böyle mutluyum," diyip geçiniyor. Ama niye mutlu haberim yok hiç. Ve ben aşırı derecede meraklı birisiyim. Bu kızın mutluluk formülü öğrenmem gerekiyordu. Gittim kızı gördüm, "Aaa naber?," diye sordum. "Ya çok iyiyim," dedi. Abart abart, ben bile öyle birşey dediğimi hatırlamıyorum ömrümce ya. Kıskanmadım tabiiki. "Ya çok sevindim, hayırdır?," diye sordum. "Ya eşimi çok seviyorum ya inanılmaz, iş bitince ona gideceğim diye sabırsızlanıyorum," ... WHAAAT. Evliymiş??? "Kaç yaşındasın ki?," ... "21," dedi. Ölümde var sonunda gülüm de var şarkısına bağladım kendimi. "Yaa, maşAllah kaç senelik?," ... "1 yıldır evliyiz," dedi. Vallaha ölecem bak 20 yaşında evlilik yapmış. "Nasıl peki anlaşabiliyor musunuz?," diye sordum. Bak kız başladı: "Anlaşmak mı?? Şaka mı? Biz bir birimize çok bağlıyız. Ne ben onsuz ne de o bensiz yapabiliyor. Çok seviyorum eşimi çok. Aileside beni çok seviyor, hiç gelinmiş gibi davranmıyorlar bana. Evin prensesiymişim gibi davranıyorlar. Hiç evde iş yapmıyorum gerçekten. Dünya ya bir kere daha gelsem yine bu adamı severim, hatta daha erken evlenirdim. Bu adam benim herşeyim çok mutluyuz, inanılmaz. Elimi sıcak sudan soğuk suya sokmuyor, ben mutsuzsam o benden mutsuz canım eşim ya aşığız çok" dedi ay benim iflas. "HE ABART ABART," dedim. Kız bi baktı ama bilinç altında olmadan söyledim bunu yani cidden ağızımdan fırladı. "Anlamadım?," dedi. "Anlamanı istemedi eşin ondan anlamadın, Allah bozmasın, abartılı olsun herşey abart," dedim. Kızdan uzaklaştım. Kusacaktım yani bukadar olayı özene bozene, perfect anlatmaya ne gerek var ya biz yaşamıyoruz diye neremize sokuyon bu lafları. Geçen de hamile olduğunu öğrendik. Mutlu anne rolünü oynuyor kız 21 yasında, ay ben nerden atlasam acaba? Kusacaktım yani okadar mutluluk bana fazla. Gerçekten bazı insanlar dev abartıyor herşeyi ne gerek var? Övmeye ne gerek var mesela. Geçen yerde bir tane saç vardı ya bir tane, evdekiler "BU KILLARIN HEPSİ SENİN!!," diye isyan ettiler. Vallaha billaha da değil yani yemin ederim. Bir toz görsünler, ev pis. İşte açık ayakkabı giyecektim "DONACAN," dediler. Düğüne gidiyorum düğüne. Açık hava tiyatrosuna değil yani. Kapalı, closed.
Bilmiyorum ya çoğu şeyi abartmaya gerek yok, bazen bilinç altında olmadan insan abartıyor hani de mutluluğun dozunu da kaçırmamak lazım işte.

2016 yılı için ne mi diliyorum? Gerçekten mutlu olmayı, ama beni hak eden insanlarla. İnsanlar için seçenek olmamayı, gülmeyi, huzurlu olmayı. Sınavlarımı almayı, işlerimde başarılı olmayı. Güzel haberler almayı. Sonraaa, her hafta ya da her gün Maison de Fleur gülleri almayı, gelecek zaman için Tiffany & Co pahalı yüzüklerden ama pahalı üzerine basa basa, beyaz Porsche arabam olmasını, Balenciaga çantam, Valentino ayakkabim hepsi listemde o derecede. Gerçek dostluklarla kalmayı, hatta ve hatta gün gelip bende "Oyle mutluyum da böyle huzurluyum da ölduk ölduk geberdik," demeyi çok istiyorum da şuan hiç halim yok ya BIRAZ MUTLU OLALIM DEDIK HARAM MIĞĞ.

2015'in amk ben,
Şüheda Özyar


NOT: Boşa geçen bir yılın hiç oldu mu senin?

Aynı ben:

2016, new year, yeni yil, oha, OHÁ, suheda ozyar, evde, uyumak, uyuyarak, eglence, bomba, komik, argo, blog, unlu, amsterdam


Geen opmerkingen:

Een reactie posten