28 maart, 2014

Benzetmek

Bu kızın psikolojisi neden bozuk?

"Aynı sana benziyor,"... "Ayy,"... derler. HEE. AYNI BEN YA. Daha ana rahiminden 3 dakika bile çıkmayan bir çocuğu bana benzetiyorlar. Ya ben kendimi tanımıyorum ya da bunların hayal gücü inanılmaz kuvvetli. Daha yeni ya, yeni yeni. Çocuğu bana benzetiyorlar. Gülüşü sen, diyorlar ama her insan gülerken bir birine benzer. Şekil olarak değil ama mutluluk olarak benziyoruz. Hepimiz güldüğümüz zaman bir birimize benzeriz. Sonuçta hepimiz mutluyuz. Hayal kırıklığından dolayı gülen birini henüz görmedim. Düşünsene sevgilin seni terk ediyor? Gülün. Çok gülün. Akşam olunca ağlıyoruz zaten. Prensip meselesi. Hepimiz bir birimize benziyoruz.

Aslında benzetmek, benzemek, benzetilmek yazmak için çok geniş bir alan. Çok yazı yazabilirim. Durmadan çok cümle kurabilirim ard ardına. Şimdi okumasan bile sonra benzetirsin birine kendini, ardından beni okursun. Okutursun, benzetirsin... benzersin. Mesela ben seni herkese çok benzettim. Bazen ise benzetmeye kıyamadım. Seni mesela en sevdiğim oyuncuya çok benzettim. Artık o diziye senin yüzünden bakamıyorum. Benzettiklerim çıkıyor karşıma, sonra seni yeniden hatırlıyorum. Futbolculara çok benzetiyorum seni çünkü sen futbol oynamasını çok severdin. Topun peşinden koşan her topçuyu sen sanardım çünkü sana çok benzetirdim. Bu yüzden artık tek başıma futbol seyretmeyi sevmiyorum. Seni ben sevgi kelimesinde ki o beş harfe çok benzettim, artık söyleyemiyorum... sadece yazıyorum. Keşke bana zamanında "Kimseye benzetme" deseydiler, benimserdim seni ozaman. Seni benzettiğim tek kişi ben olurdum. Kimseye küs kalmazdım. Çiçeklerimi çok sussuz bıraktım, papatyaları sana benzettiğim için. Yapraklar bana çok küs kaldı, her bir tanesini seni bana hatırlattığı için. Ama yine çıksan karşıma, "Oynamadım seninle," desen, "eski" kelimesine seni çok benzetirim. Eski'lere benziyorsun, yarın olsan ne yazar?

İş yerinde prova odalarında duruyorum. Dur önce kocaman bir mağaza'da çalıştığımı söylemem gerekiyor. Beni uzun zamandır takip edenler çalıştığım yeri bilirler ama bilmeyenlere özet geçiyorum. Giysi mağazası, prova odalarında duruyorum, kıyafet seçimimiz yok, hepimiz siyah giyniyoruz, modumuz Hayko Cepkin, işe başladığımızda ise bir İsmail Türüt, sona doğru survivor'da ki Samantha oluyoruz. Şimdi ben sadece kadınlara özel prova odalarında duruyorum, yani içeri erkek sokmam yasak. Gayet mantıklı. Sevgilileriyle prova odalarına giren insanlar 1 saatte çıkmıyor. Pislik. Pisli. Pis. P. Bir sorun var, bazen kadın veya erkek ayrımı yapamıyorsun. Hatta bazen kadın veya erkek ayrımı zor oluyor. Türk / Hollandalı / Faslı ayrımı da yeri geldiği zaman zorlanıyorsun. Neyse diyorum, senelerdir çalışıyorum. Ben herşeyi bilirim. Ben herşeyi çözerim. Sıkıntı çıkmaz dedim. Ardından önüme bir çift geldi. Turist galiba ama ben yinede flamenkce dilinde "Merhaba, bu prova odaları sadece bayanlar için" dedim. "HII?" dediler. Anlamadılar beni. İngilizce deniyeyim dedim. "İt's only the ladies fıttingroom," dedim. Artık Allah ne verdiyse cümle kurmaya çalıştım. Çift beni izledi "Ladies?" dedi. "Yes ladies," dedim. "Ladies?," dediler yine (ulan bir bozuk çift daha) "Hııı yes ONLY ladies," dedim. "O, yes oké," dediler. Are you disco? demek istedim. "No problem, only ladies," dediler. Arka planda Darıl "N'oluyo lan?" dedi Türkçeden. "Ulan bu kadına benziyor mu sence?" dedim. Bende çözemedim bir an. İnsanların kadın veya erkek olduğunu ayırt edemeyecek bir duruma geldik. Böyle bir evrende yaşıyoruz. "Bilmem," dedi Darıl. "Lan göğüs yok, e saç desen? Yok lan adam bu, neyse..." Sonra müşterilere geri döndüm ikisinin yüzü mort geziyor. *"He can't go in the fıtting room" dedim, adamı gösterdim derken adam bana "Ben kadınım," dedi Türkçeden. AYYY. NASIL ZORT OLDUM. Bahçelini'nin bir an ÇÜK sonra CUCUĞ demesine döndü bu olay. "Haklarına sahip çıkmana taktır ettim," dedim. LAN? "Nasıl terbiyesizsin," dedi kadın. Ay. Tamam. Geldiler. "Ben mi, sen mi?" dedim. "Sen," dedi kadın. "Evet ya ben bir kız olarak çok ayıp ettim. Ulan ben niye kız olarak doğdum lan" dedim, sonra durdum dalga mı geçiyor lan bu benimle der gibi baktım. "Kadınsın yanı, eminsin?" dedim. "BENİMDE SENİN GİBİ VICIĞIM VAR!" dedi kadın. VICIG MI? HAHAHAHA. YUH LAN! Ne terbiyesiz lesbian ya. "Tamam lan terbiyesizleşme," dedim kolumu kaldırdım. Saygı duyacak değildim. Ben o kadın olsaydım bana ağız burun girişirdim. Girişmedi. Dalmadı. Kadına bir daha bakarak "VICİIG BENİM, TASLAK BENİM," dedim. Kendimi şu andan itibaren tam bağımsız ruh hastası olarak ilan ediyorum. Teşekkürler KADIN.

Sonra "Bu kızın psikolojisi neden bozuk?:



Tam bağımsız ruh hastaları olarak çok tatlıyız bence,
Şüheda Özyar


NOT: Sen beni herkese çok benzettin, ben seni bu yüzden hep benimsedim.

*"Adamın prova odalarına girmesi yasak,"

Geen opmerkingen:

Een reactie posten