Pagina's

18 december, 2015

Yanlış

Hata üstüne hata ya

Ne yapsam yanlış zaten. Sağa gitsem sola dönüyorum. Sınav sonuçları beni ağlattı zaten. Herkesin gözüne de bi ben batıyorum galiba. Sonra herşey mi yanlış gider bir insanın hayatında ya, zıt yönlere doğru kayar mı bi insanın kaderi yemin ederim dört köşe geberdim. Ama olamaz ya, ben böyle birşey görmedim. Herkesin hayatında bir poncik dönemi vardır da bende her ay mı olur ya. Yanlış üstüne yanlış, ha yanlışı ben yapsam gam yemeyeceğim, tanıdığım insanlar benden hatalı çıkıyor. Nekadar da Dildo bana, "Elinde olanın değerini bilmelisin, olumlu yönlerden bakmaya çalış," dese bile bir yerde takılıyor insan işte. Şöyle bir bakıyorum da elimde: şu var hmmm, bu da var... şunlar da var ama o yok. O da yok, şu hiç yok... bu da olmadı... ama ya yemin ederim bak olumsuzluk üzerinde hayat çizgim kurulmuş geberecem.

Yanlış yapmak bizim elimizde olan birşey değil. Biz hep doğru sandığımız yoldan gideriz. Doğru sandığımız insanları tanımaya başlarız veya sınavda doğru sandığımız sonuçları yazarız. Sonuçta, bir gün yanlış yaptığımız ortaya çıkar. Doğru yoldan gittiğini sandığında o café'nin diğer tarafta olduğunu anlarsın. Vaz geçersin, gitmezsin yani çünkü o yolu kim geri yürüyecek? Okadar ilerlemişken geri gitmeye gerek yok. Bu aralar çok istediğim birşey olmadı, hiç istemediğim birşeye bağlanmaya başladım, yanlız kalmayı herşeyden çok istemeye başladım böyle uzak kalsam da rahatlasam gibi... Sanki 2015 bitse de 2016'da herşey düzelecekmiş gibi. Herşey bir okadar da karışık, herşey bir okadar da belirsiz, darma duman, parça purcuk isyan.
Neyse, hayatında bazı yaptığın yanlışlar senin aklında kalır. Nasıl yaparım o yanlışı diye? Nasıl ya nasıl? Bunlardan bir tanesi, lise son'da ki Biyoliji dersin son sınavı. Yani bunu alırsam diploma elimde olacaktı. Hayatımda hiç bir sınav için bir hafta önce falan başlamam. Son gece başlarım, sabaha kadar, çünkü mantıken baktığın zaman anca öğrenirim diyorum. Neyse bu sınav için üç ay önceden başlamıştım. Çalış çalış, sınavı alamadım. Diplomayı alıp almadığımı öğretmen bana açıklarken işte alamadın falan dedi, nasıl yani? Biyoliji sınavını alamamışım. Niye diye sordum? Kadın iki dakika güldü. Kadın hayatı boyunca: "Karında ki bebeğin chromosonlardan kız veya erkek olduğunu nasıl anlarsın?", sorusuna böyle espirili bir cevap almadığını söyledi. Oysa okadar emindim ki doğru cevabı verdiğime kadın sınav kağıdımı bana gösterip: HAHAHAHA yorum yazdığını gördüm. O derecede berbat. Benim cevabım buydu: "X ve Y chromosonları vardır. Karında Y choromoson göründüğü zaman o bir erkektir. Çünkü Y choromonun kuyruğu var, erkeğin de bi sallantısı var, yani Y=erkek. X kapalı olduğu için, X=kız". Gül gül öğretmen geberdi. Madem okadar gülüyon verseydin ya diplomayı. O gülüyo ben ağlıyom. Lan diplomayı alamadım neresi komik bunun? Üç ay ya, üç ay önceden başladım çalışmaya. O günden sonra bir gece önecen başlıyorum, valla 55i de tutturuyorum. Neyse sonunda diplomayı aldım işte ama hayatımda unutmayacağım yanlışlardan biri buydu benim. Hala doğru cevabı bilmiyorum hahaha, gayet mantıklı geliyor yani. Bence benim strateji'm bir dahi.
Bir yanlış daha: karar vermek. Karar vermekte çok zorlanırım. Terazi burcu olarak aşırı derecede dengesizim. Bir soru üzerine saatlerce düşünürüm. Yapsam mı, yapmasam mı? Düşünsem mi, öleyim galiba? Die valla ben go. Ne giyinsem, yoksa evde mi otursam. Sonunda verdiğim karar hep doğru karardır, ama doğru karara varana kadar canım çıkar. Bazen ne yesem ya? Diye bilmediğim dönemler aç kalırım. Türkiye'de yaşadığım dönem çalıştığım şirkette ki ingilizce seviyesi eksilerde sürünüyordu. Bir çocuk vardı, aşırı derece küfür, kimseye saygısı olmayan bir tip. Herkesin de bir dövme merakı var Türkiyede anlamadım. Öyle infinitiy, böyle sonsuzluk derken bu çocuğun kolunda bir dövme vardı ki kendimi sorguladım. Lan doğru mu yazıyor acaba diye kırk kere düşündüm. "Every has a new beginning." Dedim Allahalla ne yazıyo lan burda. Her'in yeni bir başlangıcı vardı. Sapık değilim ama bir gün boyunca bu çocuğun koluna bakıp durdum. Ingilizcemi sorguladım. Okadar da kötü degildim yani biliyoz iki cümle. Every nasıl olur da new beginning'a bağlar ya dedim. Böyle present simple, şöyle past continius derken yoq. Gittim çocuğa dedim ki "Ya bu: Every end, falan olmasın?," ... "Evet ya öyle olacaktı bak düzeltti adam," dedi. Yemin ederim o dövmeyi yaptıran adam o cümlenin altına cukko gibi THE END yazdı. Bir de THE ekledi oraya. Yani cümle "Every THE END has a new beginning," oldu. Ay ağladım gülmekten. Lan dedim, yeni başlangıç olmasa da olur bu ne ya kolunu mahfetmiş. Marifetmiş gibi dolanmakta var tabiiki. Hangi kafayla koluna "Every end has a new beginning," yazdırmaya karar verdin ya? Hiç mi aklında yok, hiç mi bilinç altında yok yani, ben olsam oraya "Bugün de ölmedik amk," yazdırırdım valla her gün koluma baka baka "Ulan ölmedik valla jhsgfdjkh" der olumlu olumlu geberirim bir gün.

Hayatım boyunca bak vallaha da billaha da hep yanlış olaylar, kararlar, insanlar. 23 senedir bu dünyadaysam bi embrio dönemleri çok mutluydum galiba. Ya çok önemli abi çok çok bir gram mutluluk cidden çok önemli. Allah hepimizi doğru insanlarla karşılaştırsın cidden, mutlu olalım hepimiz, lütfen kendinizi üzmeyin be ECHT* mahfediyoruz kendimizi. Ne gerek var ya baksana şuna mübarek CUMA günü. Daha ne istiyorsun, yanında DİLDO gibi bir kankan olduğu sürece herşey tamamdır. Kendinizi sevin önce ya, git bi aynaya bak, mutlu ol, etrafında sana günaydın veya Osman diyen insanları sev. Tamam belki bok gibi bir ülkede oturuyorsundur ama onuda güzel yapmak senin elinde. N'olur çocuk evlenme teklifi boğazda yatın içinde olsun, yüzük Tifanny & Co ama öyle cukkosundan değil, bildiğin TAŞ yani, sonra beni her gördüğünde böyle toplu güller 150 civarı için herşey oke bir de düğün Four Seasons İstanbul bosphorus ya da Çırağan :( Bukadar ya. Seni seviyorum ulan. EVERY HAS A NEW BEGİNNİNG.

Bunu unutma: ÖNCE SEN, kendini çok çok sev cidden ama önce sadece kendini, aynaya baktığında "bugünde yıkılıyorum lan, yanlış giden birşey varsa elbette iyi giden birşey de olacak," de, sonra gülümse çünkü bu sana çok fazlasıyla yakışıyor. Ya bırak seni üzenleri, bu da bir sınav, nasıl üstesinden kalkacaksın sorusu? Ben sen olsam herşey yolunda gidecek zaten bir gün diye düşünüp açık çay içerdim. Çünkü çay'ın muhabbeti bir başka. Sende herkesden başkasın. Güzelsin. Doğrusun. YOU'RE THE BEST, FAK THE REST.

THE END,
Şüheda Özyar


NOT: Her insanın farklı bir seni seviyorum'u vardır...

ECHT = cidden

İngilizce ve boş vermişlik seviyemi karışıtırınca ben:

never mind, joy go tune gitsin, yanlis, hats, dogru, yol, suheda ozyar, OHÁ, mark, t-shirt, tshirt, marka, amsterdam, istanbul, the end, dövme, tattoo


10 december, 2015

Gelecek

Ooo 2016 süper

Acaba benim geleceğim nasıl olacak? Yok yani yine mutsuzluktan yıkılacam galiba. Artık kesin milletin torunları ne zaman evlenecek diye beklerim, bende ki bu şanssızlıkla gelecek bire göremiyorum o derecede karanlık. Hiç parlaklık yok yenim ederim, ışık falan da yok, desem ki şu dala tutunsam da bi gram mutlukuk girse cebimize o da yok. Geberdik umutsuzluktan Allah çarpsın ya. Ülkece kafayı yedik. Dışarda bi arkadaşımı görsem, "iyiyim," cevabından vazgeçmiş gibiler. "Nasılsın?," diye soruyorum ... "Eh yani kızım," dediği an uzaklaşıyorum. Kendim zaten sıkıntıdan patlıyacam huzur diyen beş harfi kelimeden eser yok. Ben mutsuz, arkadaşlarım benden mutsuz.

2016 yılı geliyor, okadar mutluyum ki baktırdığım her fal 2016'da bir ışık, bir umut bir bol miktarda para diyor. Sıkıntıların gidecek diyorlar. Ya ben böyle falların dediklerine inanan kızlardan değildim yemin ederim ama hani biri desin anlıyor musun, ya doğru olmasa bile insan inanmak istiyor. Benden öyleyim. 2015'in ilk yarım senesi çok şükür okadar güzel geçti ki, son yarım senesi, yani bu aralarda dahil, batıra batıra, sınavları göme göme, mutsuzluktan gebere gebere geçiriyorum. Ama geleceğimi çok merak ediyorum. Cidden Allah belamı versin böyle 10 saniyeliğine bile olsa ulan mutlu muyum değil miyim, zengin miyim değil miyim, evlimiyim değil miyim, bir de evleneceğim kişiyi görsem 10 saniye toplam etmez be ne günahım vardı benim ya. Bak bunların hepsine 1 saniye desen: mutluluk, zenginlik, evlilik ve eş derken dört saniye ya Allahım hayatımın bu umutsuz ve mutsuz dönemlerinde şerit gibi önümden geçecek dört saniyeyi bana çok görme yarappim only FORE.
Dildo ile İstanbula gittim geçenlerde. Ben her saniye ama her saniye bir arkadaşımla güldüğümü hatırlamıyorum. Bu da öyle biri, sanki biri Şüşü demiş de ayna koymuş karşıma. O derecede Dildo, aynı ben. O üzüldüğünde, yıpranmış halimden beter yıpranıyordum. Hiç bir arkadaşım üzüldüğünde, üzüldüğümü hatırlamıyorum ama cidden bu kızı seviyorum. Neyse gezdik, yedik vesaire derken. İstanbulda bir arkadaşımla, Güm, ile buluştuk. Sohbet muhabbet derken Güm birden, "Taksimde hiç falcıya gittiniz mi?" diye sordu. İşte bu be. İşte benim favourite arkadaşlarım. İşte beni ben yapan kankalarım. Hep gitmek istemişimdir, ama gidemedim. "Hayır," dedim ... "Ama beni götür," ... "Götür bizi n'olur," dedim. Kız tamam falan dedi gitti café'nin oraya götürdü. Ay burda ki adam öyle iyi bakıyor da böyle iyi bakıyor, herkes sıraya giriyor da bilmem ne. Bana bi gaz geldi tabii. Ama kapalıydı café, yarın arayıp randevu yapmamız gerekiyormuş o derecede iyi. Neyse Dildo'nun beyninde ki tüm etleri, hücreleri bitirdim "Bak gidecez, gideceeğğğz, o fala bakılacak, yemin ederim gidecez," dedim. Evden iki resim atıp Falcı Bacıya gönderipde iki satırlık fala mı kaldık lan, günde üç tane farklı şey söylüyor gülsemmi ağlasammı bilemiyorum. Ona bile güvenim kalmadı.

Ertesi gün oldu, café açtı "Nasıl yardımcı olabilirim?," diye sordu. Ay utandım, ne bu ya işi gücü bırakmış tek umutlarımız fallar der gibi arıyorum bir de sevgilim olsa gam yemiyecem ama neyse tamam: "Merhaba, fal baktırmak istiyorduk da, iki kişi," dedim. Öyle dolu. böyle dolu derken yarına randevu aldık. Bak okadar iyiymiş demekki kesin 2016 bana mutluluk getirecek dedim. Ama ben çok sabırsızımdır. Yani birşey istediysem hemen olsun isterim. Mesela fal. Fal baktırıcam ya ne diye bekletiyorsun beni 24 saat daha? O gün öyle birşey oldu ki, doktorumun asistanı ile konuşuyoruz. "Ne yapacaksınız?," diye sordu. "İşte fal baktıracaktık da yarına artık," dedik. Kız kalktı ayağa "OO FAL MI?," ... "Bak buraya gidin, bu kadın çok iyi, bu da numarası randevu alman lazım, banada al," dedi. O aynı gün için akşam saati 21:30'da Taksim'de başka bir café'de randevu aldık, hahahahaha so happy. Oraya gitmeden önce Nusr-et'e gittik. Fal'a yetişmemiz lazım diye etleri boğazımıza diktik, masadan nasıl kalktığımı hatırlamıyorum koşa koşa taksime gittik. Neyse geldik. Kadın hemen "Nasıl içersiniz kahvenizi?," diye sordu, orta dedik, oturduk. İçeri böyle tatlı, küçük ama ulan akşam akşam çarpılırız valla günah dediğim an Allah çarpsın bir saniyelik sadece o katın elektirikleri gitti geldi. "Dildo esheduennaillahe illallah yemin ederim bak üç harfliler dört dönüyo duâ kanka duâ ama fala bi baksın şimdi, boğazımıza tıktığımız etlere yazık yoksa," dedim. Neyse kahvemizi de içtik, içeri bi kadın geldi balkona oturdu. Bu arada falımı öyle bi çevirdim ki artık birşey çıkmalı dedim, devirdim fincanı o derecede birşeyler bekliyorum. Balkonda ki kadın başını çevirdi "Biri gelsin," dedi. Ay kendimi o an okadar umutsuz hissettim ki, bu ne lan diyip çıkıp gidecektim, yemedi. Kahve falına baktırmadan önce Dildo'ya "Kızım bak kadın falına bakarken öyle umursamıyormuş gibi davran oké mı? Hani çok merakın varmış gibi dinlersen kadını atacak da atacak o yüzden normal ol," dedim. Neyse kadın çevirdi fincanı, yemin ederim iki saniye içine baktı, koydu yerine, dışarıya baka baka anlattı. Ama lütfen, bir falcının ilk cümlesi bana karşı "Ne bu ya emekli, üç tane koca boşanmış, dört tane çocukla ortada kalmış kadınlar gibi bunalımdasın böyle, biraz kendine gel ya," dedi. Ay ben iflas. Dedim ne diyo lan bu kadın çok doğru dedi, acayip depresyondayım. İşte öyle "He salla he," kafasıyla dinliyorum ki, kadının her dediğine "Hadi bakalım," dedim. Sonunda okadar uyuz oldu ki kadın bana "Sana hadi bakalım, ben 28 yaşımda kocamı bulmuşum, sana hadi bakalım, sen kendini düşün," dedi. Yani demek kadın yalnızlığımı fincanda görmüş, güzel. Beni her gören yalnız olduğumu anlar lan zaten, neyse kadın işte 2016 çok dehşet geçecekmiş. Bu aralar full bunalım hep şanssızmışım ama üçüncü aydan sonra fena mutluluk yakalayacak mışım. Sonra kadın şükürey bin şükür asıl konuya geldi. Aklında 3 kişi var dedi HAHHAHAHAHAHA. Ya üç olsa neyse diyecem de eee? Biri seni seviyor, sen onu sevmiyorsun. Biriyle olur diyorsun o da öyle düşünüyor ama olmuyor, birini de sen istiyorsun heh işte onu unut öyle bir dünya yok dedi. YA BİR: Beni seveni ben niye sevmiyeyim ya? Geberiyorum diyorum, I cry and die, o derecede mutsuzum ya beni seviyorsa evlenelim? Neyse kadın devam etti, işte bunlardan hiç biriyle olmayacak, bunlardan bir halt olmaz dedi. Ay ağladım yemin ederim, NASIL ONUNLA OLMAZ? ONUNLA OLMAZSA BUNUNLA DA MI OLMAZ? HADİ ONLAR OLMADI, BU DA MI OLMUYOR? Sonra kadın harflerle geldi A, N, R, E harfleri ile birileri var burda, var mı öyle biri? Düşün düşün, ya aslında var. LAN. VAR VAR AYYYYYY. EVET VAR, dedim kadına. Ama burda yok, daha tanışacaksın. Dedi. Allah seni falcı yapanın da bin belasını versin be. Uzun boylu da, gözleri acayipmiş, kirpikleri çok güzelmiş, tüm kızlar hasta ama o bana hasta, iş adamıymış, anlı uzunmuş, saçları dalgalı derken kadın beklediğim kelimeyi söyledi, ZENGİNMİŞ hahahahahahahhaa. İşte bu çocukla yakın bir zamanda kalabalık bir ortamda buluşacakmışım. Ya konuştuğum ama hiç görmediğim biriymiş, ya da karşıma çıkacakmış. Sonra kadın falda ne dediyse boş. Demek A, N, R ve E ve zengin hea? Kesin o üç kişiden iki kişidir. 25 yaşımda da evlenecekmişim, 2016'dan sonra acayip kariyer acayip aşk yaşayacakmışım. BİLİYORDUM ALLAHIM, bu kulunu unutmadığını. Ay çok mutluyum lan, acaba kim bu çocuk... aaa, nnee, rrreee ve eee... hmmm KESİN O.

Sonra Dildo girdi. "Dediklerimi unutma," dedim. Kız girdiği gibi kadına yapıştı. Ya dedim hadi benim aklım sıfır, sen niye eksileri karıştırıyon canım arkadaşım? Kadın yirmi dakika dışarı baka baka anlattı geleceğimi. O günden bugüne kadar dışarı bakıp birşeyler anlatmaya çalışıyorum kendime de, "ulan nekadar mutsuzum ya," diyorum. Demek 2016 benim yılım olacakmış. Çok merak ediyorum çok. Fallara acayip sarıldım bu ara, binnazablaya veriyorum kafayı, kahvemi içtikçe falımı baktırıyorum. Hepsi ayrı bi kafadan birşeyler sızlıyor o yüzden onuda bırakıyorum artık. Bir de kadın deseydi bari, evleneceğim kişi bana TİFANNY yüzük ama en pahalısından böyle 30bin falandı galiba. 15O tane gül. Tamam mı ANRE? Ay yoksa bu salak falcı Andrew'dan mı bahsediyor? Vallaha düşüp bayılırım, çocuk yunanistandan geliyor lan Türk bile değil. Olabilir konuşmuyoruz bile, hatta kadın bu çocuk İstanbuldan değil demişti. AYYY FAK MY LIFE YA, BU DA MI FAKE? OFFFFF.

2016 size şans getirsin,
Şüheda Özyar


NOT: Duymak istediklerimizi duymayı sağlarız hep, ama gidenin elinden hiç tutamadık biz.

Ben ve Dildom, greetings from Istanbul:

suheda ozyar, gelecek, dildo, fal, komik, istanbul, taksim, bi melek, ask, evlilik, mutsuz, depresyon, OHÁ, oha, marka, t-shirt, tisort, amsterdam, arkadas, dost


40% SALE on the OHÁ HIGH FIVE COLLECTION @ 
WWW.SHOPOHA.COM

Instagram: ohabysuhedaozyar
Snapchat: suhedaozyar
Periscope: suhedaozyar

04 december, 2015

Tırnak

Fake

Everything is fake. Sen fake, senden önce ki de fake. Ulan nasılsın sorusunda ki İyiyim cevabı bile dünden fake. Gülüyon mutlu sanıyorlar o bile fake. Ya bir insanın yüzünde ki gülücük de mi fake atar insana ya. Ayak üstü kazık yemeyle ülkece başı çekiyoruz. Yemeyle? Yemek? Yemek yemek? Acıktım. Her cümlenin sonunda "Ne yesem ya?," sorusuyla çelişkideyim. Her günüm besmeleyle başlar, ondan sonra "Ne yesem?,". Fena bunalımdayım. Yemek mi yesem, "Ulan bu dünyanın taa bilmem nesinin fe-sine," diye cümle mi kursam yoksa "Ama Allahım bukadar, bak bukadar şanssız da olunmaz ya, neyin günahını çekiyorum cidden ı am sorry vallaha soryy de şunu bi üzerimden çek n'olur amin."

Evet tamam tamam, tamam haklısın bu kızda bi yazıyo bi yazmıyo ya diyip duruyorsunuz ama what can I do. Okadar bunalımdayım ki, yazılarımı okuyan benden beter halde çoğunlukla. But ne yapıyım? I went to İstanbul for a few days, for business. Şimdi bunu anlamayan da vardır yemin ederim, diyorum ki İstanbula bir kaç günlüğüne gittim iş için ama döndüm. Çok özlemişim. Döndüğümde bir ayrı sıkıntıya girdim. Unuttum sandığım çocuğu bile dört gözle her yerde aradım. Gelsin diye vaaz verecektim Ortaköy camiisinde'de, hayırlısı değilsede olmuyor be... Sonra okulun Allah belasını versin hep bu ilk semester zaten sınavları batırarak geçiriyorum. On üzerinden iki aldım ya, iki iki. Neyse fak skool. Başka şeylerden bahsedeyim, mesela sahte. Türkiye'de herşey çok sahte. Çok fake, çok yapmacık. Ne gerek var zengin, fakir ayrımına. Bu ayrım eğer varsa, fakir kısmına giriyorum. Ulan hayatımda ki şans bile bu ya. Onur Air hava yolu şirketiyle geri döndüm Dildo arkadaşımla. Ya yemin ederim bukadar fakir bir uçak şirketi hayatımda görmedim. Ya uçak okadar ekonomik ki, business class'ı bile yok. HERKES ama HERKES economic ve fakir. Uçağa girdik, "Ulan amk Dildo yemin ederim uçak düşse fakir uçağı diye de kimse bizi takmaz o derecede şanssız," dedim. Yani uçağa girer girmez herkesin anlında "Fakiriz," yazısı yazılır mı ya? Business bölümü bile yok. Economic diye kaynıyor etraf. Bir de el insaf be insan yemek, yiyecek birşeyler verir dimi okadar uçuyoruz sonuçta. Herşey parayla. Ya ne diye satıyorlar ki zaten uçakta anlamıyorum. Dünden fakiriz, bir de bir su için 4 TL vereceğimi düşünmüyorsun değil mi? Her neyse, okadar fakirlerle takıldım iyi insanlarmış. Uçak bir de okadar dar ki önde ki adam üstüme oturacak falan sandım yani. Koltuğu bi arkaya attı, dayanamadım bak "Ağızıma gir amca istiyorsan?," dedim yani. Zaten üç koltuk önde ki kızın ağız kokusunu oturduğum yerden çekiyorum. O kadar iç içeyiz ki nefes alamadık. Dildo bir ara suskundu, "Hayırdır lan?," diye sordum. "Düşünüyorum da Şüşü, can yeleğiniz koltuğunuz altındadır diyor," ... "Eee?," ... "Lan eğilemiyoruz bile bak," ... "Bak bak," ... "Kafa yarıda iflas ediyor yani," ... "Ölsek ulan can yeleği alamadık diye geberecez yemin ederim," dedi. Gülmekten sağlı sollu bile gidemedim. Okadar dardı ki amk iç içe çürüdük. Yanda ki amca 45 yasında, annesiyle whatsapp attığını gördüm "Elveda annem, hakkını helal et, al uçağın resmi, beni hatırla," falan yazıyordu yani bana yazıyor gibi oldu okadar yakındı adam ."Helal olsun oğlum helal," dedim. Bi bakış attı adam, gülsemiydim ağlasamıydım bilemedim.

Sahte kelimesi çok geniştir aslında Bir çok şey yazabilirim bu konu hakkında ama lütfen bunu okuyan herkes ARKADAŞLARINIZI iyi seçtin. Kurbanın olıyim nekadar zor olsa da kime nasıl davranacağını ve neler anlattığınıza dikkat edin. Neyse, fake friends. Allah herkesi bildiği gibi yapsın. Birşey demiyeceğim ama gözlerime baka baka yalan konuşan insanlara tahammülüm yoktur. Neyse, buna da neyse be buna da... İyiyim kelimesi bile fake. Hikaye uzamadan hemen. Türkiye'ye gitmeden önce manikür yaptırıyım dedim. Doğal olarak biraz bakımlı. Neyse gittim, kadın tırnaklarımı ciks yaparken yanımda sahte bir el mankeni gördüm, yani sahte eller oluyor ya tırnakları showen yapıyorlar, baktım şu parmakta ki bu tırnak cidden çok güzel duruyor abi bundan istiyorum. Kadına hemen söyledim "Bak şu tırnaktan istiyorum," dedim. Meğersem bunların adı protez tırnakmış. HOW DO I NOW? Cidden bi fikrim yoktu çünkü hiç fake tırnak taktırmamıştım. Dalgınlığıma mı verdim yoksa ne olduysa bir an kendi parmaklarımın o manken eli gibi olmadığını fark ettim. Yani bunu çok geç fark ettim. Benim parmaklarım etli butlu tamam mı. Allah belamı versin bak parmaklarımı bana doğru çevirdiğim zaman baş parmağım tavuk butu gibi görünüyor o derecede facıya. Dedim fak. Napıcam? Ay bir de tırnaklarımı sivri istedim yani ne bileyim güzel durur sandım ama olmadı yani şu parmaklara bakar mısın ya, paketlesen 14,99 diye tavuk sosis diye satılır. Kadına hemen sordum "Ne zaman çıkar?," diye. "İşte 6 hafta durur," dedi. Ay ben iflas. Şok üstüne deprem. Bu parmaklarla bir de İstanbula gideceğim yarappim annem beni öldürecek dedim. Neyse iki saate anca çıktım. Bu tontiş parmaklara iki saat bakım çok fazla dedim. Hadi dedim Allahım vücut yapım zaten koy verdi de parmaklarımın ne günahı vardı ya? Çıktım gittim kimseye birşey demedim, ilk ablamı gördüm. Ablamdanda kaçmaz hemen "AYY BU NE BÖYLE İĞRENÇÇ SANA ANLATAMAM WİCH GİBİ,". Bende desem bok gibi diye dibe batacam dedim, "Niye öyle dedin şimdi güzel bence ama alışmam lazım," dedim. Neyse beş dakika geçmeden ablamın bi açığını yakaladım hemen tehditleri yağdırdım, "Bak kimseye birşey demem söz, ama bir şartla" ... "Eğer anne, BU NEDİR? derse, bence güzel anne yani yakıştı diyeceksin," dedim. Hemen oke dedi. Bunu kurtardım. Neyse hemen çabuk çabuk geceğim, annemde düştü bayıldı tırnakları görünce küfür üstüne küfür bi ben savunuyorum bi ablam savunuyor tırnaklarımı. Değer mi be dedim bu parmaklar için, değer mi yani? Hiç bir yere basamadım, yazamadım işte, evin alarmını bile kapatacaktım bu kahrolası tırnaklar yüzünden kapatamadım sirenler polisler geldi eve hırsız var diye. O derecede bir tırnak aksiyon yarattı. Neyse bir sürü küfür yiye yiye İstanbula gittim. Gece bir kulüpte bi çocukla kopuyoz. Ya bak görmüyorsun ya, karanlık hani ortam, çocuk ciddi ciddi "Tırnakların gerçek mi?," diye sordu. Ulan mal geldin mal gidiyon bakışı attım çocuğa, sonra "He gerçek sana anlatamam, el bebek gül bebek bakıyorum onlara, onlara birşey olsa yaşayamam," dedim. "Cidden çok güzel, beğendim," dedi. Parayla satacaktım o derecede tırnaklarımı çıkarmaya hazırdım. Burdan sana sesleniyorum, ulan MAL - hadi tırnağı geçtim - BU PARMAKLARA O TIRNAĞI NASIL BİR GÖRDÜN HELE BANA Bİ ANLAT???

Gerçek sandı. Bu nasılsın? sorusuna iyiyim cevabı gibi birşeydi. İyisin diyorsun, öyle sanıyorlar. Hala tırnakları takıyorum bu hikayeyi de zor yazdım zaten ben cici kız falan olamıyorum ya. Biraz erkek gibiyim, fazlasıyla doğal ama fake atamıyorum işte. Herkes okadar fake atarken bunu bile beceremiyorum ben. Şuan okadar depresyondayım ki anlatamam. Cidden geberiyorum mutsuzluktan. Onur Air bile olsa tüm fakir ailemin aralarında oturup "beni uçurun," derdim. Şöyle bi yalnız kalmaya çok ihtiyacım var, denizin beyaz olduğu yere gitmem lazım. Orada olmam lazım benim artık, dinlenmem lazım, huzur olması lazım. Sahte insanlardan o derecede bıktım, iyi insanlar olsun. Bu tırnaklar da olmasın ya hikaye yazarken anasını ağlattı ve bir de parmaklar şişince "üç lira üç!," diye bağırıp satasım var şu parmakları da buna da şükür be.

Ya sevgilim olsa elimi tutsa, yastık tutuyo falan sanar galiba be offfff çok dertliyim lan!!!

Ne olur geçsin,
Şüheda Özyar


NOT: Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin

1. Annem tırnaklarımı görünce, annem:
2. Çocuk tırnaklarımı beğenince, ben:
3. Onur Air'de önde ki adam koltuğu arkaya yatırınca, ben:
4. Uçakta hepimiz fakir miyiz lan? diye şok üzerine deprem yaşarken, ben:
5. Normalde, ben:
6. Her gün, ben:
7. BEN:

tirnak, parmak, suheda ozyar, ohá, onur air, istanbul, caps, sahte, protez tirnak, amsterdam, komik, blog, marka, t-shirt, tshirt

40% SALE on the OHÁ HIGH FIVE COLLECTION @ 
WWW.SHOPOHA.COM

Instagram: ohabysuhedaozyar
Snapchat: suhedaozyar
Periscope: suhedaozyar

20 november, 2015

Ergenlik

Olamaz olamaz sensiz yarim

Kimse bana ergenlik döneminin famouse girl TRIPKOLİK dinlemedim demesin. İnanmam. Geri dönüyoruz the 90's: Döndün gittin bir hoşçakal demeeeeheen. CASH FLOW - HAYATA Küstüm hayallerim kayboldu yo. Seninle ilk defa ölüyorum aşkımdan. AMA MELEK Bİ YANDAAAAN ŞEYTAN Bİ YANDAAN. Çılgın bedişim yok başka işim. SIE LIGT IN MEINEN ARMEN, ICH LIEBE NICHTE GINZIFOR galiba böyleydi. Bebeğim benim hayalet sevgilim. Aynen hayalet. NE DINLERDIK BE. Hayalet sevgilim dedi dedi ergenlik dönemimde, full gaz devam. Sevgiliden eser yok ama Sago'nun dediği gibi odamın hayaletisin sessizliğine aşığım. Derdime çağreee baytarım yok dengime destek tutki durayımmmm. Ergenlik dönemimde ki hayalat sevgili şuan çokta farklı değil. Veya her yağmur yağdığındaaa gözlerin hep aklımdaaaa, adını ne zaman ansam yağmur yağar buralardaaa. Sinem sister seni de unutmadık. ANNEN EVDE Mİİ, ANNEN EVDE Mİİ, ANNEN EVDEYSEE BİZE GİDELİM. O Allah, o dönemde iyi değildim şimdi de.

Iyy Rober Hatemo. Beyaz ve sen, Allahım vur geberterlim bu adamı. Bi şarkısı daha vardı biiiiiiiir çok sıkıldım ikiiii dışıg dışıg indirin bu adamı devam etmesin!! Ay bir de bu şarkıyı o zamanlar 3310 telefonuma melodi olarak indirmiştim. Kanal D falan alt yazılarda yazıyordu, işte ROBER HATEMO BİR yaz 3490'a gönder melodi cebine girsin. Bu şarkıyı çalar saatimin melodisi yapmıştım. Bir sene boyunca adam BİİİİR diye söylediği zaman ikiye gelmeden hemen dikiliyordum ayağa. O adamın sesinden artık nefret ediyorum. Yeter gençliğimizi heba ettik. Veya İstanbul seni hapsetmişşşş diri diri diri dir eski bir banda kaydetmişşşş, yüzlerce binlerce insaaan aman Allaaaah hep bu şarkıyı söylemiş. Yıllar sonra cidden söylüyorum ve ezbere biliyorum bazı şarkıları. Geçen ablamla arabada ergenlik çağımızın müzikleri hakkında konuşuyorduk, sonuç olarak "Ulan nekadar mutsuzmuşum," dedim... "Hala da mutsuzum yani ne hikmet," dedim. Doğru tespite ne denilir?
Cash Flow'ın hayata küstüm rapına ne demeli? 2006 ya hahahaha. 10 sene önce şaka gibi abi. YUUUH 13 yasındaymışım hhahaha, fak my life vallaha o yaşta bile sıkıntılıymışım her yerimi sedef hastalığı ile kapladım hahahahah. Yaşamak zor oldu, hayallerim kayboldu cash flow bilmem ne gençliğimi ziyan etmişim onu anladım. Nasıl fakirdim yarappim. Bilgisayarın arkasına geçmek zaten ölüm yani sıra bekliyorduk. Geçtiğimde de böyle şarkılar dinlediğim için günah yazma Allahım cidden özür dilerim ne bileyim ben böyle olacahını. Kapı gibi bilgisayarın önüne geçmek için can veriyordum. İlla da internet, illa da MSN. İlla da bakıyım beni kim eklemiş ya da yine gitarıyla youtube'da kimler ünlü olma yolunda çabalıyor bi seyredeyim. Sonra 14 yaşındayım ya on dört Kaderimdee bu da mı vardıııı sevdiğimi başkalarıylaa. YUH. YUH. YANİ OHÁ. Ayyy şarkı sistemimin içine edeyim. Bu neyin duygusallığı be bu neyin tribi, kim kimi almış, hangi sevgilin, kaçıncı platoniğin başkalarıyla bana anlat. Bu neyin kafası kime ağlıyon yanı. Nasıl bir kafa yaşıyordum ya utanç verici ama bravo. Vallaha da bravo. O yaşta o duygusallığı nasıl bir araya sığdırdım yemin ederim bilmiyorum. Ya Davut Güloğlunun Katula Katulasına ağlıyimmi güliyimmi? O denizin içinde firework yapmak da ne demek? Denizin içinde horon teperken çıkan şimşeklerin açıklamasını kim yapacak bana biri anlatsın? Ne oldi sana ne oldi böyle cidden şaka mısın?? Hayatımda gördüğüm en kötü efekt Allah belamı versin ya o klipten sonra deniz üzerinde neler yapabilirim diye düşünmeye başlamıştım. Hatta gittim yüzmeye falan yazıldım. Tüh be. Sevmesen de beni özledim sesini git desemde yine gitmesennnn? Who nowss? Çok iyi ya, ağlama seremosine girmek için çırpınıyorduk. O şarkılar illa da CD-çalar ya da MP3 çalarımda olması gerekiyordu. Hatta MSN'de ikinci nickname olarak ne dinlediğim belli olsun, heh şimdi görsün nekadar çok acı çektiğimi :( . Fincan kahvem hatrına saydım, Sago feat Cezaa mamamamamammaykrofon show. Dale dale don dalee makehsgkfshgh GALE ahjdgfakjhg GALE ağdkahgdf Dale dhfgakjdfg Daleeeeeeh. HAHAHA Ay nerden atlasam? Hatırlayınca güzel de o aralar niye böyleydik. Okadar gothic gibiydim ki anlatamam. Beni çok eskiden hatırlayanlar iyi bilir. Saçım bir kenarda böyle. Bi göz mutlaka kapalı. Fotoğraflarımda hiç yüzüm yok ama never. Photoshop'un anasını ağlatıyordum arkamda şimşekler falan ne bileyim ManiAq_StylEe.61 o 61 her zaman vardı. İnsanlar nereliyse hepsinde bir pilaka numarası 68, 34 sonra 35 sen söyle KaysRılIyIzz.38 playboYy. Geberdim. Yıkıldım şuan sağlı sollu. ahgdkajhg SENTELLOO, NO ADA Aadhfgkajhgd Sentellooo. Ulan bilmeyen bir şarkı üzerinde atıp tutturuyordum, ne dediklerini bilmediğim halde SENTELOO cümlesini söylediğim an çok mutluydum ben be. Benden mutlusu yoktu. Huntara Gassoliinaa, danara gassolinaa ama huntara gassolinaaa danana gassolinaaa. Çok mutluyum suan. Okadar duygusallık, bilmeyen sözler kullandım ki ingilizcemin şuan hala neden kötü, bir onu anlıyorum, iki ulan duygusallıktan hala ölecem ona yanıyorum. Demekki hepsi ergenlikten.

Aradan çok yıllar geçti çok sular aktı düştüm bu haleee, KOLERAAA sen nasıl bir insansın. Bu şarkının sözlerini hep nickname'ıma yazardım. Sonuçta nasıl bir insansın cümlesi kadar cool bir cümle yoktu o dönemler. O yüzden çek git bebeğim uzaklaraaa çek giiiiiiit bavulunu topla bebeğim çeeeek git. Go away. Yaaar ellerin nerde, ya beni de götür ya da gitmeee. Gitti. Geleceği de yok. Hiç olmadı da, yıllar 2006/2007/2008 ne kadar yakın gelsede bir okadar uzak. O dönemler günlerce aynı şarkı üzerinde ağlayıp takılabiliyordum ama şimdi hepsine gülebiliyorum. Öldürmeyin zalim beni. Çok mutsuzmuşum lan ben ahhahahahaha hala da öyleyim hahahahah fak.

Hadi bana hepsi yalan de, beni bırakma
Şüheda Özyar


NOT: Değiştiremeyeceğim anıların hepsi koca bir melodi.

"O Photoshop yapma çabalarım hepsi de boşuna mıydı yani? O denizin üzerine kalpler koymalar, şimşekler, kanlar, güller??"

HAHAHA ULAN DAVUT:

ergenlik, sarkilar, melodi, muzik, rap, sagopa, ceza, tripkolik, komik, eski, 90, 90lar, eskiler, suheda ozyar, suhedaozyar, OHÁ, oha, blog, davut guloglu

40% SALE on the OHÁ HIGH FIVE COLLECTION @ 
WWW.SHOPOHA.COM

Instagram: ohabysuhedaozyar
Snapchat: suhedaozyar
Periscope: suhedaozyar


16 november, 2015

Rezil

Number one

Bir insan kendi kendini nasıl rezil eder adlı başlığı koysalar başı çekecem o derecede. İmkansızı nasıl beceriyorum, bu şanssızlık neyin hikmeti, bu tip neyin kılıfı yarappim? Çöp bile benden daha fazla dışarı çıkıyor, o derecede suç günah bilmem bende neyin rezilliği bu? Hayatım boyunca hep rezil olan kişi ben olmuşumdur. Arkadaşlar grup halinde yürüse bile arkadan paytak paytak gelen ben oluyorum. İlk mesajı atarken de çok rezilim. Gülerken bile hunharca gülüyorum ya alayına rezilim, rezil!

Demin arabayla okula geliyorum, altımda ha durdu duracak yolun ortasında ki Suzuki, iç aynamdan bakıyorum abi arkamda Porsche. Ya başladım kendi kendime konuşmaya. "Allahım, duy beni yarappim.. Bu neyin hikmeti? Bu nasıl bir ayrımcılık ya. Ulan ben ya ben, Suzuki ile çökertmeleri oynarken niye Allahım gözüme gözüme sokuyorsun bunu ya. Ben Porsche sahibi olsam şu an: Ulan önde ki fakire bak ya Suzukisinle ilerlemeye çalışıyor," derim. BENİM DEĞİL BENİM DEĞİL, ama ayağımı yerden kesiyor, siz zenginler ne bilirsiniz. Fak rich people. Her boyutta rezilimdir. Düğünlerde zorla ayağa kaldırıp oynadığım zaman, HD boyutta tüm salonun beni gördüğü o an ve o da ne? Allahım nasıl oynuyorum ya? AY ÇIK KIZ ÇIK OYNAMA, ayyy. Neyse hep rezilimdir. Bu boyutun bir üst aşaması varsa o da benimdir. Sınıfta şaka yapıcam diye herkesin surat ifadesi, ben. Aynanın karşısına geçip de, "şu tipe bakar mısın?," rezilliği. Seni bilmem ama, ben her bulaştığım işte kendimi rezil ederim, bu net bilgidir.
Geçenlerde bir çocuktan yine hoşlanıyorum. Neyse mesaj atıyor, ben atıyorum falan derken ayy şarkı mı söylesem dedim çocuğa Snapten. Nasıl olsa 10 saniye falan. En fazla bir kere daha dinler oldu 20 saniye, daha da açamaz dedim. Çocuk değer veriyor falan sanıyorum bende, işte dünya bi yana benim saflığım bi yana. Çocuk hep mesaj atıyor falan derken gittim en gargamel sesimle çocuğa şarkı söyledim, üstüne üstelik "Hahahah ayy ses berabat," yazdım. Kendimi ezdirme vol 2645617. Neyse bekledim çocuk Snap'ı açsın diye. İki dakika içinde Snapı açtı, sonra bir kere daha dinledi diye bilgi geldi. O günden bu güne kadar şuan tam anlamıyla 26 gün geçti ve çocuktan haber yok ahahahahaha. Allahım çok rezilim yemin ederim kendi kuyumu kendim kazıyorum sanki. Çocuk resmen sesi duydu gitti yani. Kayboldu, "kaç olm kaç," demiştir galiba. Ama anlamadı işte, bu subminal mesajımı çocuk anlamadı. Sen ne anlarsın lan medya'dan ve iletişimden. O şarkı düğün şarkımız olsun demek istedim ama sen daha sevgili olmadan terk ettin handsome boy. Sen bilirsin. Neyse asıl anlatmak istediğim olay şu, rezilliğim yüzünden etrafımda ki insanların yüzde 99 kaybetmişimdir. Mesela yakışıklı çocuğun yanından geçip ağızımdan kaçırdığım küfür yüzünden arkadaşlarım "Neyse biz kalkalım," diyişleri ya da bakışları zaten beni iflas ettirdi.
Bundan sonra ne yazdıysam sildim hepsini. Tüm gün içim rahat etmedi, ayıp dedim. En iyisi bu. Olay su ki rezillik seviyem tavan yapmıs. Her bir olayın basını mutlaka ben çekerim. Sadece dügünlerde halay bası olmam o ayrı.

Geçen yine mutsuzum, "HADİ KAHVE İÇELİM KAHVE FALI BAKTIRALIM," dedim. Ablamla oturduk kahvelerimizi içtik, şip şap iki fotoğraf gönderdim kadına sorumu da sordum "Aşk hayatımda beni neler bekliyor? Harflerle lütfen," diye sordum. L harfi biriyle tanışacaksın 2016 yılında dedi. ULAN L HARFİ ADI ALTINDA ERKEK VARSA ÇIKSIN HEMEN EVLENİYOM. L harfiyse Leyla galiba, bende Mecnun oluyorum böylece. Neyse.

Böyle rezil olmayı nasıl başarıyorsun?
Şüheda Özyar


NOT: Bu kez kırıldım

Yine kim rezil oldu???

rezil, rezillik, komik, argo, sanssiz, ugursuz, ask, mutluluk, mutsuz, ayrildik, suheda ozyar, suhedaozyar, oha, OHÁ, amsterdam

40% SALE on the OHÁ HIGH FIVE COLLECTION @ 
WWW.SHOPOHA.COM

Instagram: ohabysuhedaozyar
Snapchat: suhedaozyar
Periscope: suhedaozyar

12 november, 2015

İşsiz

Çok güzelim be

Ne yapsam? Sağ tarafa mı dönsem, sol taraf mı. WhatsApp listemde kime mesaj atsam, ayy canım çok sıkılıyo ya, neyse şu oturma odasında biraz daha takılayım da o ney? Ay annemin bana olan bakışlarına bakar mısın işi gücü yok yine neyin peşinde şu işsizliğe bakar mısın gözüyle bakıyo. Neyse "Noldu anne?," ... "YOK YANİ TUTUNACAK DALIM OLSA SARILICAM YANİ NAPİYİM ÖLİYİMMİ?,". Bana bakan çok umutsuz bakıyor "Bu kızın hali ne olacak böyle?" der gibi ama ben bile kendimi işsiz güçsüz, ekonomik krizine yakalanmış asgari ücreti bile olmayan eleman gibi hissediyorum ya. Ev içinde ki stajyer gibiyim. Ne beni gören var ne de duyan. Ders mi çalışsam? Ay yok. Okulu mı bıraksam? Bence evet ya. Ay aynen okulu bırakmam lazım ya yeter bukadar yıllardır okuyorum hala "Ne olacaksın?," sorusuna "Mezun," diye cevap veriyorum be.

İşin gücün mü yok? Yok işim gücüm. Benim işim de yok gücüm de yok, daha nasıl açıklıyabilirim bilmiyorum. Evlenmeye bile mealliyim yani. Çocuğun soy ismini en hızlı şekilde nasıl kazanabilirim diye düşünürken yarı yolda kalıyorum hep. Ne yesem diye mutfağa giriyorum. "Ulan yemek yok, yemin ederim bugün kesin ölecem," diyip oturma odasına geçip ölmeye hazırlıyorum kendimi. Bu derecede. Geçen hafta sınav haftamın son haftasıydı, girdiğim her sınavdan, "Nasıl geçti?," sorusuna "Almadım," dedim. "Nasıl biliyorsun?," sorusuna. Altıncı hissim kuvvetlidir, ne yazdığımı hatırlamıyorsam alamamışımdır yani. Rivayetlere göre üç vakte kadar alamadım sonuçları gelecekmiş. Nasıl oluyor da elimize verecekleri olan kağıt parçası için g•tümüzü yırtıyoruz ya. Benim tek kurtuluşum o çocuk.
Bazen çok çabalarsın, herşey olur. Bazen hiç çabalamazsın, hemen olur. Bazen çabala çabala, öl. Şu son cümle gibiyim. Çok çabalıyorum ama hiç elde edemiyorum. Çok istiyorum, duâların anasını ağlatıyorum ama olmuyor birşey elime geçmiyor. Ne bu şanssızlık yani anlamıyorum. Odamda oturuyorum bazen, "Ne yapsam?," sorusunu sorarken Facebook'da geziniyorum. Sonra sıkılıyorum, aynı şeyi kırk kere görüyorum. Neymiş? Kız sözlenmiş ama benim Facebook'ımı eline geçirmiş. Onu bile aldı kız. Kız benim özgürlüğümü bile çaldı ve bende hala birşey yok. Okadar yazmama, çabalamama ve çalışmama rağmen nasıl oluyorda kendimi işsiz hissediyorum anlamıyorum. Durduk yere "Ulan bukadar da sıkılmaz ki," diyorum. Kendimi mutlu etmek için tatil yerleri bakıyorum, "Nereye gitsem?," diye. Mavi olan herşeyi seviyorum. Denizinde en açık mavisinden en huzurundan istiyorum. Bak bak, kapat. Yani ben bile böyle küçük şeylerden mutlu olabiliyorsam, sen bana niye yazmıyorsun zalim? Aslında olay bana yazıp veya yazmaman değil. Biri de yok aklımda ama olay psikolojikmen bitiyor yani. Etrafımda ki herkes öyle sözlenince, pat başka soy isime sahip olunca "Acaba lan?," diye düşünmüyo değilim. Geçen anneme "Şu ocak ayı geçsin de her ay başka bir ülkeye gitmeye karar verdim arkadaşımla," dedim. Ülkeler boğazımda dizildi yemin ederim, nerden de söyledim. "EVLEN DE GİDERSİN, SANA BAŞKA ÜLKE YOK," dedi net olarak. Ne dedim ben ya? Özgürlüğümü kısıtlıyorlar Allahım gör bak gör, yazsın çocuk artık gelsin istesin de gideyim buralardan. En çok da bu ülkeden gidip herhangi bir ülkenin zengin aile kızı rolünü oynamak istiyorum. Hatta şaka yok, bazen öyle hayaller kuruyorum ki kendi kendime, gerçekleşecekmiş gibi gözlerim doluyor ya. Hayalden gözlerim doluyor inanabiliyor musun. Götüm ya Allah kahretmesin. Sokağa çıkıp dilensem dahada zevk alırım galiba yani, hem insanlar var, evde kendi kendime konuşacağıma sokakta konuşur cebe para gelir en azından ne bileyim yani. Net olarak hiç bir işe yaramıyorum galiba. Bazen kendimi mükemmel sanıyorum, bazen de aynaya bakarak "Şu tipe bakar mısın," diyorum. Telefonumun ön kamerasıda beni her gün sevmiyor zaten. İşine göre bazen güzelim bazen çirkin çıkıyorum. Herkesin keyfine göre yemin ederim ayak uyduruyorum resmen. Benim hayatım diye rest çeksem, hayat bana "nereye gidiyon la?," der okadar uğursuzum. Yine Victorias Secret show'ı geçti günümüzde. Yuh yuh, OHÁ lan OHÁ be yeter, hıııı ayyy şuna bak ya offf Allahım be vallaha billaha of. Taş gibi kadınlar. Sonra dönüp kendime bakıyorum, "şişir şişir, işin yoook, gücün yoook, yemek ye sen otur afferin kendi kendine de ağla zaten çok iyi,". Ama kim ne derse desin, ben yinede güzelim be.

Etrafımda ki herkes benden güzel sanki ya niye böyle oluyor ben anlamıyorum. Okulda yazıyorum şu hikayeyi, herkes harıl harıl proje için çalışıyor bi benim nedense hiç çalışasım yok. Okulu mı bıraksam? Yanımda ki kız susmadı abi ya, nefret ediyorum okul için bukadar stresse girenleri. Ya zaten yoluna girecek yani neyine strese giriyorsun? Olmazsa bidahakine olur, o diplomayı bir gün eline alacaksın zaten ne bu alev alev tutuşur gibi. "Bi susarmısın ya?," dedim. "Ben senin gibi boş konuşmuyorum en azından fallar hakkında," dedi. Şimdi doğru dedi bak, demin internetten "Hangi falıma baktırsam acaba? Tarot mıı yoksa Astroloji mi?," diye sordum bunlara hahahahahahah. Napiyim lan öliyimmi. O çocuğu istiyorum doğruyu söylesinler. (15dk sonra) Ay tarot falını seçtim, okadar şanssızım ki Allah belamı versin okadar kart arasında hep ters kartları seçmişim. Para BILE tersine çıkmış. ULAN BAZEN DE DİYORUM Kİ, MİLYARLARIM OLSA DA BOŞ OTURSAM MK YA.

Gücün yok mu sevgilim,
Şüheda Özyar


NOT: İşim sen olsan da, tüm gücümü sana versem.



Oturmaktan sıkılınca ben:


issiz, gucsuz, ibrahim tatlises, bos bos oturmak, sikilmak, sikiliyorum, suheda ozyar, suhedaozyar, ohá, oha, t-shirt, martka, tisort, amsterdam, yazar



40% SALE on the OHÁ HIGH FIVE COLLECTION
WWW.SHOPOHA.COM

Instagram: ohabysuhedaozyar
Snapchat: suhedaozyar
Periscope: suhedaozyar

08 november, 2015

Yok artık

Buna kim bakar be HAHAHAHAHA

Duâ mi edicen artık ne edeceksen et yemin ederim YOK ARTIK AMA AAAA BU NEDİR YA? Ben Facebookda kim sözlenmiş, nişanlanmış, evlenmiş fotoğraflarına bakmak için mi doğdum yani bu neyin bedduâsı? Evlenme hevesim yokken var ettiniz ulan yeter be. Kusacam artık. Bundan bi halt olmaz dediklerimin hepsinin parmağında yüzük, dilinde gençlik başımda duman, ilk aşkım ilk heyecan. Al sana al. Al ilk askmış ya kime yediriyon Allah kahretmesin. Etrafımda kimi tanıyorsam "Oo buna kim bakar be HAHAHAHAHA" diye güldüğüm 10 harfden oluşan büyük harfli gülücükler bi tarafıma monte edildi, hepsini teker teker yutuyorum. "Neeee?", ... "YOK ARTIK"... "YOQ,"... "NİŞANLANAMAZ BU," ... "LAN BUNA KİM BAKAR BE HAHAHAHA". Gül Şüşü gül. Sen git fakir fakir çocuk sana mesaj atsın diye ergen kızlar gibi hala bekle. Bekle bekle kuru sen. Afferin, yazacak o sana hala dimi HALA umudun var.

Demin bir kız gördüm nişanlanmış. Yemin ederim bu kızı her gördüğünde kimse bakmaz lan dedim çünkü ben erkek olsam ona bakmam HAHAHAHAH. Ama kıza benden önce bakıldı. Yine tüm haberleri Facebook sayesinde öğreniyorum. Etrafımda bekar genç kız kalmadı be, çoluk çocuğa bile karıştılar. Bi arkadaşımda hala yalnız, ama onunla görüşmek istemiyorum paso bunalıma giriyorum. Yok hepsi evli de bi biz kalmışız. Ama Allah ayırmasın CNM ne diyim. Bunu gördükten sonra bu hikayeyi yazmaya karar verdim. Bayadır yazmadım, sınav haftalarım vardı yine okul giydiriyodu. Yazmaya aklımı, beynimi yoramadım. Olmadı bir türlü yani o bakımdan. Şu sınav dönemi de herkes sözlenmeye yemin etmiş gibi, biri gelinlik giyinmiş, biri nişanlık, biri tuzlu kahve biri tanışma.
Son noktayı bi Düğün organizasyonu koydu. Blog yazılarımı okuyorlarmış, artık topluca mı oturuyor beni mi okuyup gülüyorlar HAHAHA ALLAHIN YALNIZI diye bilemedim. Olay şu, aaa mesaj geldi diye mesaj kutumu açtım mesaj tam olarak bu "Vurur yüze ifadesi, nişanlanda kuralım sana bir kına tanesi," ... ay ne kadar güzel dedim ya, ama mesaj bitmedi tabii devam ediyor, "Seninde evleneceğin yok ama insan bekliyor işte..." WHATTTTT? Bu organizasyon kaça patlayacak bilmiyorum ama seni tanışmaya, istemeye, söze, nişana hatta düğünüm için tutuyorum lan. Kaç yaşımda olursam olayım bu mesajı sizlere yedirttirecem. Bitmedi tabii devam ediyor "Şaka şaka, yazıların süper," bak bak organizasyona bak. Gülsemmi ağlasammı bilemedim. Sinirden mutluluk göz yaşları döktüm, ulan en azından organizasyon hazır bu da bi anonsdur, bir işaarettir Rabbim tarafından o biliyor dedim yani. O dereceden de umutsuzum yani. Ümitlerim tükendi, çünkü ne Ümit var, ne Hasan var lan Hüseyin ismine bile razıyım da artık ne olacaksa olsun. Yemin ederim ben böyle aman sevgilim olsun da, yok evleneyim artık diyen bir kız değildim. Ama ne bileyim bakıyorum ben mutluluk pozları vermem gerektiği yerde kız benden mutlu. Zafere giden yolda çekilen çile miyim ben amk niye hepsi çok mutlu. Biz hala bekliyelim. Ama yaz be bana insanfsızın oğlu ya, okumadığım duâ kalmadı, dinlemediğim Hakan Altun, Orhan Ölmez şarkısı kalmadı bana beklemekten, olmayan ama var olmuş gibi de bitmiş aramız bozulmuş gibi aşk açısından da bahsettirtme. Çok kısa birşey anlatıcam şimdi.
İşteyim, sevgilisinden yeni ayrılan kız arkadaşım var benim. Yeni derken yarım sene falan oluyor. Kız yedi yıldır bu çocukla çıktı, sonunda ayrıldı. Neyse şimdi bu yalnız oluyor benim sözlüğüme göre. Çalışıyorum, kız yanıma geldi "Şüşü çok yalnızız lan," dedi. Direk ama, paso fors bunu söyledi. Yaw bekle bekle anasını satıyım be, ulan mıgnatıs mıyım ben niye yalnızlığınıza beni de dahil ediyorsunuz anlamadım. "Napıyım be," dedim. Kız devam etti, "Böyle yalnızım da şöyle yalnızım, yaw yalnızlık çok kötü, kimseyle konuşmuyorum, etrafda yakışıklı yokmuş gibi, zenginlerde ortalıklardan kayboldu, cidden yalnızım be kimse konuşmuyor, yani olmuyor, yüzüm gülmüyor," susmuyor ama. Araya girdim "Yeter kızım, işteyiz ya ne bu Orhan Ölmezin besteleri gibi söyleniyon," dedim. Insan olarak gelin bana ya yeter yemin ederim.

Bukadar yalnızlık iyi değil. Ki aslında kız yedi sene boyunca yalnız kalmamış. Yedi sene beraberlik de ne demek? Seven years ya, bukadar sevmeyi de az gördünüz. Çocukluğundan beri çıkıyor demek. Ben ne ayrılıklar çektim hepsinin üstesinden Hakan Altun, Orhan Ölmez'le geldim. Ama en son bi rüya gördüm. Çocukla pek konuşmuyoruz ama hevesle gittim çocuğa yine de "Seni rüyamda gördüm," dedim ama guess what? NO ANSWER. Çocuk açık açık "Anca rüyanda canım hahahaha bye" demek istedi. Hahahaha sensin göt.

CNM,
Şüheda Özyar


NOT: Sana cümle kurmadan önce nekadar çok düşündüğümü bilseydin keşke...

"O kızı kim alır lan HAHAHAHAHA" cümlesinde ki kız nişanlandı haberin olsun;

yok artik, nisanlandi, evlendi, sozlendi, mutlu, ask, huzur, para, suheda ozyar, ohá, oha, marka, amsterdam, istanbul, tshirt, tisort

BU ARADA:
WWW.SHOPOHA.COM 'dan T-SHIRTLARINIZA SAHİP OLUN!

Instagram: ohabysuhedaozyar
Snapchat: suhedaozyar
Periscope: suhedaozyar