Pagina's

Posts tonen met het label saygi. Alle posts tonen
Posts tonen met het label saygi. Alle posts tonen

07 oktober, 2015

Zor

Difficult

Biz kızlar zoru severiz bebeğim but we are easy. Aynen, öyle ilgi manyağı yapacaksın beni kıskanacan trak yüzüğü takacan Çıraganda bir düğün yoksa kaybedersin. Bizim gözümüz birşey görmez bacım, ya Arda Turan gibi verirsin kredi kartını 20bin euroya çanta alırım görgüsüzüm ya ben ya da neyse öyle birşey imkansız şimdi boşver de ne bileyim kanka en azından yazar sandım. Bekledim yani valla ahım gitti vahımda peşinden koştu okadar şanssızım ama yazmadı. Acaba benim evleneceğim çocuk hangi kıza seni çok seviyorum hiç ayrılmıcaz diye saçmalıyo ahahah salaklar ya ne hayaller kuruyorlardır. Sen istesende istemesende kadere karşı gelinmez. Gelinmez bencede. Gelin. Düğünüme gidecemmi acaba ben ya. Yok yani gelinlik falan giyer miyim ben ama kesin hiç bir arkadaşımı davet etmiyecem. "Seni ben evlenirken hayal edemiyom" diyolar, etme o zaman. No see. Ben evlenirim tek başıma. Feministim olm ben. Bana şaka yapılmaz.

Eğer aramızda erkek adam bunu okuyorsa. Zor muyuz biz? Yani zormuyuz cidden merak ediyorum. Çok mu şey istiyoruz, zengin olun diyerek ben çocuklarımı düşünüyorum o da benim gibi fakirlik çekmesin diye. Yakışıklı olmanı istiyorum çünkü yine çocuk yani o da benim gibi bahtsız olmasın. E boyun olsun istiyorum yine çocuk için, Murat Dalkılıç şansı olsun da ne bileyim gelinimin yanında kısa kalmasın. Sonra bi yalıda oturmanı da kendim için niye istiyeyim aşkım yani sanki residancelarda oturuyoz, VALLAHA BİLLAHA çocuk hep onun için çalışıyorum, böyle büyüdüğünde rahat büyüsün diye sonra bizi mutlu etsin. Gold kredi kartın olsun istiyorum bu da ev için yani alışveriş yapıcam sana sarmalar sarıcam üzüm yapraklı ondan sonra yüzmehgakjgf ajdhfjhe4uhdf asdghfjsgfh hsegreygüğfyuasgdfhygkhf..... Hepsini istiyorum bak ama aşkımız için, bir sen bir ben bir de bebek. Berdan Mardini gibi hayatımız mutlu geçsin çünkü senden bebeğim olsun istiyorum, gözleri senin gibi baksın. Diyorum yeşil gözlü ol diye de kahverengi mavi de olabilir. Bana ben dünyanın tek kadınıymış gibi hissetir de, yani bana güzel bak. Bukadar. Zor değil anlıyor musun. Biz geleceği hep düşünerek hareket ediyoruz. Yani diyorum ki seni seviyorum Allah kahretmesin ya nerdesin bi çıkmadın karşıma what the fak.
Aslında istediklerim imkansız değil. Olabilecek şeyler. Çünkü bu hayatta aaaa asla olmaz ya dediğim herşey habere çıktı. Mesela eski sevgilisine bomba hediye etmiş. Ben imkansız sandım doğru çıktı. Var demekki benim gibi düşünen de ben daha bulamadım öylesini. İmkansız değil hiç bir şey, ama benim gibi anadan doğar doğmaz şanssız doğmuşsan, zor bacım zor. Benim kuzenlerim 35 yaşına geldiler hala evlenmediler ama ALLAHIM BENİM KADERİM ONLARINKİNE BENZEMESİN AMİN. Annem "zor diye birşey yok, çalışırsan olur," diyo. Oturdum düşündüm. Ulan hayalimde ki kocayı elde etmek için nasıl çalışmam lazım? Bulamadım birşey. Yıllardır hala düşünüyorum da, yoq. Millette bir şans var Allah belamı versin bak onlarda ki şansın yüzde biri bende olsaydı milyoner olmuştum milyoner. Burda bi kız var tüm ülkeyle çıktı, onunla yattı kalktı şununla öptü öpüştü ama en son durmadığı halde nasıl da turnayı gözünden vurdu anlamadım. BÖYLE İNSANLARA VERİYONDA BİZ DE SENİN KULUN DEĞİL MİYİZ ALLAHIM? Valla karşı çıkmıyorum da bu da nasıl imkansızlık seviyem benim yerle gök arası yani uzayda su varmış kadar. Başka bir ülkenin zengin çocuğu bu kızı görsün, aşık olsun 1 sene peşinden koşsun, kız tüm eski sevgililerini bıraksın bir çapıda langırtık tıngırtık şimdi de bir ay sonra düğünü var four seasonda. Ben ONE seasonsu bile görecek miyim bilmiyorum da millet dörtlerde evleniyo. Ya benim hayatım tam "Yar seni bekleyeli, belki 14 bahar geçti". Geçen bu şarkıyı dinledim. Harbiden lan 14 bahar kaç yıl oluyo dedim? TEN YEARS. Ulan ben çocuk whatsappdan yazmıyo diye evde Bihterin son sahnesini kendi kendime çeken bir insanım bir kaç saatlik ölüyom yani 14 baharı beklesem ne durumda olurum acaba çok merak ettim.
Ama zor değilim. Herşeyi geçtim çok netimdir. İstediğim belli, istemediklerim de bellidir benim. Mesela örnek veriyorum. Geçenlerde bir çocukla konuşuyorum. Yine başka bir ülkede yaşıyo sorun yok dedim I can multitask. Bu çocuğa bir şans verdim. İlk başlarda böyle kıskançmış gibi davrandı işte gece eve gelmeni sevmiyorum hem de erkeklerle dedi. Ulan bu dünyada ki tek özgürlüğüm zaten ayda yılda bir lise kankalarımla yemeğe çıkma gelmiş sevmiyorum diyor. NORMALDE, bir çocuk bana bir gün boyunca soğuk davranırsa veya trip atarsa hemen siler atarım. Ya erkek adamlık rolünü iyi oynarsın ya da benim kadınsı hormonlarım var de anlarım. Bir gün boyunca bana trip attı niye erkeklerle gidip yemek yiyip de gece 1de eve gelmişim diye, sonra bir de bi soğuk davranıyo bana ya amk sen kimsin? Dedim sabır Şüşü sabır. Gittim hatta konuştuğum tüm erkeklerin isimlerini tek tek saydım anlattım da. Hiç yapmam dediğim şeyler neyse, bu çocuk yazmamaya başladı. Bïr gün içinde 5 kere toplasan yazıyo. Yoğunum, işte yoğunluktan ölüyom, maçtayım işte abuk sabuk şeyler. Bir de bana çok mu zor o yoğunluğun arasında bir dakikanı ayırıp bana yazmak diyordu. YA FOK YOU VALLA. "Yazamadın mı?," diye sordum, "Çok zorsun," dedi. BEN? SENİN HAYAT KRİTERLERİN ZOR BACIM ÇOCUKLARIMI DÜŞÜNMEM LAZIM BANA LAYIK DEĞİLSİN BYE. Dedim konuşmuyoz artık.

Oysa her online gelişinde yazsaydın, uyumadan önce iyi geceler deseydin. Gün içinde arasaydın, özür dilemesini bilseydin. İki saat yazmadım diye "Merak ettim seni, herşey yolunda mı?" deseydin, bana yazmadığın anlarda online gelip çıktığında ben sormadan bana ss atsaydınashdgfkjhgskfh  dfvakhdcg chcdg... demekki BUKADAR DA ZOR DEĞİLMİŞ İSTEDİKLERİM ABARTMA. Bence zor olan karşında ki kişi değil. Yani senin ona nasıl davrandığın çok önemli. Değer bilmen gerekiyor ve herkes bu değeri iyi bir şekilde değerlendirmiyor. Arkadaşlıklar da zordur. Mesela beni anlayan her zaman biri yoktur. Zor olan benmiyim lan masum masum şeyler istiyoz bu dünyada. Ya ne bileyim bence biz kızlar zor değiliz. Herşeyi geçtim vallaha 24 saat boyunca whatsapp'a online gelmiş mi gitmiş mi diye kontrol ediyoruz o kadar basic bir hayatımız var artık. Yazmıyo diye ayrılık sahnesi çekmezdim her hafta ve buzdolabına sakladığım o çikolatayı biri yedi diye de ağlamazdım. Ama do you now what zor is? KİLO VERMEK ÇOK ZOR BAK KİLO ALLAH BELAMI VERSİN SO DİFFİCULT.

Anlamadım ya,
Şüheda Özyar

NOT: Kusura bak, ben böyleyim.


amsterdam, arda turan, ask, erkekler, iliskli, kizlar, kusuruma bak, oha, ohá, online, saygi, sevgi, Suheda Ozyar, suhedaozyar, whatsapp, zor,

BU ARADA:
WWW.SHOPOHA.COM 'dan T-SHIRTLARINIZA SAHİP OLUN!

Instagram: ohabysuhedaozyar
Snapchat: suhedaozyar
Periscope: suhedaozyar

28 mei, 2014

Evrim

N'oldu lan ona?

Eskiden çocuk hakkında "Bu nedir?" Allahını başka biri mi yok dedim diye kısmetim kapandı. Çocuk şimdi bir piret pitt ben ise "Şu kızın tipine bag"da ki g harfi. Böyle çocuk nasıl yakışıklı, nasıl güzel, nasıl karizmatik oldu ben bile anlamadım. Ne ara değiştin lan sen? DAHA DÜN HA DÜN BENİM YANIMDA BURUN KARIŞTIRDIN YA. BURUN, burun. Şimdi gelmiş bana tip tip hava atıyor. Bana yan bakıyor. Beni es geçiyor. Ben seni zamanında sevdim gülümMmM dese bugün nikah salonuna gideceğim insanlar var. Ama gitmiyorum. O işler okadar kolay değil.

Evrim geçirmek çok önemlidir. Kimse genelde evrim geçirdiğine inanmıyor veya çoğunlukla inanmak istemiyor. Genellikle küçükken "Şu tipe bak" dediğim çocuğa şimdi herkes bakıyor. Kendimi kasıyorum "Bakma Şüşü, bakma evladım, bakma yavrum" diye ama bakıyorum. "YUUUH," diyorum bu çocuk ne ara bukadar yakışıklı oldu? Eskiden benden hoşlanıyor şimdi ise halime gülüyor. Hayat sürecim çocuk iken: dünya güzeli, 12 yaşında: Buna birşeyler oluyor ya hayırlısı, 16 yaşında: Şüşü'yü kaybettik. Kayıp. 19 yaşında: Erkek, 21 yaşında ise: OHÁ KIZA BAK. Geçende evrim yaşadığımın kanıtına vardım. Koydum eski resimlerimi yan yana. Bi çirkinmişim, bi kıllıymışım, her resimde bıyık olur mu? HER RESİM ama. Bi burun var Allah yaratmış, şimdi ise belli olmuyor. Kaşlar mutluluktan martı şeklinden havaya uçmak üzere, tipimde Titanic gibi kayık.

Şimdi ben çok hoşlanırdım eskiden. Böyle birini gördüğümde "HOŞLANIYORUM! EVETTT!!! AYYY ERKEK OLAN HERKESTEN HOŞLANIYORUM!" diye bir ruh halim vardı. Bayılıyordum. Bana selam veren herkese gönül koyuyordum. 16 yaş civarıydı bu, Şüşü'yü kaybettik modunda olduğum zaman. Şimdi düşünüyorumda nasıl bir yokluk yaşıyormuşum arkadaş. Yani okulda biri bana selam versin, eve gelir onu saatlerce düşünürdüm. Yok öyle baktı bana, yok şöyle selam verdi, yok Şüşü derken heyecanlandı. Oysa öyle bir şey yok yani. Çocuk korkudan titremiş, "Lan bu kıza mı selam vericem Allahım" diyerekten bende heyecana kapıldım. O an ki ruh halim, hayat tarzım, yaşama sevincim hep başkaları içindi galiba. Bu yüzden zamanında evrimi onlar geçirdi ben geçirmedim. BEN GEÇİRMEDİM. BEN HA BEN (psikolojim hala yerinde).
Tabii bir de evrimi tersinden yaşayanlar var. Güzelleşen değilde, bi çirkinleşen bi abzurt olan, onlara ne oluyor zaten anlamıyorum. Bir insan güzel olacağım! derken İşkembe çorbası oluyor. Bir koku bir görünüş bir tiksinti, yok böylesi. İlk okulda bir çocuktan hoşlandım. Çocuk zamanlarımda. Ama nasıl seviyorum Allahım. Çok seviyorum. Çocuk okul sırasında yanımda oturuyordu. Sırf benden uzaklaşmasın diye parmaklarımı bile masanın üzerine koymaya çekinirdim. "O parmak nedir lan?" demesini istemediğimden yani. Tombullar. Sosis gibi. Herkes dalga geçiyor "Olm mangal yaparkene kendinide getirmeyi unutma" diye. Neyse bu çocuk, sarı saçlı, mavi göz. Yüzde pütür yok. Yani Kıvancın çocukluk hali gibi bir şey. Ben severim sarışınları. Ama eskiden daha çok. Bu çocuk zamanında bana yüz göz vermedi. Hayalim hep okul sırasında bir gün elimi tutacak "Şüşü seviyorum seni" diyecek olmasıydı. Ya çocuk beni sevmedi, ya da "Ulan bu parmakları kim tutar?" diye düşündüğü için kimse birşey yapmadı. Aşk acısı çektim. Parmak ızdırabı çektim. Yani ilk okul'da ki aşk acısı "Kalbim pit pit, kırdin artık, üzüldüm tırt". Sevmedi, ben sevdim. Lise başladı, o gitti ben kaldım.
Yıllar geçti, 5 sene sonra (ben hala çirkin), bu çocuğu gördüm sokakta. "DODO?" diye seslendim, çocuk döndü "SANA N'OLMUŞ LAN BÖYLE?" diye bende bi mutluluk havası. "Şüşü?" diye şaşırdı çocuk. "AYY DODO BOK GİBİ OLMUŞSUN LAN BOK!," dedim böyle nasıl gülüyorum nasıl angırıyorum, bi kola çak, bi bacağa çak, ona buna çak çak. O günden sonra hiç direkt konuşmadım birine. Çocuk bana baktığı gibi parmaklarımı gösterdi "Aynısı lan, biraz şişmişler okadar" dedi. "Evdekilere selam" dedim yürüdüm gittim.

Eskiden nasılda sevmişim, nasılda? Allahım ölüp bitiyorum şu benim düşüncelerime. Beynime bir şey oluyor galiba. Zamanında biri için ölüyordum, şimdi ise "Tipe bak la" diyorum. O cümlede ki LA kelimesi oluyorsun. İnsan harbiden görmüyor bazı şeyleri. Bi ben güzelleştim galiba. Şimdi bitch please. Evrimi sen geçirdin, ben değil (H).

Evrim'i seviyorum,
Adamla bildiğin dalge geçiyor lan,
Şüheda Özyar


NOT: Seni güzel yapan tek şey bakış açındır.

*Tez evleniyor bu hafta, bu yüzden yazamıyorum çok :)*

03 april, 2014

Olur öyle

Aklıma geldin, geçtin gittin...

Bu yazıyı yazmak için çok şarkı aradım dinlemek için. Belki seni bana hatırlatır diye. Belki aralarından bir kaç cümle seni yeniden yaşatır diye. Seni ben hep çok aradım, ama hep aradım... çok arayıp bulamadığım günlerim oldu benim. Bazı şarkılar sen oluyor, dinlemeye kıyamıyorum. Sözleri sen oluyor, anlmaya yetmiyorum. Ben seni hep çok aradım, ama sadece aradım.

Sınav haftalarım başladı, bu yüzden yazılar paylaşamıyorum pek. Ben çok şey paylaşamadım. Hayatımda bir çok şeyi paylaşamıyorum. Kardeşimi mesela, onu kimseyle paylaşamıyorum. Sonra seni kimseyle paylaşamadım. Patates kızartmasını'da kimseyle paylaşamıyorum ama o başka konu. Seni paylaşamadım. Böyle okuyorum'da, hepimizin hikayeleri aynı gibi. Çok sevdim, gitti diyorlar. Gelen, gidiyor. Giden bir daha geri dönmüyor. Hayatın böyle olmasına bazen çok kızıyorum. Çok seven insanları görüyorum, çok seven bile ayrılıyor. Ya hiç seven bir gün çok severse? Hiç sevmediğine kızar mısın? Papatya gibidir ayrılık. Yapraklarını koparsan ne sever. Koparmasan ne sevmez? Ben çok severim. Mesela ben sıkı severim. Ben seni çok severim. Papatyalar kadar çok severim. Bu yüzden papatyaları güllerden daha çok severim. Banyo yaparken şarkı söylemeyi severim. Sonra hava güzel olunca saatlerce seni izliyebilirim. Hava soğuk olunca, saatlerce seni düşünebilirim. Isınırım. Çok kıskanırım, bu yüzden belki kaybederim. Olduğundan fazla değer veririm, vermemem gerektiğini bile bile. Çünkü severim, ben seni öyle severim. Sana çok yemek yaparım, hamaratlı kızım ben sana bakarım demiyorum. Makarna yapabiliyorum sadece, ya yersin ya'da dışarıda yersin. Makarna yerken ben seni izlerim. Seni izlemeyi çok severim, bir daha nerede göreceğim seni? Ya yarın yoksan? Özlemeyi sevmiyorum. Hatırlarım diye. Eskileri konuşmak istemiyorum, geleceğim var iken. Zaman kaybı geçirmekten nefret ederim, beni zaman kaybına uğratan insanları sevmem. Zaman kaybım olma, ikimiz de kaybederiz.

Bazen aklıma çok geliyorsun, zaman kaybediyorum. Konuşmanı istiyorum. Eskiden çok duâ ettim. Kabul olacağına hep inandım. Konuşman için yalvardığım günlerimi hatırlıyorum. Ağlamadım ya. Duâ ederken ağlanır mı? Çok ağladım. Duâlarıma kadar geleceğini bilemedin. Duâlar mektup gibidir. Duâ edersin, yazılır. Duyulur, yazılır hepsi. Sen duâ et derler, sen yaz... Duâ edersin, belki bir umut o mektup ona ulaşır diye. Açar beni okur diye. Kapalı bir mektup gibisin. Çok mektup yazdım sana. Hiç biri ulaşmadı. Eskilere çok benziyorsun. Kapalı kutunun içinde hiç okunmamış mektuplar gibisin. Eski resimler gibisin kıskanıyorum seni, belki de bana hiç böyle bir mektup yazılmadı diye...

Konudan konuya atlamayı severim çünkü yazmam gereken çok konu var. Seni hatırlamam için çok cümlelerim var, çok zaman kaybım var. Seni sevmek için çok neden ama sevmemek için çok mektuplarım var benim. Bu yazılarım mektup gibi. Yazarım, ama okumazsın. Zaten sen beni nezaman okudun ki? Sahi sen beni hiç okudun mu? Keşke beni papatyalarla sınamasaydın. Ne seviyor ne sevmiyorsun, olur öyle...

Çok seviyorum diyen bir insan nasıl oluyor da bir gün çekip gidiyor? Makarna bile yapamadım sana, seni izleyemedim. Hiç mi sevmedin beni? Hiç, değil mi? Patates kızartmasını yemeye devam edeyim ben, onu kimseyle paylaşamıyorum. En azından gitmiyor, miğdeye oturuyor, kilo alıyor ama mutlu oluyorum. Patates kızartması bile senin bana verdiğin mutluluğu vermiyor. Hiç mi? Hiç.

Böyle neyse, gittin işte eyvallah.
Başka birini sevdin, olur öyle...

Herşeyim değil, hiçbirşeyimin herşeyisin.
Aklıma geldin, geçtin gittin yine...
Şüheda Özyar


NOT: Giden geri gelmesin, bekleyenin var senin, bırak o gelsin.

10 maart, 2014

Bilmem ki

Zamanla

Sonra nasılsın diye merak edersin. Bunca yıl sonra nasılsın? Sen nasılsın? Veya ben sence nasılım? İyi mi, kötü mü. Sence bir insan nasılsın sorusuna karşılıklı nasıl bir cevap verebilir? Nasılsın? Bilmem ki…

Zamanla kendini hiç tanımazsın. Kendini bir iyi, bir kötü hissedersin. Ne yapıyorum ben dersin. Niye üzülüyorum veya neden durduk yere şimdi ağlıyorum. Neden herşey beni buluyor, neden sen beni buluyorsun? diye düşünürsün. Aslında insanların düşündükleri, hissettikleridir. Hissettikleri yaşadıklarıdır. Nasılsın? Ne yapıyorsun, iyi misin? Ben var mıyım? Sende ben hala var mıyım? Şimdi düşünüyorum, böyle biraz üzülüyor sonra gülüyorum. Yoruluyorum sonra devam ediyorum. Tamam diyorum, bitirdim içimde ki seni, sonra sen geliyorsun içime. İçimi karıştırıyorsun. Aklımı karıştırıyor, yine gidiyorsun. Gelişin gidişin kadar güzel olsaydı. Gel dediğimde gelmedin. Git dediğimde neden gidiyorsun ki. Nasılsın diye sormaya çekiniyorum. İyi desen bana, üzülürüm. Bensiz iyi olacağını düşünmek istemiyorum, galiba gerçek olanda bu. Sen beni tanımadan önce'de iyiydin, rol icabı beni tanıdıktan sonra çok iyi oldun. Sonra giderken yine iyi oldun. Çok iyi değilsin aslında. Ben ne çok iyi, ne'de iyiyim. Sen iyisin galiba. Bunca yıl sonra iyisin? Ya ben?
Seni anlamıyorken kendimi anlamaya çalışıyorum. Saniyelik değişiyorum. Şimdi sana kızsam, döner yine severim. Giden gitti diyorum gururla, sonra seven neden gider ki? diyorum, ben yine ben oluyorum. Arkanda bıraktığın sorular var ya, galiba onlar beni çok yoruyor. Düşündürüyor, sonra kendimi iyi hissetmiyorum. "Boşver değmez" diyorlar, ama boşverdiğinde değmediğini nerden biliyorlar. "Boşver, zamanla," diyorlar ama onu tanımak için zamanın nasıl geçtiğini bilmiyorlar. Seni tanıdığım zamanın geçmiş zaman olduğuna inanamıyorum. Ne güzel geçmişsin…

İyi miyim, bilmem ki… Ama sen bana nasılsın? diye sorsan, iyiyim derim muhtemelen. Çok iyi demem, zaten yeterince anlarsın. İnsanların ruh hali her dakika değişebiliyormuş. Benimkisi saniyelik galiba. Şimdi seni sevebilirim, ama şimdi bak… sevmiyorum.

Bukadar kolay olabilseydi herşey keşke. Keşke ve zaman kelimesini sevmiyorum aslında. Zamanla geçer diyorlar, keşke geçmişe dönebilseydik diyorlar. İnsanlar aklımı çok karışdırıyor. Aklımı karşıtıran çok insan var. Önce kendi aklımı karışdırıyorum, sonra seni bekliyorum. Beklentilerimin arasında sende bulunuyorsun. Zamanla bekliyorum. Keşke beklentim olmasan ve hep keşke olarak kalsan…

Zamanla unuturum diyenler var…
Zaman nekadar çabuk geçiyor ki, hala seni unutamadım…

" Hatırlamak bile zaman alır, sen unutmaktan bahsediyorsun…"

Nasılsın? diye sorsam sana
Bilmem ki…
Şüheda Özyar


NOT: Yinede herşeyin ilacı, zaman derler. Bir de bu kelimenin tersini okuyun.