Pagina's

30 augustus, 2015

Swarm

Check-in

Check-in kızım chek-in! Bak şu çocuğu bulacam şimdi, şurada da check-in yapayım. Ayyy beni ekleyenlere baqarmısın? BAK BU O ÇOCUK!! Dedim sana bulacağım diye de neyse yarın yazarım, hemen atlamıyım. Biz genellikle bu kafayı yaşıyoruz, yani ben bu kafayı yaşarım. Yarın yazarım ya da haftaya olmadı bir sene sonra ama çabasını görmem lazım. O bana her gün yazacak çünkü ben ilk adımı atıp onu ekledim, artık ben evet diyene kadar çabalayacak!

Swarm mobil uygulamasını çoğunlukla herkes bilir diye düşünürüm. Buraya gittim, ay check-in. Şurdayım, check-in. Peder beni dövüyor; Şüşü checked in at 'He is killing me' place. Sonra çok sıcak Çeşmedeyim dur 'Sole & Mare' check in. Baktın Sole en Mare, Marrakech'in dibinde, e tabii ki de iki saat sonra 'Marrakech' check in. Uçağa binerken economic diye kendimi küçük düşürmeyi düşünmüyorum tabiiki de; Şüşü checked in at 'TURKİSH AİRLİNES VİP ROOM' , of course beni elbette bir gün bir zengin bulacak. Sonra işte uçaktayım, indim, kondum, I am walking to the baggage, baggage waitink, bagage still waitink, bagage gelmedi bekliyorum hala, baggage... fuck bagage ben gidiyorum gelmedi check in in in YETER. Ben daralıyorum yapmayın bunu her yere check in. O BENİ TERK ETTİ DİYE HER YERE CHECK İN YAPACAĞIM O ÇOCUK COME BACK TO ME (6).
Check inları geçtim, Swarm mesaj bölümünde kral tv alt yazı mesajları gibi mesajlar geliyor bana. En son birine cevap vereyim dedim her gün selam veriyor artık geri çevirmek istemedim 'Arabanın modeli ne?', diye cevap verdim. 'İnsan AS der,' dedi... 'AS. Araban hangi marka?', .. 'Mercedes' dedi... 'Yoq. Anca ferrarı kurtarır.', dedim konuşmayı bitirdim. Tabii ki de ciddi değildim ama gülmekten yarıldım. İki hafta sonra çocuk yine; Selam, Şüşü yazmayacak mısın zart zurt ??? ??? ??? diye diye yırttı kendini, sonunda çocuk 'Ferrarı aldım konuşabiliriz' dedi, 'Ferrarı olsa ne fayda bi Lambourghini değil dedim kapattım. Neyse asıl olay bu değil yani bunu anlatmak istemedim ama hoşuma gitti. Komikti yani. Swarm'da insanlar izdivaç gibi yağdırıyor, mesajlar işte çıkma teklifleri de bilmem ben burdayım, 5km uzağımdasın şiirleri derken bir kere böyle bir yanlış yaptım daha da yapmam: Swarm'dan bir çocukla tanıştım. İşte sosyete cafe'de check in yapıp ardından bir çocuk beni ekledi. Bu cafe'de nişan, sonra düğünümüz boğaz'da. Tipi beni kurtarır dedim bu çocuğu kabul ettim. İki üç kere konuştuk falan, whatsapp verdim. Buluşalım dedi kahve içelim. Bende tamam dedim bunu mu kaçıracam hemen çiçek çikolata alsın gelsin, Facetime'dan beni istesin. Geldi aldı beni gittik bi cafe'ye. Neyse şimdi benim Türkçem bozuk. Yazdığım zaman sıkıntı yok, ama konuştuğum zaman ACUN ABİ BEATBOKS YAPCAM modundan beter olduğumu söylemem gerekmiyor galiba. Hatta Türkiye'ye geldiğim ilk ay böyle geçti, sonra Tükçem bukadar bozuk olduğu için bana İsmail YK demeye başladılar. Geçtim bunları çocukla sohbet muhabbet falan ediyoruz işte menü geldi. Arasında ki en pahalı tatlıyı söyledim, şöyle bir girsin yani. "Ben ne alayım?" diye sordu. "Sen ne istersen," dedim ... "Sence bu tart nasıl?," dedi. Şimdi o tartın tadını biliyorum, ama bunu ona nasıl açıklayacağım diye kara kara düşündükten sonra buna "O tart çok sert" dedim. SERT DEDİM. Bana dank etmedi tabiiki doğru kelimeyi kullandığımı sandım, AĞIR diyeceğime SERT dedim. BOQ. Çocuk gözlerini bi açtı. ALLAHALLAAAAH YAVRUM. Sonra gözlerimin içine baktı, dilini dışarı çıkarıp dudaklarını yaladı böyle sexy olacağını düşündü galiba ama ABİ BENİM KUSASIM GELDİ. Acilen bu işe müdahale etmem lazım. Bi yanlış kelime daha söylesem bu çocuk üzerime atlayacak Allahım sen beni koru valla günah onun benim değil dedim. Aldım telefonu elime Dipo diye kız arkadaşımı aradım. "NEEE ABİN EROİN KOMASINA GİRİP HASTAHANEYE Mİ KALDIRDILAR???" dedim, "HEMEN GELİYORUM KIZIM KIPIRDAMA," dedim lak diye masadan kalktım, şimdiden kesene bereket abisi ölüyo ben kaçtım dedim. Fır for hemen çantamı alıp taksiye bindim eve gittim. Öğlen saatlerinde eroin komasına giren biriyle hiç karşılaşmadım. Çocuk beni az kalsın götürüyodu Allaam bi sert dedim diye neler yaptı neler amin.

Ondan sonra bir daha Swarm'dan biriyle tanışmadım. Her yerden engelledim çocuğu. Benim türkçemi hafife alıp vücut diline geçti. Sanki anlamıyoz yani okadar avrupalı değiliz. Biliyoz herşeyi. 7 ay sonra Türkçem biraz da olsa düzeldi. Sert yerine ağır diyorum mesela, sonra post makinesi alabilir miyim? Böyle şeyler işte, Türkiye çok farklı bir ülke. İnsanlar check-ınları için kendilerini yırtıyor. Daha mekana gelmeden adam check-in'i basıyo; YOLDAYIM diye. Ama ne olursa olsun, o çocuk benim check'in'i görecek ve bu telefona o mesaj gelecek!

Checked in at 'OHÁ RESIDENCE at Hollanda',
Şüheda Özyar


NOT: Elbette seni bir gün bulacak.

Sadece Swarm'dan bunu bulursam eklerim *kalpli gözler*:
kiralik ask, adam, yakisikli, omer bey, hot, sexy, swarm, oha, suheda ozyar, tshirt


BU ARADA:
WWW.SHOPOHA.COM 'dan T-SHIRTLARINIZA SAHİP OLUN, size online bile destek çıkıyorum Allahım çok qoolım.

28 augustus, 2015

Dönmedin de

Döndüm

Dönerim dönmem, ekmek arası ya da dürüm sana mı soracam? Dönmedin de Şüşü, döndüm be evlat. Nerdesin? Döndüm döndüm merak etme döndüm. Geldin mi? Döndüm lan döndüm. Geldim veya buradayım bile demiyorum, ama döndüm yani. Şu an 27 saat ve 14 dakikadır bunalımdayım, tam 27 saat ve 14 dakika önce bu kokmuş ülkeden binlerce kilometre uzaklıktayken ne vardı da ANNEAAĞ o bileti alıp da beni buraya geri getirdin. Ama döndüm. Şimdi pek olumlu konuşamıyorum, full negatifim, seni de bunalıma sokmayı düşünüyorum yeterince bunalımda değilmişsin gibi bu depresyonuma eşlik etmelisin, çünkü ben DÖNDÜM.

Nerdesin kızım sen en son 2 haziran yazmışsın? Çok ayıp etmişim doğru, oooo reina mı o? of course bende dedim ama herkes okumaya devam etmiş, bende dedim ki madem herkes okumaya devam ediyor biraz da onları bunalıma sokmam lazım çünkü bitch please i am back ve ben bu depresyonu tek başıma yaşamak istemiyorum. Evi bile nasıl toparladım bilmiyorum, Hollandaya geri döndüm, tuvalet paspasını bile getirdiğimin farkına vardım. TUVALET PASPAS'I. Lan bunun burda ne işi var diye düşündüğüm yarım saat boyunca bir cevap bulamadım. Onu bile getirmişim, bunalımımı sen düşün. Bir gün boyunca full 50 saat uyumadan devam ettim. Niye geri dönüyorsun? Diye soranlara, elimden tutup evlenme teklifi edip de ben hayır mı dedim de kalmadım seninle? Bi boğazda evlenme teklifi etmek zormuydu lan İSTANBUL? OKADAR ŞANSSIZIM. Bir insan ancak benim kadar şanssız olabilir bence. Bence ben çok şanssızım ve benim bloğumu okuyan herkes benim yüzümden de çok şanssız olabilir yani bilemedim. Ama toparlandım geldim. BEŞ tane bavul ile geri döndüm. Hatta bir tane bavul kapanmadı bile öyle yarım fermuarlı getirdim. Kapatalım mı diye sordu yer hostesi, yoq dedim o ne açılır ne de kapanır bu saatten sonra. Çünkü imkansız yani gördüğün gibi o bavulun içinde baddaniyeden tut, yazlık, kışlık ne varsa içinde. Kapanmadı. Evi arayıp "Bak bu tencereleri getirmiyorum geri, burada dağıtırım veririm birilerine" dedim, "O TENCERELERİ GETİRMESSEN SENİ GEBERTİRİM" dediler lan bana. Tencere lan bunlar tencere. Ben geri dönmek istemiyorum al tencereni diyemedim. Bi bavulun içinde de tencere, bardak, su makinesi var. Diğerleri ise ayakkabı falan hepsini anladım ama o tuvalet paspasına hala anlam veremedim. Ya tüğ döken baddaniyemi bile getirdim o evden 5 bavul çıktı resmen ve yan karşı komşuyla yeni tanışmışım yapmayın bunu bana, beni bağlayın gitmiyom. Havalimanında bavulları beklerken herkesin bavulu sağlam, bi benim beş tane ard arda gelen bavullarım hepsinin fermuarı patlak pıtlık çıktı. Napiyim yani, o bavulları kapatmak için üç kişi birden oturduk, ter döktüm, zıpladım sizin haberiniz yok, ama benim var. En son birinin benim sırtıma çıkıp oturduğunu hatırlıyorum o bavul kapanacak diye, o da gözlerim karardı artık yani bünye kaldıramadı. Ben iflas. Bavul kapandı.
Nasıl döndün ya? Diye soranlara: PLATONİĞİM. O bile belli etmese en azından benden hoşlanıyor yani ve ben çok da seksi bir kızım sonuçta burnumu da yaptırdım. NE BURNUN MU? EVET *omuzlar oh oh alttan kopuşlar*. Bu karga burun laz köprüsü has burundan kurtuldum artık ben ciddi anlamda bir Adriana Lima ve ben o çocukla evlenirsem biz bir Brad Pitt ve Angelina Joli ailesi, hem çok zenginiz hem çok class bir aileyiz. Arabalarımız ve evlatlarımız. Sadece Allahım vereyin bir boy da uzasaydık ya. Çocuğun yanına 10cm'lik topukla gittim hala kısacıktım ya o benim gelecekte ki eşim, en güzel beyim. O bir Brad Pitt ve ben kısa boylu, tombiş parmaklı, kalçası Amber Rose çakması bir Anjelina Jolie'yim. Ben onunla evlenecem. Bundan bi 30 saat önce dedi yani, Hollanda'ya gelecem evlenecez diye. GELECEĞE DAİR BİR SÖZÜM VAR ALLAHIM. Artık böyle. Beş sene sonrasını garantiye almam lazım kendimi yoksa bu şanssızlıkla iki sene sonra geberecem, bana da yazıq.

Döndüm yani. İstanbul adam yutar dediler, paramı yuttu adam yutmadı diyemedim. Şakır şakır paralar gitti. Ben dönmeden önce Euro 3,40'di dedim yarappim bak ben dönüyorum diye borsa işlerini bile hayırlı yaptın artık bi beş yap şunu da benim de yüzüm gülsün dedim. Şu an odam çok dağınık ve toplamak istemiyorum. Kendimi Serkan Kaya'ya verdim, artık bu günlerde onu dinler biraz bunalıma daha girer yazılar yazarım. Ama artık döndüm. 5 sene sonrasına ait düğün kartlarımı da hazırlıyayım, hayalim onunla evlenmek, hayatım Serkan Kaya. Nekadar boq ya.

Q harfi ile hayatımı kolaylaştırıyorum; yıqıldım
Şüheda Özyar


NOT: Dönmesini, gitmeden önce düşünecektin.

BU ARADA:
WWW.SHOPOHA.COM 'dan T-SHIRTLARINIZA SAHİP OLUN, size online bile destek çıkıyorum Allahım çok qoolım.

"Mavi mavi ne çok severim seni"
suheda ozyar, mavi, deniz, t-shirt, tshirt, oha, suhedaozyar, marka sahibi, blog



02 juni, 2015

Temzilik

Şunu da şuraya atıyım

Daha şimdi sildim bu TOZ DA NERDEN KONDU. Kıronik hastalığa yakalanıcam galiba toz alerjisi oldum bak burunda basur çıktı yeter ama. Çocuk bile yirmi üç gündür yazmıyor sen ne diye ertesi gün gelip hayatıma toz oluyorsun. Yalnız kala kala tozlarla anlaşmaya başlıyorum. Sildiğim gibi anı değerlendiren var ben böylesini görmedim. Ya siliyorum böyle oh misss kokular havada uçuyor derken ufacıktan konuyor oraya. Ne yapıyım yani süpürge makinesini odanın bir köşesine koyup sabahtan akşama kadar çeksin elektirik faturasıyla mı uğraşıyım napıyım?

Belirli yaşımdan itibaren bugüne kadar triplex bir evin sadece bir katını temizledim. Oturma odası vs. Ondan önce zengindik. Temizlikçi kadın gelip giderdi böyle. Eve geldiğimde her yer toz lalesi, pamuk ipliği, nefes aldığım bu burun hep bi açıktı. Şimdi oldu g*t lalesi, bıyık ipi ve nefes borularımın hepsi tıkanık. Evin diğer iki katını sallamazdım `Nasıl olsa misafir görmüyor gençliğime yazık` kafasında olduğumdan dolayı. Sonra bi baktım Şüşü bir İstanbullu ve triplex ev değil bu, bu bildiğin hotel odası ama ultradelux residence ama kira param da bi yerime batıyor. Sorumluluk yani. Eve kapı gibi fatura girecek korkusuyla evden çıkmadan önce TELEVİZYONU pile pirizden çekiyorum. 5 TL`de 22 TL dir yani. Bi taksi parası yazık günah. İstanbula taşındığım günden beri `Bu bana girer, bu bana yağdırır, bu beni kazıklar` diye diye beş kuruş harcamışlığım yok anne yemin ederim biraz ya gönderirmisim bankama (A) ?
Çok temizlik yapmam ama dağınık da değilim evi b*k götürüyor. Temizlik yapmaya başladığım zaman ki titizlik de kimsede yok. Son ses müzik, bangır bangır oynaya oynaya dört saat geçiyor aradan hala yeri silemedim. Aynen çok doğru okudunuz, yeri siliyorum. Şimdi eve süpürge makinesi almadım. Boşuna para harcıyamam elimle sil gitsin dedim ama Kızartma bağırdı çağırdı sonunda gittim komşu`ya "Merhaba ben yan komşu Şüşü" ... ÇOCUK TAŞŞŞŞŞŞ ALLAHIM AMİN SEN BİLİYON NASİP ET. "Ya bu sabah evin yanından geçerken süpürge makinesinin sesini duydum, bi rica etsem ben kullansam geri getirsem" dedim kanla ter içinde kaldım yarappimmm adı da BURSİNNN mişş!! Serenayın olayım gel beraber süpürelim şu 40m karelik odayı gel diyemedim. Süpürge makinesi ve komşuyla hayal kuracağımı tahmin edememiştim. Ki oturan hepsi ama hepsi zengin ve bu Bursin ile Four Seasons Hotel`inde bi düğün yapardık. Evden süpürge makinesini beraber çıkarırdık çünkü bizim aşkımız böyle başladı. Çok mutluyum, aldım süpürgeyi girdim eve, tatile bana gelen Kızartmanın ağızından bi kere bana karşı doğru bi söz duydum başladım evi süpürmeye. Ama süpürge bizim bildiğimiz süpürge değilmiş. Bi çubuk fark edin içine çekiyo falan küçük birşey yani. Elimde süpürge makinesi olmasına rağmen yağdırdım. Bu ne dedim ya 40m`lik odayı 1 saatte bitiremedim. Neyse sonunda bitti dedim `şu torbayı da temizliyeyim de çocuk demesin tozunu bile bıraktı bana` diye. Evlenmeden önce sızlanmasını istemedim. Torbayı çıkaracağıma TRAK torbayı kırdım. Evi toz götürdü. Kızartma banyodan çıktığı gibi tozlarla dans ettim. "Napıyon lan?" ... "Evlenmek istiyorsan söyle de ortam kurardım" dedi. Üzerimden gül yaprakların atılmasını görmek istermiş de arkadşının üzerinden tozlar yağdı diye üzülmüş. POPOM yani. Gittim bi iki saat bir de evi süpürüyorum ama Kızartma hiç bi tarafını oynatmıyor. Evime tatile gelen o imamın karısı gibi yayılan da o ama kül kedisi benmiyim lan başlatmayın adaletinizden diyip çıktım Bursin`e teşekkür ettim. Şöyle bi göz attım içeri ve galiba sevgilisinden ayrıldı Allahımmmmmmm çok mutluyummm! Geçen kız gelmiş yandan yandan bağrıyorlardı böyle kızın sesine çok uyuz olmuştum o zaman zaten Bursinime yapmayacaktı onu, çünkü biz artık S&B evleniyor yani diyor ki Serenay ve Bursin sizleri Four Seasons Hotel`de düğünlerine bekliyor.
Neyse girdim eve ardan bir kaç gün geçiyor ulan evi temizleyen hep ben insaf yani gel temizle ne var sanki al bezi iki üç spray sık çık git. Ama yapmadı. Döndüm Kızartmaya "Anadan sonra görmüş" ... "Bana mı diyon lan?" dedi ... "Evet, insan bi eline bez alır iki spray evi temizler hayrına lan hayrına Allah rızası için bak temizlik yaparken ölücem beni nasıl hastahaneye kaldırıcan anneme babama açıklama vericen he söylesene görmüş???" dedim. "ULAN ABART ABART, EVİN NEYİNİ TEMİZLİYON HER YERİNİ AYNI SPRAYLA SİLİYON YERİ DE CAMI DA HATTA AYAKKABIN BEYAZLASIN DİYE BİLE" dedi. Dedim noluyo? Valla doğru diyo afgakjfsjd. Evin her köşesini bir tane temizlik sprayı ile silerim. Yani yer için mi cam için mi fark etmiyor yeter ki şişenin önüne "TEMİZLİYOR" yazsın HAHAHA. Kızartma meğersem benden iğrenmiş de hiç birşeye dokunmamış "Ben anadan sonra görmüşsem sen hiç görmemişsin valla ömrümde böyle temizlik yapanı görmedim" dedi. Sonra üzerine insanlar boğulurcasına Yumoş sıkıyorum. Oh misssss...

Evi temizleyince Yumoş`u her yere sıkarım. Açtım giriş kapısını koridorun başına yürüdüm, spray sıka sıka koşa koşa eve girdim. Bir kaç saat sonra kapım çaldı "SIKMA ARTIK ŞUNU VALLA ÖLDÜK" dedi anam nasıl da ben olduğumu anladı ben anlamadım. "Ne diyon ya bende rahatsız oluyorum bu kokudan" dedim ... "HADİ ORDAN KAPIN KAPALI OLDUĞU HALDEN KAPI ALTINDAN ÇİÇEKLER AYICIKLAR UÇUŞUYOR" diye bağrıyor bi de "Bağırma lan" dedim "O dediğin anca çamaşır reklamlarında olur daha çamaşırları bile yıkamadım ne yağdırıyon" dedim kapattım kapıyı dahada görmedim.

S&B
Şüheda Özyar


NOT: Elbette bir gün gerçekleşecek diye hayal kurmaktan vazgeçme.

Daha da Bursine gidip süpürge makinesi sormadım, sırtım paslandı yemin ederim yerleri silecem diye Serenay içinde Feriha yaşıyorum gittim dün Swiffer aldım. Hop iki üç trak truk yer temiz artık teveziyon reklamcılığına inanıyorum. BECEAUSE EVİM ŞAHANE (A)

swiffer, oha, temizlik, toz, suheda ozyar, blog, marka

13 mei, 2015

Fal

Bak bak ne çıkmış

Dedim sana kesin o bak falında bile çıktı. Ya OHÁÁ kızım bildiğin sensin bu bak bu da o uyuz kız arkandan nasıl yağdırıyor. Fal`a inan falsız da kalma dedim hep sana bak dediğime geleceksin bu çocuk seni aldatıyo. Evet gel gaza gel ayrıl bundan yani. Aynen bak burada kız, bir de esmer yani saçları kahve rengi. Sarı değil saçları ya kahve rengi bak aynen. Yani diyor ki kafayı yemedim ama yemeğe az kaldı o yüzden neyse halim çıksın falim.

Yazmadım çünkü yazamadım ama SS 2015 OHÁ koleksiyonu çok yakında #5!
Fal olayına hiç inanmam ama inanmak isterim. Genellikle insanlar `bak sallarım` dedikleri zaman bile bazen ağızlarından bal damlıyor bal moduna giriyorum. Salla n`olur salla, beni seviyor de bensiz olamıyor de at gitsin salla yani sonuçta hepsi kahvenin içinden geliyor yani ben bilmem. Kahvemin falına kim baksa hepsi doğrudur. Hepsine inanırım. İnanmıyorum der haddinden fazla inanırım. `Bak burada bir kız arkandan konuşuyor uzun boylu zayıf` dedikleri zaman direk aklımda ki kaltağı keserim `kesin o`.. `VALLA BİLLA O` derim. Çünkü inanıyor gibi oluyorum, gerçektir yani o BITCH benim arkamdan konuşuyor.
Kahve falı, tarot falı, astroloji, rüya yorumu, katina aşk falı hepsine inanma ama onlarsız da kalma ama ben inanırım. Rüyamda ne çıksa inanıyorum, astroloji ne derse aynı ben diyorum. AYNI AYNI. O çocuk benim olana kadar tüm fallara bakmam lazım. Kahve`yi yeniden içip çevirip o çocuk falımda çıkacak. O ÇOCUK BURAYA GELECEK.
Herzaman istemişimdir: ben İstanbul`a geldiğimde bir gün falcıya gidicem. Kime `var mı iyi bildiğin bir falcı?` diye sorduğumda `Biri var kızım isim bile söylüyor` dediler `OHA LAN NERDE?` diye soruyorum `Yok artık kadın yapmıyormuş` sonucunu veriyorlar. Allah vermesin ya belanızı. Ben napıyım yani hiç fal baktırmıyım mı, ölimmi napıyım? Gidemedim sonuçta. Hiç bir falcıya gidip de fal baktıramadım. Ünlülere bile sordum `Var mı bildiğiniz iyi falcı?` dedim, `Evet var valla Bebek`te bilmem ne teyzesi diye geçiyormuş, işte Adriana Lima`ya bile fal baktıran kadın` dedi. TAMAM. GİDECEM. Hala gidemedim çünkü maddi konudan `ulan nekadar ister bu kadın şimdi abartmasın` dedim gittim sonunda Kaahve falı diye bi uygulama indirdim. Artık kahvemin içinden resimleri çekip buna yolluyor yarım saat sonra göt kadar yorum geliyor. Artık bununla idare ediyorum, napıyım yani fakirim mi diyim napıyım. Hatta geçende arkadaşımla aynı yorum geldi, nasıl moralim bozuldu nasıl artık sen düşün.
Şimdi çalışıyorum derken patladım bi an. Sıkıldım daraldım valla bi değişiklik olsun dedim bilgisayarın ekranı yüzüme patlayacak estetisyen arıyacam para yok diye diye bi kızı aradım `Kızım şu internetten fal bakan kadının sitesi neydi` dedim. Binnaz abla dedi. `Aşk falı baksın bak bok bi durumdayım kimi seviyorum belli değil ama onunla evlenmek istiyorum o olsun yani o çıksın bak neye baktırıyım?` diye sordum, KATİNA AŞK FALI dedi. Dedim işte aşk bu. Benimki geliyor o da biliyor kalbimi yerden yere vuruyor. Bu aşk benim olacak o çocukla evlenecem. Tüm gazla gittim site`ye üye oldum, yedi tane kart açtırdım, ödemeyi de yaptım hatta sorumu da sordum `iki kişi var hangisi olacak yani kimle çıkacam?` dahada açık sözlü olamazdım yani dedim artık biri olsun. Nasıl mutluyum nasıl. Yarım saat sonra mail geliyor işte Şüşü hanım iki kişiden bahsetmişsiniz de bunların burcu ne dedi. `Çocuk 1, Çocuk 2` dedim gönderdim. Bu işi bunlar ciddiye alıyor diye düşündüm. Özel mail attıklarına göre bomba gibi yorum gelir artık bende gider evlenme teklifi eder evleniriz dedim. O değil yani evlenme teklifini bile ben edicem o derecede ciddiyim bu konuda. Her saniye sayfayı yeniliyorum böyle saniyesinde ne çıkacak diye. Oturduğum yerde bana fal bakılıyor dedim çok mutluyum. Bir saat sonra yorum geldi. Yedi dakikalık hayvan gibi yorumu bastı kadın işte hayatım değişecek bu yorumdan sonra evlenecem artık bekarlığa veda dedim `Şüşü hanım merhabalar, iki kişiden bahsetmişsiniz Çocuk 1 ve Çocuk 2` falan dedi. Sonra kadın bildiğin işte Çocuk 1 ile öyle mutlu da böyle mutlu da çok uyumlu, böyle uyumluluk hiç görülmedi, hep mutluluk, anca mutluluk, mutluluktan ölüyoz yani sen bir de bana sor, uzun ömürlü olacaksınız, rahat olacaksınızda bilmem ne işte bu dedim, bu adam benim adam başkasına yar olmam. Çocuk 2 dedi, işte ne bileyim uzun ömürlü olmaz bununla öyle düşünmüyor işte ciddi değil sen bunu salla Çocuk 1`e git diye gazladı beni. Yorum bitti nasıl mutluyum nasıl yani işte ben böyle severim dedim. Sonra bir an duraksadım. Bok diye yorum attım falcıya. Anlamadım? dedi. Bu çocuk 1 ay sonra evleniyo napıcaz şimdi dedim. Oooo sen merak etme kartlara göre yakın zamanda ayrılacaklar dedi çok mutsuz zaten. Havalara uçtum. O ÇOCUK BENİM OLACAK. Mutsuz olduğunu hep söylüyordu zaten de iki hafta sonra DÜĞÜNÜ VAR KİM KİMLE AYRILIYO KİMİ KANDIRIYON BİNNAZ YA BOK MUTSUZ????

Çocuk 2`yi direk salladım, duydum ki ciddi değilmişsin Allah belanı vermesin dedim hemen salladım bunu. Çocuk 1`e koştum yağdırdım ayrıl işte zaten ayrılacakmışsınız evlenelim falan Binnaz öyle dedi dedim asdjhgfkjhdag. Çok ciddiydim ama beni ciddiye almadı galiba. Harbiden ilk kez tam anlamıyla sevmiş olabilir miyim birini veya seni? Evlenmeyi bile göze aldım bana benzeyen birini buldum. Ruh öküzüm dedim de duydum ki düğünün varmış. Gideyim biraz İsmail YK dinliyeyim sonra uğruna bir kaç km yürüyeyim ağlıyım sonra yeniden fal baktırırım, evlendikten sonra ayrılırsın artık.

Bak bi ne çıkmış,
Şüheda Özyar


NOT: Sana en çok ben yakıştım.

Şu falıma biri baksın n`olur ne çıkmış?:



20 april, 2015

Dönüş bileti

Her gidişin bir dönüşü vardır

Herşeyin başlangıcı gibi de bitişi vardır. En nefret ettiğim şeydir bitişler, sonlar, gitmeler, vedalar, hiç birini sevmiyorum... En neşeli anında gelen hüzüntü gibidir dönüş bileti. Geri gitmek istemediğini sadece kendin bilmen gibi. Bazı şeyleri böyle bazen sadece iki üç günlük tatilde hayatında ki kararları mahfedersin ya, bazı şeyleri batırdım gibi. Üç günün iki günü miğdem bulandı, kustum. Bir günü başım ağırdı ama ona hep yazdım. Öyleyim, böyleyim, başım ağrıyor kustum diyorum yediğim bokları bile anlatan bir insanım sen beni nasıl sevmezsin dedim. Kafam güzel olunca beni istemiyorsun diye haykırdım sonra içki benlik birşey olmadığını anladım. Anason kokmasın masalar. Bana bir tane nane limonlu çay lütfen! Onun geleceği yok zaten... Her halimle istemediğinin de farkına vardım. Çok istersen olmuyor dediklerinde ben isteyeceğimde olmayacak mı havalarına giriyordum ki olmadı. Avucumun içinde tutamadığım bir kaç sevgi sözcükleri. Şu an uçakta avucumun içine alabildiğim tek şey güneş, ve hissedebildiğim tek şey ise sıcaklık. Yani üç günlük tatilde kaybettiğim insanlardan geriye kalan tek şey soğukluk ve hatıralar olsa. Bir kaç gün tatil yapmak herkesin yapmak istediği birşeydir galiba, İzmir. Üç günlük tatil için küçük bir bavul getirdim ve bu bile bana yetmediğini anladım. Bir yere gittiğim zaman herşeyi getirmek istedim. Ki anladım, istediğin herşeyi getirebilirsin de düşündüğünü bırakamazsın. Bana bir kutu almışlardı, unutmak istediklerini bu kutuya anlat sonra kapağını kapat dediler. Kapağı kapanınca konu kapanmıyor ama insan buna da inanmak istiyor işte. Tıpkı aldığım uçak bileti gibi. Giderken bitiyor da, dönerken yeniden başlıyor.
Hayatımda yapmam dediklerimi yaptım, yaparken de insanları kendimden soğuttum. Kendimi de kendimden soğuttum. Sonra üsteledim, sevdiğim insanları kırdığım zaman bir kere daha kırarım, sonra bir kere daha, sonunda özür diler kenara çekilirim. Seni kırmak istediğimden değil, olayı düzeltmeye çalışırken herşeyi boka batırmakdır bunun adı. Ve bu konuda baya bir tecrübeliyimdir. Bu yüzden de bazen geri dönüş bileti herşeyden daha iyi gelir. Havada uçmak gibi birşey ama kendimi bilirim, sonuçta sana değer vermesem seni bir kere daha kırmam, sonra bir kere daha... Slow müziğe benzetirim bazen hayatı. Beğendiğim bir müziği bıkana kadar dinlerim, seni de kendimden bıktırdığım gibi. Geri dönüş bileti bazen "vay be" dedirten tek bilettir. Bitti ve geçti manasında. Bitti ve geçti'nin arasına ince bir çizgi koydukları zaman arasında ki ince ayrıntıyı kaçırmaman gerekiyor. Yani sevmek, sevilmek, özlemek, boka batırmak. En son dayanamayıp beyaz çikolatalı çilekli pasta aldım. Oturdum iki dilim yedim. Beyaz çikolataya tat veren çilek gibi olmanı çok istedim. Geri döndüğümde yüzüme bakıp konuşacak tek insan olmanı istedim. Zaten çok çevrem yok diyip tek çevrem sen olmanı isterdim. İzmirin 23 derecelik havasında güneşim olmanı istedim, yani istedim bunu, sonra en sevdiğim yazarın bana verdiği heyecanı görmek gibidir hayat. Bu hayat hep bi sonradan hikayesi gibi. Çünkü sonradan hepimiz birer birer pişman olduk. Uçak bileti birşeyden kaçmak gibi görünsede birşeyden uzak durmak gibidir aslında. Çünkü herkes bulutların üzerinde uçmak ister. Geri dönüş biletinde herkes yorgundur. Çoğunlukla herkes uyur ve uykunun tadını bir de uçarken çıkarır. Havalarda uçuyorum bu olsa gerek veya ayakta mı uyuyorsun? Değil ama uçarken uyumayı seviyorum. Uçarken dışarı bakmayı seviyorum. Koydular beni koridora, uyuyan herkesin başı yolu kapatıyor. Onlar bile uyurken gitme dediklerini anladım. Yani her bir hareket bile bir anlam taşır bu bünyemde. Sonra acil çıkışı açıp bulutların üzerine zıplamak istiyorum şu an. Mutluluk benim için sadece bulutların yukarısında olan hayat. Mavi, güneş ve beyazlık. Çocuk gibi gülmeyi çok istedim. Bu yüzdende bazen hayatımda acil çıkışım olsun istedim. Şurdan bir atlasam da mutlu olsam. Mutluyum ama dahada mutlu olabilirim çünkü bunu başarabilirim. Duâ ile...

Uçabileceğim günü bekliyorum veya seninle sırf iki bilet alıp bir yerlere uçmak isterdim. Sana bulutların üzerinde uçmanın keyfini her türlü anlatabilirim. Gidiş ve dönüşü olan birşey. Seninle gidip de seninle dönmek gibi. Bi beyaz çikolatalı çilekli pasta mesela, veya acil çıkışı olan bir yer gibi...

Ruhumda kanatlarım yok ama uçağın kanatları var: Benimle iki bilet olur musun?

Hoşgeldin,
Şüheda Özyar


NOT: "Vay be" dedirten tek şeydir geri dönüş bileti...

İzmir 23 derece dediler, bu yüzden bulutların üzerinde uçarken en sevdiğim yazarla tanıştım ve sonunda güneşi avucumun içine alarak geri döndüm:

izmir, tatil, pucca, suheda ozyar, suheda, susu, donus bileti

13 april, 2015

Benimki

Geliyor o da biliyor (A)

Yalının her yaz Cornetto ile yaptığı şarkıları geçtim klipleri beni benden alıyor. Öyle bi yaz yaşamadık henüz yani görmedik. Magnumdan çıkan ses ile ilgi çekmeyi bıraktım hıyar yiyenleri gördüm. Onu da geçtim Cornetto`ya özendim artık. Yaz aşkım olacak da beni biri facebookdan bulacak da eve senle dönüyorsam evden senşe çıkıyrosam aklımı senle alamıyorsan aşksın. Hadi onu geçtim benimkinin geldiğini bi ben bilirim ama onun benden haberi olmaz. Beni bi ben bilirim de sen beni ne zaman bilirsin onu bilmem.

Seninki geliyor olayı çok meşhur. Mesela benim bir çok seninki var, bir tanesi bile bundan haberi yok. Benimki diyorum çocuk benim varlığımdan habersiz. Murat Boz`u görünce `Lan seninki seninki` diyorlar ama adam ne bilsin? Her zaman her şeyi platonik yaşadım. Yaşamayı da sevdim. Seninki, benimki, onunki e ebeninki yok artık diye limitliyorum. Yalın ne güzel söylemiş `Benimki geliyor, o da biliyor, kalbimi yerden yere vuruyor, ah bi gülüyor, of bi bakıyor` ...
Klipler çok hayal perest bir dünya çoğu zaman. Olmasını istediğimiz her şey kısa bir film gibi görüntüleniyor. Ama bazen de saçma. Mesela ben ve Kerem Bursin gibi. Kerem Bursin beni yaz tatilinde görecek de, beni kafasına takıp arayacak da işte sonunda kavuşacaz al Cornetto ye diyecek. Bok. En son biriyle dışarı çıktığımda sahilde yürürken `Çekirdek alayım mı?` demişti çocuk. Yaw Allahım valla buna da şükür de benim dualar nereye gidiyor onu anlıyamadım da, diye soramadım ama ÇEKİRDEK ALAYIM MI ne demek ya. Al al çıtla çıtla, al yere at bi de kirlet iyice ben toplarım.
Mesela benim her gün bi benimki vardır. Benimki dediğim herkes bana da benimsin deseydi dünya toz pembe, şimdi de Bebek`e gidelim gibi güzel olmaz mıydı? Her gittiğim mekana `Aha bu benim` diye kaparım çocuğu valla kıza niye yedirttireyim mal mıyım. Arkadaşıma da `Hadi taaam ağlama lan bu da seninki olsun` derim. Mekanın en `Bu olmamış` boy`ı en iyi arkadaşıma paslarım çünkü bitch please o benimki.
Artık benimki benimki o benim bu benim YEMİN EDİYOM BU DA BENİM nereye kadar kaç yaz geçecek aradan kaç Cornetto yiyeceğim daha mutluluğun formülünü bulmak için derken eve giderken bi Taxi`ye bindim. Sürücünün yanına geçtim oturdum, ama yorgunum yani eve gitsem de dinlensem diye çabalıyorum. Taxi`ci abi birden `Hayırdır ya bukadar yorgun görünüyorsun` diye sordu. `Ya Bursa`dan geliyorum` dedim ... `OOO SENİ ALLAH GÖNDERDİ ALLAH` diye bağırdı. Lan noluyo dedim Allah gönderdi beni de ne bu mutluluk dedim biri de normal çıkmaz kafasındayım atıcam kendimi camdan valla yeter. `Ya sana bir şey soracam` dedi ... `Buyur abi` dedim. `Bursa`da Şeytan deresi nerede?` diye sordu. HAYDAAAA. Bilmiyom dedim. `Ya ben Bursa`dan geliyorum derken tatile gittim yani` dedim. Sonra Türkçeme iyi bi küfür ettim. Ben ne diyom adam ne anlıyo. Bursa dedim adam ŞEYTAN diyo. Neyse dedim eeee nolmuş. `Ya orada bana ait bi define var dedi`. EVET EVET EVET EVLENMEYİ KABUL EDİYORUM. E adam defineeden bahsediyor, neeeee 700k`lık altın mı???? Aldatabilirsin olsun. Adam bi anlatıyo bi anlatıyo, işte üç harfliler orada adamı bekliyormuş da bi ak sakallı adam buna söylemiş bunu. Dedim adam sadete gel çarpılıcam yüzüm g*tüme dönecek. O ak sakallı bu adama ne dediyse hepsi tutmuş tamam mı. İşte taxici abi `Çocuğum zor durumda` demiş, ak sakallı okumuş trak çocuk iki haftaya superdelux bi iş bulmuş şimdi villa almış sonra taxici çocuğum evlenecek yaşta bi kısmeti yok demiş, ak sakallı okumuş iki hafta içinde Vicotrias Secret çakmasıyla sözü olmuş. Ulan ben bi uyandım. Uykuluydum uykumdan uyandım. BENİ DE OKUT, dedim taxiciye. BENİ DE BENİ DE, dedim. AL BENİ OKUSUN. BENİ BENİ. AL: Nasıl yalvar yakar, nasıl mutluyum ak sakallı okuyacak da bana ZENGİN, YAKIŞIKLI Bİ EŞ ADAYI düşecek yani garantiliyorum artık işi. Taxici bana `Ne istiyeceksin ki?` diye sordu. ZENGİN VE YAKIŞIKLI BİR EŞ, dedim. Adam bana baktı `Ne istersen kızım söyle ona, sakın çekinme, ne istersen ama` dedi. Benden mutlusu yok. Gaza geldim. Eve gittim kağıdın üzerine tüm isteklerimi yazdım. Tüm gece uyumadım. Burnu böyle olsun da boyu şöyle olsun, arabası bu olsun ama aklımda ki çocuk olursa da olsun da zengin olsun ama. Yeni yıl kutlaması gibi, artık bu hayalimde ki çocuk benimki geliyorrrr o da biliyor.

Yarın arıyor tüm dilediklerimi söylüyormuşum. Nasıl mutluyum Allahım nasıl sabahdan beri Yalın - benimki şarkısını dinliyorum. Sipariş verdim de yoldaymış gibi. Yaza kalmaz boğazda evlenirim artık sonra tüm eski sevgilierime davetiye atarım `ZENGİNİ BULDUM SİZİ FAKİR` diye de not atıcam üzerine düğünümde Cornetto dağıtıcam çünkü HE IS MINE, şu da senin olsun... aynen aynen şu varya... ıyyyh.

Kalbimi yerden yere vuruyor,
Şüheda Özyar


NOT: Arkadaşların beni görünce seninki desinler yeter.

Şimay ile Bursa`da takılıyoz


08 april, 2015

Nane limonlu çay

Bir limon hikayesi

Bekle bekle nereye kadar diye düşündüğümde kulaklığı takıp sahilde yürümeyi tercih ettim. Gezdim abi. Bildiğin bir saate kadar yakın yürüdüm. Şarkı dinledim, hiç düşünmeden sahil yolunda yürüdüm. Ara sıra arkama bakmayı unutmadım. Telefonumu kimse ulaşamayacağı bir şekilde kapattım ve dünya da böyle bir huzurun var olduğunu da sonradan keşfettim. İstanbulun güneşin batışıyla dahada güzel olduğunu, sadece ışıklar göründüğü an insanın bakış açısı dahada farklı olduğunu anladım. Yani İstanbul akşam olunca dahada güzel... Rüzgar esse de aklımda var bir limon. İlk kez abi, hayatımda uzun süre sonra ilk kez biriyle yemeğe gittiğim zaman telefonuma bakmak istemedim. İki saniyede bir herşeyi yeniliyen, mesajları kaç ay önce olsa bile elli kere yeniden okuyan, benimle konuşup dahada konuşmayan herkese küfürü basan ben bile telefonumun çok saçma bir şey olduğunu düşündüm. Oldukca gereksiz ve bana birşey katmadığını umdum. Napıyorum falan diye düşündüm. Saçmalama Şüşü, bak şu telefonuna hayata geri dön dedim sonra telefonuma yinede baktım. Ama karşımda ki kişiye saygısızlık yaptığımı hissederek kenara koydum. Olmaz ya dedim, kendimi iyi hissettim. Konuşmaya başladım. En umarsız konulardan konuşmaya başladım. Hiç açmayacağım ve nerden geliyor lan bu konular dediğim herşey. Çocuğun karşısında nekadar saçmaladığımı bilsem bile, beni rezil edip farklı şeyler hakkında konuşup beni başka yargılayacağını bildiğim halde herşeyi her konuyu anlattım. Salak salak güldüm ve kendimi rezil etmeye devam ettim ama yine de güldüm. Çak dediğimde çakmasında değildim aslında, yumuşacık elleri var abi ben böyle birşey dokunmadım hiç. Kendimdim yani o da kendiliğime karşılık gülümsedi tüm gün. Sonunda kalkıp eve gitmeyi çok istedim çünkü bokunu çıkaracağımı biliyordum. Yani herşeyin bir sınırı var ama ben herşeyi mahfetmeyi iyi bildiğim için eve gidip de çocuğun benimle konuşmayacak korkusunu yaşadım içimde. Saçma saçma konuşuyorsun Şüşü sevmekten mi bahsediyorsun ya saçmalama lan demek istedim ve şu an Tarabya'ya kadar yürüdüğümü fark ettim. İlk kez lan eve gidip çocuk yazmazsa ne boku yiyeceğim diye düşündüm. Ya yazmazsa şimdi bir daha konuşmazsa Allahım ettiğim bütün ama kos kocaman bütün duâlar bu çocukta tutsun istedim. Çocukla boku yemek istemiyorum çünkü bu gidişle rezil olacağım. Yürüdüm bildiğin, bugün ben baya yürüdüm. Sırf o seviyor diye onun sevdiği şarkıları dinledim. Bu yüzden bir anlık onun gibi biri oldum, yani ona benzemeyi çok istedim. İstanbul güzel, onu demek istedim. Kararınca, akşam olup ışıklar yanınca bir ayrı güzel. Bazen ne düşündüğümü bile bilmiyorum, bu yüzden yürümek iyi geliyor. Harbiden bazen "noluyor" diye düşünüyorum. Sonra döndüm, oturdum, dondurmalı çikolatalı pasta yedim... Üzerine nane limonlu çay içtim. Limonum ayrı geldi. Sonra anladım ki sonradan çayı tamamlayan limon gibisin. Çayın içine atsam tadı değişir, İstanbul sahilinde yürüsem esen rüzgarıyla beni ısıtırsın diye düşündüm. Limonu, naneli çayın içine attım. Bu yazıyı yazdım. Sahili kadar güzel olan bi şehirde zort gibi yalnız başıma çay içtim.

Göt bile iki parçayken ben niye yalnızım? Kafayı yemeden bitiriyorum bu yazıyı, ama sırf ellerine dokunmak için bir kere daha çak diyebilirim... Sonra bir kaç saat yürüyüş yapar yine çay içerim. Nane Limonlu çay... Bir gün limonum olman dileğimle,

Çak bi beşlik!
Şüheda Özyar


NOT: Değerini bilmediğimiz anıların tekrarlanmasını sonradan çok istedik.

Yürüdüm yürüdüm limonla büyüdüm (A)

nane limonlu cay, suheda ozyar, suheda, oha, ohá, tisort, tshirt, marka, istanbul, sariyer, yuruyus, hikaye, bere, sapka